Hindistan’da kadın gazeteci olmak

Hindistan’ın Khabar Lahariya (Haber Dalgaları) isimli gazetesinin muhabirlerinden biri olan Suneetra’nın düşünceleri, ne yazık ki bugün dünyanın pek çok yerindeki kadınlar için hâlâ geçerliliğini koruyan bir durum.

29 Mayıs 2021 Cumartesi, 15:58
Hindistan’da kadın gazeteci olmak
Abone Ol google-news

“Bazen içime bir korku düşüyor. Bu nasıl hayat böyle? Kadınlar dünyanın her yerinde büyük adaletsizliklerle karşılaşıyorlar. Bazen kadın olarak doğmakta günah işlemişiz gibi geliyor.”

Hindistan’ın Khabar Lahariya (Haber Dalgaları) isimli gazetesinin muhabirlerinden biri olan Suneetra’nın düşünceleri, ne yazık ki bugün dünyanın pek çok yerindeki kadınlar için hâlâ geçerliliğini koruyan bir durum. IKSV’nin mayıs ayı seçkisinde yer alan belgesellerden biri olan Writing with Fire (Ateşle Yazmak), Suneetra’nın da bünyesinde yer aldığı ve kadınlar tarafından çıkarılan tek gazete olma özelliğini taşıyan Khabar Lahariya’nın hikâyesini filmleştirirken, kadın olmak üzerine söyledikleriyle de güçlü bir manifestoya dönüşüyor.

Dünyanın en acımasız sosyal hiyerarşisinin yüzyıllardır varlığını koruduğu Hindistan, dört ayrı kasttan mürekkep bir sisteme sahip. Din adamları, Savaşçılar, Tüccarlar ve İşçiler’den oluşan kast sisteminin dışında bırakılacak kadar “insan” olarak görülmeyen bir de “Dokunulmazlar” sınıfı var. Girizgâhını bu sözlerle yapan Writing with Fire, işte bu sınıfa mensup ve toplum tarafından korkunç bir ayrımcılığa, eşitsizliğe ve hatta şiddete maruz kalan bir grup kadının mücadelesini beyazperdeye taşıyor. Hayatları boyunca sırtlarında bir yük olarak taşıdıkları kimliklerine, hoşgörüsüzlüğün her köşesine sindiği bir ülkeye ve sisteme karşı çıkan bu cesur kadınlar, yalnızca başkaldırmakla yetinmiyor; bir de toplumu değiştirmeye girişiyorlar. Köylerinden bile çıkmaları mümkün olmayan, pek çoğu için eğitimin bir hayalden ibaret olduğu, kocaları için “köle” olmaları beklenen bir dünyada hem kadınlar hem de toplum için bir umut ışığı oluyorlar.

Sundance’te İzleyici Ödülü’ne layık görülen bu hayranlık uyandırıcı belgesel, esasen 2002 yılında kurulan bir gazetenin artık değişen koşulların etkisiyle dijitale geçme öyküsünü merkezine alıyor. Kullandığı doğal ışık ile gerçeklik duygusunu destekleyen film, bir yandan seyircisini karakterlerin yolculuğuna ortak ederken, öte yandan içinde yaşadıkları toplumun sosyo-politik dönüşümünü de öyküsüne eklemlemeyi ihmal etmiyor. Khabar Lahariya’nın muhabirleri, kadın tecavüzlerine, maden işçilerinin ölümüne, elektrik ve suyun olmadığı köylere dair yaptıkları haberlerle ülkenin sosyal durumunu mercek altına alırken, politikacılara sordukları sorularla da meslektaşlarına adeta meydan okuyorlar. Medya devlerinin bile battığı bir ortamda, asla başarılı olamayacaklarına ya da dayanamayacaklarına inananlara inat, seslerini Youtube üzerinden tüm dünyaya duyuruyorlar.

Belgeselin yönetmenleri Sushmit Ghosh ve Rintu Thomas, Khabar Lahariya’nın üç muhabiri ve onların öyküleri üzerinden en az bu gazeteciler kadın cesur bir işe girişiyor ve öldürülen gazeteciler nedeniyle bu mesleği yapmanın dünyada en tehlikeli yerlerinden birine dönüşen Hindistan’ı ve Uttar Pradeş’i onlarla birlikte karış karış geziyorlar. Basmakalıp belgesel kurallarından uzak duran yönetmenler, bir sandalye üzerinde oturup yaşananları anlatan bilirkişi klişesi yerine filmlerini adeta bir haber kolajına çeviriyorlar. Böylelikle karakterlerinin mesleki hayatlarıyla ev yaşamları arasındaki çelişkiyi gözler önüne sererken, Khabar Lahariya’nın haber anlayışını da açık etmiş oluyorlar. Belgeselin yegâne eksikliği ise Khabar Lahariya’nın geçmişi hakkında yeterince bilgi vermekten kaçınması oluyor ki böylesi bir hikayede bana göre göz ardı edilebilir bir durum.

Writing with Fire, telefonu açmayı kapatmayı dahi bilmeyen bu gencecik kadınların, erkekegemen bir anlayışın hâkim olduğu bir meslekte ve kendilerini yok sayan bir ülkede var olmaya çalışmalarının etkileyici bir örneği... Bu kadınları ve onların mücadelelerini herkes duymalı.