Her yönüyle Türkiye'de göçmen sorunu

Türkiye, Suriye ve Afganistan başta olmak üzere çok sayıda ülkeden gelen 5.5 milyon göçmene ev sahipliği yapıyor.

16 Ağustos 2021 Pazartesi, 04:00
Her yönüyle Türkiye'de göçmen sorunu
Abone Ol google-news

Mülteci, göçmen veya sığınmacı... Ne olarak adlandırılırsa adlandırılsın hepsi yeni bir yaşam umuduyla yola çıkıyor. Özellikle son yarım yüzyılda dünya bir göç hareketine sahne oluyor. Doğu’dan Batı’ya doğru süren bu göç ise en göze çarpanı. Çoğu zaman ekonomik sebeplerden olsa da göçün asıl nedeni baskılar, can güvenliği ve savaşlar. 

Avrupa ve Akdeniz’in anahtarı olarak görülen Türkiye, onlar için yollarının kesiştiği yerlerden biri. Suriye, Afganistan ve İran başta olmak üzere birçok ülkeden Türkiye’ye 5.5 milyona yakın insan geldi. Bunlardan 3 milyon 700 bini ise geçici koruma altında kayıtlı Suriyeli. Büyük kısmı Türkiye’ye kaçak yollarla giriş yapan bu insanlar için bir göçmen ve sınır güvenliği politikasının hâlâ olmaması ülkede göçmen karşıtı tutumun yükselmesine, öfkenin ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan insanlara yönelmesine neden oluyor. 

Ekonomik kriz ile halkın büyük kısmının geçinemediği ve siyasi baskı altında olduğu ülkemizde son aylarda binlerce Afgan’ın gelmeye başlaması sorunu tekrar gündeme getirdi. ABD ile Kâbil Havalimanı için pazarlığa oturan AKP iktidarı ise gelen göçmenleri “ucuz işgücü” kaynağına, ülkeyi ise göçmenlerin adeta hapsedildiği bir “kafese” çevirmek istiyor. NATO’nun ve ABD’nin askerlerini çekmesiyle başkent Kâbil’i de alarak ülke genelinde kontrolü sağlayan terör örgütü Taliban’dan kaçışlar ise hızlandı.

Bu yazı dizisinde binlerce göçmenin ülkelerini, düzenlerini, yaşamlarını neden arkalarında bıraktığını, çıktıkları umut yolculuğunu, bu yolda yaşadıklarını ve Türkiye’de nelerle karşılaştıklarını anlatacağız.

SINIRDAKİ KAÇAKÇI AĞI

Afganistan’dan, Türkiye başta olmak üzere komşu ülkelere ve Avrupa’ya uzun yıllardır süren göç, NATO ve ABD’nin 20 yıldır süren işgalin ardından askerlerini çekme kararı almasıyla terör örgütü Taliban’ın hızlı ilerleyişiyle arttı. Afganlar’ın başkent Kâbil’i de alarak ülkeyi kontrol etmeye başlayan Taliban’ın korkusuyla İran üzerinden binlerce kilometreyi aşarak kendileri için hem hedef hem de transit ülke olan Türkiye’ye gelişleri hız kazandı. Kaçak yollarla yaklaşık üç bin kilometre yol kat ederek Van başta olmak üzere Ağrı ve Hakkâri üzerinden Türkiye’ye giriş yapan düzensiz göçmenlerin rotası çoğunlukla Avrupa’yı gösteriyor.

İran yasalarına göre izinsiz şekilde Türkiye sınırına gelmek yasak olmasına karşın denetimler yapılmıyor. İran da dört milyona yakın göçmen barındırıyor. İran artık uluslararası bir çözüm olmaması ve ülke üzerindeki ambargo baskısından dolayı Türkiye’ye yönelik akını engelleme girişiminde bulunmuyor.

İran’ın Türkiye sınırındaki Urmiye, Salmas, Maku, Hoy kentleri üzerinden Ağrı’nın Doğubeyazıt, Hakkâri’nin Şemdinli ve Yüksekova, Van’ın Başkale, Saray, Özalp ile Çaldıran ilçelerinden ülkeye giriş yapan göçmenlerin geçiş hatları ise aralıklarla değişiyor. Son dönemlerde geçişlere dair görüntülerin haberlere ve sosyal medyaya yansıması mevcut rotalarda güvenlik önlemlerini artırdı. Bu nedenle rotalarda son on günde büyük bir azalma olsa da Van’da yeni rotalar üzerinden ülkeye geçişleri yapılıyor. Birkaç hafta önceye kadar günlük ortalama 900 kişinin geçtiği ve sınıra 700-800 metre mesafede olan Saray’ın Bakışık köyü ile Özalp’ın Yukarı ve Aşağı Tulgalı köylerinden bugünlerde ise yaklaşık 300 kişi geçiyor. Sınırın 110 kilometresine dört metre genişlik ile dört metre derinlikte kazılan hendeklerde, kaçakçılar tarafından bir insanın geçebileceği şekilde 50-60 cm. toprakla dolduruyor. Artan denetimlerden dolayı geçişler daha çok gece yapılıyor. 

MERKEZ TATVAN

Sürekli bir göçmen hareketliliğin olduğu Van, göçmenler için transit bir geçiş olarak kullanılıyor. Göçmenlerin en fazla 3-7 gün kaldığı kentte daha önce yollarda, yerleşim alanlarında ve otogarlarda göçmen görmek mümkünken son dönemlerde geçişlere dair görüntülerin haberlere ve sosyal medyaya yansımasının ardından artırılan güvenlik önlemlerinden dolayı dışarıda artık pekte göçmen görmek mümkün değil. Göçmenlerin bekletildiği mahallelerde ise sayı artıyor. Kaçakçıların programına göre belirlenen yerlerde toplanıp Tatvan üzerinden Avrupa için Edirne’ye, botlarla Yunanistan’a gitmek için sahil şehirlerine, Türkiye’de iş bulma ihtimali yüksek olan İstanbul, İzmir gibi kentlere gitmek için, kimi zaman saatlerce havasız kaldıkları bir tırla kimi zamanda tıka basa sıkıştırdıkları bir minibüsle yola koyuluyorlar.

‘TALİBAN ÜYELERİ TÜRKİYE’YE GİRDİ’ İDDİASI

Sahada geçişlerin başladığı ilk günden beri göçmenleri takip eden gazeteci Ruşen Takva, Van’da göçmenlerin durumuna ilişkin gazetemize değerlendirmelerde bulundu. Göçmenlerin, bir tarafta Türkiye diğer tarafında ise İran karakolunun olduğu dereden inerek geldiğini belirten Takva, “Ben normal kamera ile görürken görevlinin termal kamera ile görmemesi imkânsız. Öyle ki sınırda zaten bir kontrol altyapısı var. Yıllarca geçimini çay, sigara kaçakçılığı ile yapan binlerce köylü yakalanırken böyle büyük bir hareketliliğin fark edilmemesi imkânsız. Yetkililerin sınırdan kimin içeri girdiğine dair bilgisi var ama kontrol yok. Kayıt altına alınmıyor. Görüşme yaptığım kimi göçmenler, kendileriyle beraber sınırdan kimi Taliban üyelerinin de Türkiye’ye girdiğini iddia ediyor. 15 gün önce yaptığım bir görüşmede, bir göçmen ‘Talibandan kaçtık, buraya da Taliban üyesi, sempatizanı geldi’ dedi” diye konuştu.

‘YETKİLİLERLE BAĞLANTI VAR’

Göçmen kaçakçılığına dair de bilgi veren Takva, “Kaçakçılar, kamuoyunun ilgisinin azalmasını bekledikleri için mevcut rotaları kullanmamaya dikkat ediyor. Bundan dolayı İran tarafında yoğun bir bekleyiş var. Kaçakçıların birden fazla taşeronu var. Misal üst taşeron altı ay önce, şu an geçişlerin azaldığı rotayı yeni rota olarak belirlemiş. Bu rota ortaya çıkınca şimdi yeni bir rotaya geçecekler. Üst taşeron nerede rota belirlerse kaçakçılar oradaki köyleri işbirlikçi yapıyor. Altı ay veya bir yıl sonra bu rota değişince o köylülerle de işleri bitiyor. En küçük kaçakçılar, köylüler, göçmenleri sınırdaki 700-800 metreden geçirmek için kişi başı 400 TL alıyor. Bir şekilde işi bozulan kimi küçük taşeron kaçakçılar, üst kaçakçıların yetkililerle bağlantılarının olduğunu dahi söylüyor, ‘O grubun, içinde göçmenlerin olduğu TIR’ları durdurulmuyor bizimkiler durduruluyor, yetkililer biliyorlar mıydı’ diye şikâyet ediyor. Daha önce sınırdaki kimi karakoldaki görevlilerin kaçakçılık işine girdiğine, rüşvet ağına dahil olduklarına dair tape kayıtlarında ortaya çıkmıştı. Bu dava devam ediyor. Sınırdaki İran yetkililerin tamamının da bu yolsuzluk ağlarına bulaştığını biliyoruz. Çoğu zaman karakolun yanında sınırı açıp kendisi gönderiyor” dedi.

NEDEN HEP GENÇ ERKEKLER?

Afgan göçmenlerin aralarında az sayıda aile ve kadın olsa da çoğu genç erkek. Bunun nedeni ise erkeklerin Taliban askeri olmak istememesi, toplumsal cinsiyet ayrımından dolayı erkeklerin önce kendini kurtarmaya çalışması, yolun uzun olmasından dolayı çocuk ve yaşlıların bu mesafeyi kaldıramayacak olma endişesi... Özellikle kadınların yollarda cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalmaları ve kadınlara çalışmasına sıcak bakılmayan toplumların bir örneği olarak erkeklerin önden giderek, aileyi daha sonra yanına alma düşüncesi yatıyor.

HER GÜN BİR KAÇAKÇI YAKALANIYOR

Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu Başkanı avukat Jindar Uçar ise “Gazetecilerin, içinde İran’da idama mahkûm edilenlerin göçmenlerin geçiş noktalarını ortaya çıkarması hak ihlali yaratıyor. Geçiş rotasının çizilmesi riskli. İltica etme hakkı engellenmemeli. Kolluk suça geri itme taktiğini uyguluyor. Geçişler azaldı. Daha önce sigara, mazot, çay kaçakçılığı yapmış kişiler daha çok göçmen kaçakçısı oluyor. Kentte neredeyse her gün bir göçmen kaçakçısı yakalanıyor. Ama asıl faillerin tespiti sağlanmıyor. Yargının cezasızlık politikası, insanların bu alana yönelmesine neden oluyor” diye konuştu.

AYAKKABI YOK

Gelenlerin çoğunun genç erkek olmasına ilişkin de Uçar, “Afganistan’dan açlığı ve ölümü dahi göze alarak yola çıkan biri, bin bir zorlukla Van’a gelene kadar defalarca şiddete maruz kalıyor, soyuluyor. Özellikle kadınlar tecavüze uğruyor. Çoğunun ayakkabısı yok, yara içinde yalınayak geliyorlar. Aç susuzlar. Ama gelebilen kadınlar da gelebiliyor. Evet, çoğu genç erkekler ama aileler de var. Mesafe büyük etken. Uzun bir yol olduğu için yaşlıların bunu kaldırması çok zor. Bu yolculuk bazen cinayet bazen facia ile de sonuçlanıyor. Bundan dolayı ilk etapta erkekler geliyor” açıklamasında bulundu.