İki generalin mahkûmiyeti yetmez

Türkiye 12 Eylül’le hâlâ hesaplaşamadı.

11 Eylül 2014 Perşembe, 20:30
Abone Ol google-news

Türkiye’de bir karanlık zulüm dönemi ilk kez tarih önünde mahkûm edildi. Devlet suçlu bulundu. Darbeye, işkencelere, cinayetlere destek veren asker - sivil memurlar, bürokratlar yargı önüne çıkarılmadı.

12 Eylül 1980 darbesinin ardından tüm siyasi partilerin kapısına kilit vurulup mallarına el kondu, yöneticileri tutuklandı.

Darbe sonrası açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 650 bin insan gözaltına alındı. 7 bin kişi için idam cezası istendi. 259 kişinin idam dosyası Meclis’e gönderildi. 50’si idam edildi.

Darbe döneminde 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.

Cezaevlerinde 229 tutuklumahkûm öldü. 300 insan şüpheli bir şekilde öldü. 14 kişiye “açlık grevinde”, 16 kişiye “kaçarken”, 43 kişiye “intiharla”, 73 kişiye “doğal ölümle”, 95 kişiye “çatışmada” öldüğü raporu verildi.

1 milyon 683 bin insan fişlendi. 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak”la suçlandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 30 bin memur “sakıncalı” diye işten atıldı. 7 bin 233 memur sürgüne gönderildi.

3 bin 854 öğretmenin ve 120 öğretim üyesinin işine son verildi. 47 hâkim görevden alındı. 30 bin insan “siyasi mülteci” olarak yurtdışına kaçtı. 14 bini “vatan haini” diye suçlandı. 388 bin kişiye pasaport verilmedi.

400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. 31 gazeteci cezaevine girdi. Gazetecilere toplam 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Gazeteler yüzlerce gün yayın yapamadı. 300 gazeteci saldırıya uğradı, üç gazeteci öldürüldü. 39 ton gazete ve dergi imha edildi. Çok kabarık bir hesap var ortada. Bu hesabın baş sorumlusu olan beş cuntacı generalin üçü öldü, hâlâ hayatta olan ikisi Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya yargılandı. 34 yıl sonra yargılanan darbeci iki general, “12 Eylül 1980”de de cebren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı tağyir, tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül eden TBMM’yi ıskat ve cebren men suçunu işledikleri gerekçesiyle “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezasına çarptırıldı.

Hesaplaşma değil

Duruşmaya hiç gelmemelerine rağmen “duruşmalardaki ‘iyi halleri’ nedeniyle” indirime gidildi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis, sekizer yıl yatacakları müebbede çevrildi. Rütbeleri söküldü. Karar, darbe niyetlilerine ders olması açısından çok önemli. Çünkü Türkiye’de bir karanlık zulüm dönemi ilk kez tarih önünde mahkûm edildi. Devlet suçlu bulundu. Ancak, dönemin bürokratları, valileri, Emniyet müdürleri, darbe destekçisi gazeteciler, suça karışmış kolluk güçleri ile birlikte yargılanmaları gereken diğer suçlular yargı önüne çıkarılmadan Türkiye darbeyle hesaplaşmış sayılamaz.

Suçları: Politikleşmiş bir gençlik kuşağını yok etmek. Suçsuz yere astıkları gençler. İşkence tezgâhları ve bu tezgâhlarda yitip giden canlar. Gözaltında kaybolmalar. Faili meçhuller. Zindanlardaki akıl almaz zalimlikler.  Sürgüne gitmek zorunda kalan on binlerce insan. Dağıtılan, paramparça edilen aileler. Tüm bunların hesabı sorulmadan adalet yerini bulmaz. Demokrasiyi ve hukuku katleden 12 Eylül darbesi yargılanmış olmaz.