Hindistan'ın İstanbul Başkonsolos Vekili Sudhi Choudhary: İstanbul, gelenekçi ve modern

Hindistan’ın İstanbul Başkonsolos Vekili Sudhi Choudhary ile hayata dair...

20 Nisan 2021 Salı, 12:23
Abone Ol google-news

İstanbul’un bir yaz, bir kış kararsızlığında güneşin kendini gösterdiği bir günde Boğaz’ın en güzel manzaralarından birine evsahipliği yapan Ortaköy’de buluşuyoruz Sudhi Choudhary ile. Hindistan’ın İstanbul Başkonsolos Vekili Choudhary ile Covid-19 pandemisinde yaşamlarımıza sızan “yeni normal” süreci, iki ülke arasındaki bağları, diplomat kariyerini konuşuyoruz. Choudhary, yaklaşık 1 milyar 384 bin nüfusuyla Asya’nın zengin tarihli, renkli, çok-kültürlü ülkesi gibi enerji dolu. Hayat felsefesi, ne yaparsan yap mutlulukla yap, olumluyu da olumsuzu da kendi yaşam yolculuğunda tecrübe denizine ekle misali. Eşitsizliklerin diz boyu olduğu bir dünyada, o da kadının çalışma hayatında yer alması, ekonomik bağımsızlığını kazanmasının önemini vurguluyor. “Annemin biz çocukken beynimize kazıdığı gibi, asla pes etmeyin” diyor. Choudhary, İstanbul’u kendi yaşam formülünde püf noktası gibi gördüğü hem geleneksel hem de modern bakışın harmanlaması olarak tanımlıyor...

İstanbul’da göreve başlayışınız sanırım pandemi krizi sürerken oldu... Kısıtlamalar, önlemler derken İstanbul hayatınıza nasıl bir giriş yaptı?.. 

Mesleğim bana ilginç yerler ve heyecan dolu zamanlar yaşama fırsatı sundu. Daha önce Hanoi ve Bangkok’taki Hindistan Temsilcilikleri’nde çalıştım ve İstanbul’a tayin olmak benim için çok farklı bir deneyim. Geçen sene Temmuz ayında İstanbul’a geldim. Burada çalıştığım ve yaşadığım zamanlar bu müthiş şehir kadar eşsiz. Aslında, İstanbul’un sunduğu geleneğin ve modernliğin birbiriyle harmanlanması, onu Kuzey Hindistan eyaleti olan Uttar Pradesh’in başkenti ve benim kendi memleketim Lucknow ile yakın bir bağ kurmasını sağlıyor. Lucknow’daki 18. yüzyıla ait ana kapı, Türk Kapısı da denilen Rumi Darwaza, İstanbul’daki Topkapı Sarayı’nın resmi kapısı yani Bab-ı Humayun örnek alınarak yapılmıştır. Bir yandan hızla değişen hava şartlarına hâlâ alışmaya çalışırken İstanbul’un eski semtlerinin rengarenk manzaralarının, geniş Türk mutfağının, sokaklardan ve pazarlardan kaptığım Türkçe ifadelerin keyfini çıkarıyorum. İstanbul’daki görevimin bir sonraki etabında şehirdeki ve etrafındaki bir sürü tarihi yeri keşfetmek için sabırsızlanıyorum.

‘ATATÜRK, ASYA’NIN YENİDEN DİRİLİŞİNDE ÖRNEK OLDU’

İki ülke arasında ilişkiler çok eskiye dayanıyor. Gandi döneminde Türkiye’ye bağımsızlık yolunda destek çıkışı biliniyor. Geçmiş ve bugünü değerlendirirsek...

Hindistan ve Türkiye köklü ilişkilere sahip iki ülke. Hindistan hükümdarları ve Osmanlı sultanları arasındaki karşılılı ilk diplomatik temsilcilik değişimi 15. yüzyıla dayanmakta. Aynı zamanda Hindistan ve Türk kültürleri ile Hindistan ve Türk dilleri büyük ölçüde örtüşmekte. Mevlana Celaleddin Rumi’nin Tasavvuf felsefesi, Hintlilerin tasavvuf gelenekleriyle birlikte popüler olmaya devam etmekte. 20. yüzyılın başlarında ise iki ülkeyi hiç olmadığı kadar yakınlaştıran birkaç önemli olay var. Mesela, Birinci Dünya Savaşı sonunda, Mahatma Gandi, Türkiye’de beklenmedik yönde gelişen olaylardan derinden etkilenip Sevr Antlaşması’yla Türkiye’ye uygulanan haksızlıklara karşı tavır almış Halktan toplanan fonlar, Türkiye’ye bağımsızlık yolunda destek olmak için İstanbul’a gönderilmiş. 1922’de Hindistanlı Nobel ödüllü şair/filozof Rabindranath Tagore, Avrupa’ya giderken 2 gün İstanbul’da kalmış. Türkiye’den derinden etkilenen Tagore, Mustafa Kemal Atatürk’ten Türk edebiyatı ve kültürüne ait kitaplar istemiş. Rabindranath Tagore, o zamanlar Atatürk’ten 41 adet kitap alıyor ve bu kitaplar şu anda Hindistan Vishwa Bharati Üniversitesi’nde en değerli eserler olarak hâlâ muhafaza edilmekte. 1938’de Tagore şunları söylemiş: “Kemal bize Asya’nın yeniden dirilişinde örnek olmuştur... batıl inanç zorbalığına karşı savaşmıştır.” Balkan Savaşları’nda Hindistan’dan Türkiye’ye gönderilen sağlık heyetinin başında olan Dr. M.A. Ansari’nin katkıları da iyi bilinmektedir.

HİNT DÜĞÜN TÖRENLERİ İÇİN TÜRKİYE ROTASI

Uzun zamandır dostuz ve zamanla ilişkilerimiz siyasi ve savunma alanındaki güçlü bağlarla, ekonomik ve ticari ilişkilerle, kültürel değişimler ve toplumlar arası direkt iletişimle sıkı bir ortaklığa evrildi. Birbirini tamamlayan üst düzey değişimler, varolan kurumsal çerçeve ve ekonomiler 8 milyar doların üzerinde bir ticari değerle sonuçlandı. İki ülke, bir yol haritasında bu potansiyeli tamamen gerçekleştirene kadar sıkı bir işbirliği yapmaktadır. Her yıl binlerce Hindistan vatandaşı turizm için Türkiye’yi ziyaret etmekte ve hatta çoğu, evlilik töreni, düğün eğlenceleri için yer olarak Türkiye’yi seçmekte.

Diplomaside yüzyüze döneminden pandemiyle birlikte zorunlu bir online çalışma sistemine hızlı geçiş oldu. Siz bu süreci nasıl yürüttünüz?

Diğer sektörlerde olduğu gibi Covid-19, duruma hızla adapte olması gereken diplomasiyi de sekteye uğrattı. Planlanan toplantıların, konferansların ve diğer etkinliklerin çoğu iptal edildi ama aynı zamanda uluslararası işbirliği hiç olmadığı kadar önemli hale geldi. Güvenliğe gereken önemi göstererek online çalışma ortamına geçiş, tüm diplomatların karşılaştığı başlıca zorluklardan biriydi. Bu zor zamana rağmen, Hindistan Başkonsolosluğu, etkinlikleri düzenli bir şekilde sürdürmeye çalıştı. Salgının başlangıcından itibaren ülkelerinin dışında mahsur kalmış olan Hindistan vatandaşlarının sağlığı ve güvenli bir şekilde geri dönüşleri bizim birincil görevimizdi. 

AYURVEDA... YAŞAM BİLİMİ

Pandemiyle birlikte birçok kişi doğaya dönüşte, doğalı yeniden keşfetme peşinde. Hindistan denince ise hepimizin aklına Ayurveda, yoga geliyor...

Sanskritçe dilinde “yaşam bilimi” anlamına gelen Ayurvedanın 3 bin yıl önce Hindistan’da ortaya çıktığı düşünülüyor, hatta bazılarınca 5 bin yıl kadar önce olduğu tartışılıyor. Ayurvada felsefesine göre; hastalık beden, zihin, bilinç ve çevre arasındaki dengesizliklerin sonucu olarak ortaya çıkıyor ve bu sebeple Ayurveda tedavileriyle bu dengesizliklerin nedenlerinin doğal olarak ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesi hedefleniyor. İçsel arınma süreci, özel beslenme düzeni ve bitkisel ilaçlar, mesaj terapisi, yoga ve meditasyon Ayurvedanın kendine has özellikleri. İyi bir bağışıklık sisteminin Covid-19’a karşı korunmada püf noktası olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Ayurveda ve yoga bağışıklığın artırılmasında önemli rol oynar. Virüsle mücadelede sosyal mesafe, el ve solunum hijyeni, maske kulanımı gibi genel kuralların dışında bence ılık su ya da zencefil veya kişniş, reyhan veya kimyon gibi bitkilerle kaynatılmış su içmek ya da toz zerdeçallı süt içmek gibi bazı basit ayurvedik beslenme tedbirleri rutine kolaylıkla eklenebilir.

Sudhi Choudhary, Mine Esen'in sorularını yanıtladı

Dünyanın pek çok coğrafyasında cinsiyet eşitliği konusunda ağır bir tablo var. Diplomasi kariyerinize baktığınızda bir kadın olarak Hindistan’daki durumu nasıl değerlendirirsiniz?

Özellikle bir kadın diplomat olarak Hindistan’ı temsil ediyor olmak benim için bir onur. Hindistan sürekli olarak yaşamın her alanında kadın ve erkek arasında bir denge yaratmaya çalışıyor. Hindistan Dışişleri Bakanlığı’nın da bu konuda eşitlikçi yaklaşımı, bu tutumu cesaretlendirmesi bilinmekte. Görevlendirme cinsiyete göre değil, liyakata göre. Ancak şunu da söylemeliyim, erkek meslektaşlarım çok iyi diplomatlar olsalar da, odakları ve bağlılıklarıyla çığır açanlar kadınlardır. Ben dört çocuklu bir ailede büyüdüm. Annem bizlere bakmak için işten ayrılmak durumunda kaldı. Babam eğitimin önemine inanan biri. Annem de bize çocukluğumuzdan itibaren eğitimimizi tamamlayıp, çalışma hayatına katılmamız yönünde tavsiyelerde bulundu, yönlendirme yaptı. Bir kadının bağımsızlığı, ekonomik gücüyle de ilgilidir sözü hâlâ kulaklarımda. Zorluklardan pes etmeyin tavsiyesi bizim için yol gösterici oldu. 

Evli ve çocuklu olarak yurdışında diplomat kariyeri aile hayatında zorluklara neden oluyor  mu?

Kimi zaman ailenizden, eşiniz, çocuğunuzdan uzakta kalıyorsunuz. Bu elbet herkes için zorlu. Hele böyle pandemi dönemlerinde geliş gidişler kısıtlanınca. Ama kuşkusuz ailecek birbirinize verdiğiniz destek, sevgiyle bunun üstesinden gelinebilir. Şanslıyım ki eşim, ailem bu konuda bana büyük destek. Hindistan’da geniş aile yapısı hâlâ hakim. Bu da çocuklar için aslında iyi birşey, yalnızlık hissi azalıyor. 

BAĞIMSIZLIK YILDÖNÜMÜ İÇİN ETKİNLİK PLANI 

Hindistan Başkonsolosluğu’nca önümüzdeki dönemde yapacağınız etkinliklerden biraz bahseder misiniz?

Şunu paylaşmaktan çok mutluluk duyuyorum; Hindistan geçen günlerde, 12 Mart 2021 tarihinde Hindistan’ın Gujarat eyaletindeki Sabarmati Ashram’da Başbakan Narendra Modi tarafından duyurulan Azadi ka Amrit Mahotsava, yani Bağımsızlığın 75. yılı kutlamalarına başladı. Burası tam olarak Mahatma Gandi’nin önderliğinde 1930’da Salt Satyagaraga (Tuz yürüyüşü) da denilen tarihi Dandi March’ın başladığı yerdir. Bu pasif protesto Hindistan halkında özgüven ruhunun gelişmesiyle son bulmuştu ve böylelikle 1947’de bağımsız bir Hindistan için zemin hazırlamıştı. Bu önemli günü kutlamak için Hindistan’ın Ankara Büyükelçiliği ve İstanbul Başkonsolosluğu 2023 yılı Ağustos ayına kadar sergilerden tutun da dans, müzik, moda, Bollywood filmleri, yemek festivalleri ve bunun gibi bir seri heyecan uyandıran etkinlik düzenleyecek. Kutlamalarımızın en ilgi çekici olanlarından biri Haziran 2021’de düzenlenecek olan 7. Uluslararası Yoga Günü. Türk dostlarımızı bağımsız Hindistan’ın bu çok önemli kutlamasına katılmaya davet ediyoruz. Tabii ki tüm etkinlikler Türkiye’de mevcut Covid-19 protokolleri göz önünde bulundurularak gerçekleştirilecek.