İhsanoğlu'na karşı çıkan CHP'lilere sert çıkış

Prof. Dr. Nurşen Mazıcı, Cumhuriyet gazetesinin Olaylar ve Görüşler sayfasında kaleme aldığı yazıda Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığını yazdı. Mazıcı, "CHP’nin oryantalist ve elitist, malum muhalif grubunun süregelen bu tutumu, hem M. K. Atatürk’ü yeterince anlamamak hem de 21. yüzyıl gerçeklerini algılayamamak demektir" dedi.

19 Haziran 2014 Perşembe, 11:07
Abone Ol google-news

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığına başlıca itirazlar ağırlıklı olarak CHP içindeki bazı milletvekilleri ve aynı nitelikteki bazı gazetecilerden geliyor. İhsanoğlu’nu “gerici” olarak niteleyen bu grup, 10 Ağustos 2014’te yapılacak seçimi, alışılagelen bir Cumhurbaşkanlığı seçimi değil, 1699’dan beri süregelen ve Cumhuriyetin ilanıyla anayasal güvenceye alınan laik demokratik hukuk devletinin varlığını korumak ya da onu yok etmek seçimi olduğu uzak görüşüne ne yazık ki sahip değiller. Dahası, bu seçimin, Türkiye koşullarına en uygun ama sorunlarını kendi içinde çözebilecek olan demokrasiye daha fazla açık ve 1876’dan beri kurumsallaşmış parlamenter sistemin ya devamı ya da dünyada örnekleri görülen diktatörlüğe yatkın başkanlık sisteminin seçimi olduğunun da farkında olmadıkları kanısındayım. Bu seçimin, dürüst, bilge, beyefendi, alçakgönüllü, herkesi kucaklayan, güvenilirliği hem Batı hem Doğu dünyasında kanıtlanmış, hukukun üstünlüğüne saygılı bir cumhurbaşkanıyla, 100 milyar dolarlık bir rüşvet iddiasına adı karışan, yasama, yargı, hatta yürütme ve basın erklerini kendi kontrolüne alan, toplumu etnik olarak, dinsel olarak ateist, Allahsız, Alevi, Caferi, Yezidi, Şia gibi çok sayıya bölen... “Kes ulan sesini... Sana üç nokta koyarım... Otur ulan oturduğun yerde, her şeye burnunu sokma... Ananı da al git...  biliyorsunuz bu adam Alevi” dedikten sonra yuhalatan bir kişinin, yedi yıl değil, Saddam, Kaddafi gibi süresi belirli olmayan bir dönem için bu ülkeyi yönetme girişimine karşı bir tercih olduğunun da ayırdında değiller.

İhsanoğlu’na bazı gazetecilerden gelen eleştiriler ise onun bir elit olmasıyla halk katmanlarında itici bulunacağına ve siyasi olarak tanınmıyor olmasının dezavantaj olduğuna vurgu yapıyorlar.

Oysa İhsanoğlu;

1- Ne paşazade, ne aristokrat, Yozgatlı bir ailenin çocuğu olarak iyi bir eğitim almış, profesörlüğe kadar yükselmiş tipik bir Anadolu çocuğudur. Eğitim ve iş kariyeri onu elit yapabilir ama, bu onun elitist olduğu anlamına gelmez. Kaldı ki CHP ve MHP’nin zayıf olduğu muhafazakâr İç Anadolu halkının, kendi yörelerinden cumhurbaşkanı çıkarmak için İhsanoğlu’na büyük destek verecekleri akıldan çıkarılmamalıdır.
2- Çok iyi derecede Arapça bimesini, İslam Konseyi Örgütü Sekreterliği yapmış olmasını, “siyasal İslamcı” ve “gerici” olarak niteleyen, oryantalist bile diyemeyeceğim bu grup, unutmamalıdır ki 1968’den beri verilmeye başlanan Paris’teki Uluslararası Bilim Tarihi Enstitüsü’nün 2008 bilim ödülünün, 2. kez bir Türk olan  İhsanoğlu’na verilmesinin nedeni, pozitif bilimler yöntemiyle yazılan Osmanlı bilim tarihi üzerine geniş bir bilim kurulu ile hazırlamış olduğu 15 ciltlik çalışmasıdır. Kaldı ki karaçarşaflılara CHP rozeti takan kişi de “İslamcı” İhsanoğlu değil, bu grubun cumhurbaşkanı adayı Baykal’dır.
3- İhsanoğlu’nun seçmen tarafından tanınmıyor olmasına gelince, internet çağında tanıtım, TV ve sosyal medyada bir “tık” ile bir saniyede tüm dünya düzeyine yapılabiliyor. Yeter ki CHP ve MHP, büroşür dağıtmak gibi eski bir yöntemle değil, AKP gibi iletişim stratejisi ve halkla ilişkiler çalışması yapabilsinler. Tıpkı 30 Mart seçimlerinde olduğu gibi, İslamı çok iyi bilen bilge bir kişi İhsan Özkes’i Üsküdar’da oy sayımı bitmeden terk ettikleri gibi olmasın.
4- M. K. Atatürk’ün sözünü ettiği “mazlum milletler” hiç kuşkusuz Osmanlı’dan kopan Müslüman ülkelerdi. Onlar için laik Müslüman Türk devleti, bir gün kendilerinin de kurabileceği bir devlet hayaliydi. Türkiye’ye 2002’ye değin hayranlıkla bakan Arap aydın, akademisyen, gazeteciye de İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanlığı yeniden bir umut olabilecektir.
5- Ayrıca İKÖ Sekreterliği sırasında Irak’taki mezhebi ihtilafın çözümü için 2006 Mekke Anlaşması’yla sonuçlanan kendi dinamik metodunu geliştirmiş; Filistin’de 2006 Aralık ayında El- Fetih ve Hamas arasında uzlaşmaya varılmasında rol oynamış; Filistin’in UNESCO ve BM üyelikleri için çalışmıştır.
6- İKÖ ile ABD arasında üye ülkelerde anne ve çocuk sağlığının iyileştirilmesine yönelik işbirliği anlaşması imzalanması ve bir milyon anne ve çocuğuna ulaşılması hedefini sağlamıştır.
7- Bir de uyarılması gereken liberal sağ kesim, ekonomik istikrar için oy kullanacaksanız ya Batı borsa ve finans sisteminden yana parlamenter rejim destekçisi adayı, ya da krize yuvarlanıp iflas etmek için diktatöryal başkanlık sistemi arasındaki tercihi çok iyi yapmalıdır.
8- İhsanoğlu’nun Erdoğan’a karşı bir diğer dezavantajının da hitabet konusunda olduğu söyleniyor. Ben İhsanoğlu’nu öğrenciliğimde 32 yıl önce tanımıştım. Hele bir konuşma yapsın göreceksiniz ki İhsanoğlu’nun hitabeti, cumhurbaşkanlığına daha uygundur.

"CHP diktatöryal sistemde eriyip gidebilir"

Adamın birine şu iki şaraptan hangisi daha lezettli diye sormuşlar, o da birinci şarabı denedikten sonra “öbürü” demiş. Öbürünü denemeden nasıl bu sonuca vardığı sorusuna da “Bundan daha kötü şarap olamaz” yanıtını vermiş. Bu fikra da nerden aklıma geldi bilmiyorum(?)...

Sonuç olarak, CHP’nin oryantalist ve elitist, malum muhalif grubunun süregelen bu tutumu, hem M. K. Atatürk’ü yeterince anlamamak hem de 21. yüzyıl gerçeklerini algılayamamak demektir. Onların bu tutumu sağ partilerin kendilerini Müslüman, CHP’yi laik olarak tanıtıp, halk nezdinde laikliğin dinsizlik olduğu imajını sağladılar. Oysa CHP de laik Müslümanların kurduğu bir parti olarak, dinsel değerlere duyarlı politikalar üretebilirse tıpkı Atatürk ve Ecevit gibi, oy oranları yüzde 41’in üzerine çıkabilir. Aksi takdirde 25- 28 aralığında patinaj yaparken, Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle oluşacak başkanlık sistemiyle diktatöryal bir sistemde eriyip gidebilir.

İtirazcılar, bilmeli ki ideal aday, sevgili, eş, patron, toplum gerçek hayatta yoktur; yalnızca kafalarda vardır. Hiç huşkusuz İhsanoğlu da ideal bir aday olmayabilir.

Ancak tüm bu yazdıklarımı bir kez daha düşünerek ya yüzde 51 alabilecek İhsanoğlu’ndan daha iyi bir aday çıkarmalılar ya da gölge etmemeliler.
CHP’nin oryantalist ve elitist, malum muhalif grubunun süregelen bu tutumu, hem M. K. Atatürk’ü yeterince anlamamak hem de 21. yüzyıl gerçeklerini algılayamamak demektir. Onların bu tutumu sağ partilerin kendilerini Müslüman, CHP’yi laik olarak tanıtıp, halk nezdinde laikliğin dinsizlik olduğu imajını sağladılar. Oysa CHP de laik Müslümanların kurduğu bir parti olarak, dinsel değerlere duyarlı politikalar üretebilirse tıpkı Atatürk ve Ecevit gibi, oy oranları yüzde 41’in üzerine çıkabilir.

Prof. Dr. NURŞEN MAZICI Siyaset Bilimci