Dün öğleden sonra cep telefonumuzdaki arayanlar hanesinde şu bildirimi görünce şaşırmadık dersek yalan olur:
Kemal Kılıçdaroğlu-2!
Yanlış anlaşılmasın, bu ikinci bir Kılıçdaroğlu oldu anlamında değil, 4-5 Kasım 2023’ten hemen sonra yeni bir telefon edinmişti. Böyle kaydetmiştik.
En son 31 Aralık 2025’te yeni yıl kutlaması için aramıştım, telefonu açmıştı. Sonrasında 3 kez arayıp açmayınca bir daha aramamıştım.
Hayli kızgın, öfkeli... Kendisine yönelik eleştiriler için sıklıkla, “Hayretler içindeyim”, “Akıl tutulması” tanımını kullandı. Öncelikle genel merkezdeki konuşmasının TRT tarafından canlı yayınlanması konusunda bizim yaptığımız, “TRT’ye Kemal Bey’in iktidara karşı çok sert konuşmayacağı garantisi gitmiş” cümlemize karşı çıktı. “TRT ile hiçbir temasım olmadı” dedi. Biz de “Sizin aradığınızı söylemedik, çevrenizden TRT’ye böyle bir garantinin gittiğini vurguladık. Bu cümlenizi aynen kullanırız” karşılığını verince şöyle devam etti:
“Ben TRT’yi taraflı yayını nedeniyle mahkemeye verdim. O davayı AİHM’ye taşıyacaktık, benden sonra takip etmediler.”
***
Kemal Bey’den görüşmenin özünü bozmadan özetleyip yayımlama izni aldık. En sağlıklısı soru-yanıt:
KK- Bütün eleştirilere açığım ama yanlış bilgi verilmesine itiraz ediyorum.
MB- Davalar siyasi değil diyorsunuz...
KK- Yolsuzluk davası onlar.
MB- Kemal Bey, Allah aşkına Ekrem Bey için 2500 yıl hapis isteniyor. Aynı süreçte diploması iptal edilip tutuklanıyor. Buna siyasi değil derseniz biz nasıl itiraz etmeyiz?
KK- Tutuklu yargılamaya ben de karşıyım. Ailesini ziyaret ettiğimde söylediğim noktadayım.
MB- O zaman önceliği tutuksuz yargılamaya vermek gerekmez mi? Türkiye’de infaz peşin, adalet veresiye. Üstelik dünyada da yolsuzluk iddiaları üzerinden siyasete müdahale ediliyor. Brezilya’da Luna, İspanya’da Sanchez...
KK- Bizim öncelikle ahlaki üstünlüğü yeniden kazanmamız gerekli.
MB- Bu yargıyla mı?
KK- Mahkeme bir karar verir, en ağır biçimde eleştirirsiniz ama ona uymanız gerekir.
MB- Butlana karşı parti içi bütünlüğü koruyarak mücadele edebilirdiniz. Ben partimle mahkeme salonda değil, kurultayda hesaplaşırım diyebilirdiniz. Hâlâ diyebilirsiniz.
KK- Bu karar verilmiş, benden niçin korkuyorlar? Normalleşmeye karşı çıkarım kızarlar, arınalım derim kızarlar.
MB- O zaman olağanüstü kurultayı yapın.
KK- Az sonra olağan kurultay takvimi açıklanacak.
MB- Sizinle aynı pazaryerine gidiyoruz. Yüzüncüyıl pazarındaki herkes, başta gözlemeci teyze, “Kemal Bey ne yapıyor? Darmadağın etti partiyi” diyor...
KK- Düzeltiriz.
MB- Söylemleriniz iktidar hedeflerine uygun çizgide olacak izlenimi var.
KK- Kim demiş onu?
MB- Osmanlı coğrafyası... Özgür Bey için Türkiye’yi dışarıya şikâyet ediyor eleştirisi getirmeniz.
KK- Osmanlı coğrafyası için söylediğim her şey İsmail Cem’in kitabındandır. Orada Balkanlar da yazar, Türk dünyası da yazar. Kurulmakta olan yeni dünyada yerimizi almalıyız...
MB- Bunu böyle açsaydınız.
KK- İzin vermediler ki soru üstüne soru. (Sözcü TV’yi kast ederek) AB’yi elbette biz de istiyoruz. Özgür Bey’in, “Bizi yalnız bıraktınız” sözüne benim itirazım.Genel başkan o cümleyi kullanamaz.
MB- Selahattin Demirtaş yanıtınız da tartışılıyor.
KK- Ben geçmişte Demirtaş’ı ziyaret ettim. Söyledim de tutuklamayı doğru bulmuyorum. Her şeyi zamanındaki duruma göre yorumlamak gerekir. O dönem CHP’yi ısrarla PKK ile ilişkilendirme çabası vardı. Buna karşı bu adım gerekti.
MB- Adalet yürüyüşü yapmış bir Kemal Bey’in önceliği hukukun üstünlüğüne vermesi beklenir. Sizi hayrete düşüren eleştiriler bu kadar çok ise onların doğruluk payını da dikkate alamaz mısınız?
KK- Ben aynı yerdeyim. Eleştirinizi yapın ama söylemediklerim, benim ufkumda olmayan şeyler üzerinden yazılar olmamalı. Medyanın tutumuna karşı hayretler içindeyim.
MB- Sizi iyi yazan medya da var. Cumhuriyet olarak bizim çizgimiz Cumhuriyet.
KK- Cumhuriyet’e de uğrayacağım.
***
Kılıçdaroğlu ile görüşmemizin özeti böyleydi. Kemal Bey’e de ilettik, gelişmelere hiçbir kişisel hesap ya da önyargıyla bakmıyoruz. Kılıçdaroğlu’nun da söz hakkına elbette saygı duyuyoruz.
Her şeye karşın diyalog kapısını açık tutmak gerektiğinin altını çizdik.
Dileriz Kemal Bey, üstünü çizmez!