I-MICE Başkanı Hüseyin Kurt'tan korkutan uyarı: Çığlığımızı duyun! Yüz binlerce kişi işsiz kalabilir

I-MICE Başkanı Hüseyin Kurt: Yılda irili ufaklı 80 bin aktivite yapılan, 1 milyon günlük sigortalı çalıştıran bu sektör, 15 aydır gelir yaratamadı, fatura kesmedi. Yüzlerce firma kapandı. Kısa çalışma ödeneğinde uzatma olmazsa 100 binlerce çalışan işsiz kalma riskiyle karşı karşıya.

09 Haziran 2021 Çarşamba, 04:00
I-MICE Başkanı Hüseyin Kurt'tan korkutan uyarı: Çığlığımızı duyun! Yüz binlerce kişi işsiz kalabilir
Abone Ol google-news

Kongre, fuar, etkinlik, teşvik gezileri ve düğün gibi organizasyonların çatı kuruluşu I-MICE’nin (Meetings, Incentives, Congress, Events & Exhibitions) Başkanı Hüseyin Kurt, yıllık 10 milyar dolarlık ekonomik hacim yaratan ve 500 bin kişiye doğrudan istihdam sağlayan sektörün can çekiştiğini vurguladı.

Kurt, “Bizim sektörde çok fazla kapanan firma var, ama maalesef sesimizi duyuramıyoruz. Gözler bizi görmüyor, kulaklar bizi işitmiyor. Bu sektöre el uzatılmazsa bırakın eski günlerin yanından, köşesinden geçemeyiz. Batarız. Yazıktır günahtır” dedi. MICE endüstrisinin gerçekten S.O.S. modunda olduğuna dikkat çeken Hüseyin Kurt ile sektörün yaşadığı derin krizi konuştuk.

15 AYDIR FATURA KESEMİYORUZ

- MICE ne kadarlık bir ekonomiyi temsil ediyor?

MICE büyük bir endüstri. Binlerce firma ve alt tedarikçisiyle birlikte 500 binden fazla kişiye direkt iş imkânı sağlıyoruz. Yıl içerisinde 70-80 bin civarında küçük, orta ve büyük ölçekli aktivite gerçekleştiren, yıllık 1 milyon civarında günlük sigortalı personel çalıştıran bir endüstriyiz. 50 sektör paydaşıyla iç içeyiz. Yıllık 10 milyar dolar iş hacmi yaratan bir sektörden bahsediyoruz. Bize gelen misafir, 3.5 günde ülkeye 2 bin 500 dolar bırakıyor. Deniz kum güneş misafiri ortalama haftalık 650 dolar bırakıyor.

- Pandemiden kaynaklı nasıl bir kayıpla karşı karşıyasınız?

Covid-19’un ilk günlerinden itibaren büyük şok etkisiyle karşılaştık. Neredeyse 15 aydır fatura kesemeyen, gelir yaratmayan bir sektörden bahsediyoruz. Sektör gerçekten S.O.S. modunda. Bu sektör krizlerden ilk etkilenen ve maalesef en son toparlanacak sektör. Sektörümüzü maalesef kamu otoriteleri riskli sektör olarak görüyor. Aslında tedbir ve önlemlerle etkinlik yapabilecek en iyi sektörüz. Zaten tüm oteller ve etkinlik yerleri güvenli turizm belgesini almış durumda. Yurtdışından turist getirilebiliyor, bu etkinlik merkezlerinde turist ağırlanabiliyor ama biz neden etkinliklerimizi yapamıyoruz? Turist otele gelirken risk yok. Ama kongreye, fuara gelirse risk var. Ama birtakım yerlerde siyasi otoritelerin kongreleri oluyor. Kuralsa öyleyse herkese uygulayın.

Turizm denince hepimiz bir anlam karmaşasına kurban oluyoruz. Kültür ve Turizm Bakanı, senenin başına çıkıp nisan ayında turizm hareketliliği başlayacak dedi. Ama yok öyle bir hareketlilik.

- Sizin tarafta başlamadı mı etkinlikler?

Bizim tarafta eylül-ekim aylarından önce başlamaz hareketlilik. Hatta biz MICE turizminde 2022’nin ilk yarısına kadar bir hareketlenme beklemiyoruz.

GÖZLER DUYMUYOR, KULAKLAR İŞİTMİYOR

- Sektörde toplam kaç firma var? Batarız derken hepsi iflas eder mi?

20-30 bin tane çözüm ortağımız olan firma var. TÜRSAB’a kayıtlı 12 bin işletmenin 2 bine yakını bizim sektörde. Bunun dışında oteller var, açık kapalı etkinlik merkezleri var. Şehir otelleri özellikle bizim alanda çalışıyor. Biz hizmet üretemediğimiz için onlar da şu anda can çekişiyor. Bizim sektörde çok fazla kapanan firma var, ama maalesef sesimizi duyuramıyoruz. Gözler bizi görmüyor, kulaklar bizi işitmiyor.

- Ekonominin içinde bulunduğu durumu da düşündüğümüzde, beklediğiniz desteklerin gelmesi de zor görünüyor. Destek gelmezse ne olur?

Kesinlikle sektör batar. İvedi şekilde bu sektör ayakta tutulmazsa teşvik ve desteklerle güçlendirilmezse net söylüyorum, bu sektör toparlayamaz. Batmaları, iflasları da daha fazla göreceğiz. Bu kaçınılmaz gerçek.

YARINIMIZI GÖREMİYORUZ

- Ne kadar borç yükünüz?

Zaten borçla hayatını sürdürmeye çalışan bir sektörüz. 2020’yi toplanacağımız bir yıl olarak görüyorduk. Ama maalesef hayallerimiz suya düştü.

- Etkinlik takvimleri de açıklanmıyor. Bu ne tür sıkıntılar yaratıyor?

Maalesef çıkan genelgelerde o kadar kavram karışıklığı var ki. Resmi olarak organizasyon, kongre, fuar yapamazsın gibi bir yasak yok. Ama algı olarak yasak sanki. Bir taraftan siyasi partiler kongreler yapıyor ama biz yapamıyoruz. Genelgelerle etkinliklerinizi şu şu önlemler çerçevesinde yapabilirsiniz denmeli. Bu sektör şu anda eve kapanmış oturuyor, benim hayatım ne zaman son bulacak diye bekliyor. Biz ticari olarak hayatımızı kaybetmekle karşı karşıyayız.

Etkinlik ve organizasyon takviminin açılanmaması büyük sıkıntı yaratıyor. Biz şunu istiyoruz: Kısa, orta ve uzun vadede önümüze takvim konulsun. Bize kişi sayıları, şu önlemlerle yapılsın densin. Biz yarınımızı bile göremiyoruz.

ARTIK YÜKÜ TAŞIYAMIYORUZ

- 2022’nin ilk yarısına kadar işler başlayacaksa nasıl ayakta kalacaksınız?

2015’ten bu yana yaşamadığımız felaket kalmamış. Rus uçağının düşürülmesiyle başlayan ve devamında Sultanahmet saldırısı, Reina saldırısı, 15 Temmuz... Turizm sektörü o dönemden bu yana yara alıyor. Bu saldırılar sonrası uluslararası etkinliklerin tümünü kaybettik. Yerel pazara sıkıştık. Rahip Brunson krizinden sonra da kur darbesiyle karşılaştık ve peş peşe gelen seçimler de üstüne tuz biber oldu.

Kongre, etkinlik, fuar sektörü ta 2015’ten bu yana aldığı yaraları saramamışken üzerindeki küfeleri, yükleri taşımakta zorlanırken, maalesef pandemi kriziyle baş başa kaldık. O yüzden sektörümüze ayrıcalık tanınmalı. Hibe ve teşvikler verilmesi elzem. Pandemi elbet bir gün bitecek ama pandemi bittikten sonra hizmet üretecek sektör kalacak mı bilemiyoruz.

Ne yazık ki şu anda yüzlerce firma kapandı, yüzlerce firma da kapanma yolunda ilerliyor. Binlerce çalışan dostumuz işsiz kaldı. Yine yüz binlerce çalışanımız işsiz kalma riskiyle karşı karşıya.

‘NE YER, NASIL BARINIRIZ’ NOKTASINDAYIZ

- Geçen ay 18 STK ile hükümetten destek istemiştiniz. Bir karşılık geldi mi?

Ne yazık ki gelmedi. Pandemi boyunca bizim sektörümüzü içine alan teşvik ve destekler çok yetersiz kaldı. Sadece kısa çalışma ödeneği (KÇÖ) uzatıldı. KÇÖ’de yeni uzatma olmazsa net söylüyorum on binlerce hatta yüz binlerce çalışan işsiz kalma riskiyle karşı karşıya. Bu sektöre el uzatılmazsa bırakın eski günlerin yanından, köşesinden geçemeyiz. Batarız. Yazıktır günahtır.İvedi bir şekilde sektörün ayağa kaldırılması gerekiyor. Hibe kredi olabilir, sicil affı bizim için önemli.

- Sicil affını daha fazla borç almak için mi istiyorsunuz?

Geçmiş yıllardan aldığımız yaralardan dolayı sektörün sicili bozuk. Kredi almakta olağanüstü güçlük çekiyoruz. Birtakım kredi paketleri açıklanıyor ama biz bunlardan yararlanamıyoruz. Bankalar nezdinde özel görüşme yapılıp sektöre özel imtiyaz tanınmalı. Destek olmazsa, KÇÖ uzatılmazsa batan, iflas eden bir sektörü konuşuyor oluruz. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine baktığımızda bizim sektör en alt basamağa düştü. Şu anda ancak fizyolojik ihtiyaçları “ne yer, ne içer, nasıl barınırım”ı düşünüyoruz.

LÜKS DÜĞÜNLER RAKİP ÜLKELERE GİDECEK

- Düğünlerle ilgili bir takvim açıklandı. Orada ne bekliyorsunuz?

Orada da durum çok feci. Ulusal ve uluslararası diye ikiye ayrılıyor. Bu yıl lüks segmentte yerli 600-800 arası düğün olacak. Ultra lüks segmentte 200 de yabancı düğün olacak. Bu 200 düğün olsa 50 milyon dolar bırakacak. Bu düğünlerin şu anda tamamına yakınının rakip ülkelere gitme riski var. Çünkü şu anda karşı tarafa bir takvim sunamıyoruz. Hangi kriterlerle düğün yapacağız, eğlence olacak mı olmayacak mı, düğün kaçta bitecek? Bizdeki yerli lüks düğünlerin bile bu belirsizlikler nedeniyle yurtdışına kayma ihtimali var.

KÇÖ UZATILMALI

- Kur ve maliyetler de arttı. Şimdi etkinlik yapın deseler, bunları düzenleyecek para var mı?

Şu anda can çekişiyoruz. Döviz kaynaklı ciddi maliyet artışı var. Bu, kendi içinde bir denge bulur. Yeter ki sektör açılsın.

- MICE sektörünü hangi destekler düze çıkarır?

KÇÖ en azından yıl sonuna kadar uzatılmalı. Her türlü etkinlik ve organizasyonların açılış tarihleri belirlenmeli. Sektörün nakit ihtiyacı için 2019 yılı ciromuz esas alınarak bu cironun en az yüzde 40’ı kadar bir miktarın bankalar üzerinden 2 yıl geri ödemesiz ve faizsiz şekilde sermaye olarak şirketlere enjekte edilmesi gerekiyor. Stopaj indirimi, KDV indirimi, işveren SGK prim desteği verilmesi şart. SGK, KDV, muhtasar, kurumlar vergisi ve gelir vergisi tahakkuk, ödeme ve yapılandırmalarının en az 1 yıl olmak üzere faizsiz ertelenmesi ve yapılandırılması gerekiyor.