İlk Yasak...

20 Mayıs 2013 Pazartesi, 06:18
Abone Ol google-news

Hükümet birtakım önerilerle gelenekselleşmiş milli bayram kutlamalarımızı değiştirmek istiyor.

Eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in 21 Ocak 2012 tarihinde 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarının kaldırılması için öne sürdüğü gerekçelere göz atmakta fayda var.
Bunlara ben gerekçe değil de bahane demenin daha doğru olduğunu düşünüyorum.
I. Bahane: Masraflı oluyormuş!..
19 Mayıs gösterileri için beş kuruş bile harcamamız olmazdı. Zira törenlere spor dersinde giydiğimiz beyaz şort, bluz ve bez lastik pabuçlarımızla katılırdık. Bazı seneler gösterilerde çember ve lobut gibi aletler olurdu ve onlarda zaten okullardan temin edilirdi. Çünkü bu spor aletleri zaten okulun jimnastik derslerinde de kullanılırdı.
Son senelerin bayram kutlamaları resimlerine bakıldığında gençlerin kıyafetleri şalvarlar, şifonumsu kumaşlardan dikilmiş allı pullu kıyafetler, kat kat bluzlar, rengârenk papuçlardan oluşur. Bunlara şaşırmamak mümkün değil. Tabii ki bunlar gereksiz masraftır. Jimnastik yapan gençler üzerlerinde hiçbir şekilde onları terletecek ve hareketlerine engel olacak gereksiz giysi taşımamalıdır.
II. Bahane: 200 bin öğrenci iki ay okuldan uzak kalıyor!..
Yanlışınız var Bakan Bey. 19 Mayıs gösterilerinde her sene hareket çeşitliliği değişirdi. Üstelik bu hareketler ve ona eşlik edecek müzik daha sene başında beden eğitimi öğretmenleri tarafından tespit edilir ve normal jimnastik dersleri müfredatında uygulaması yapılırdı. Gösterilere bütün öğrenciler katılmazdı. Jimnastikte başarılı olan öğrenciler seçilirdi.
50 yıl önce yapılan uygulamalar bugün de benzeri şekillerde programlanmaktadır.
III. Bahane: Öğrenciler üşüyüp yorulup hasta oluyorlar!..
Bizim zamanımızda stadyuma okuldan jimnastik kıyafetlerimizle yürüyerek giderdik. Hiç üşüdüğümüzü hatırlamıyorum. Hatta tam tersine güneş yanığı olurdu yüzümüzde ve bacaklarımızda.
Üşümek ve hastalanmaksa mesele, futbolu ve yeşil sahaları da yasaklasınlar o halde.
IV. Bahane: Sıkıcı oluyormuş!..
Belli ki Bakan Bey’in geçmişinde böyle bir tecrübesi olmamış. Esasında sadece iki defa yapılan genel prova ile gerçekleştirilen ve yüzlerce gencin katıldığı heyecan duyduğu uyum içinde hatasız bir gösteriyi başarabilmek kolay değildir.
Seyirci olarak stadyuma gelen anne ve babalar çocuklarının, diğer okullu gençlerde arkadaşlarının başarılarından gururlanır ve haz duyarlar.
Sonuç olarak bütün bu bahaneleri göz önüne aldığımızda milli bayramlarımızın giderek önemsizleştirilmeye çalışıldığı ve hatta unutturulmak istendiği gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz.
Milli bayramlarımızın her birinin ayrı özelliği vardır. 19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı, Anadolu’nun emperyalist ülkeler tarafından paylaşılmasına karşı yapacağı bağımsızlık ve Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç noktasıdır.
Ama sizler zaten ülkemiz her şeyiyle emperyalizmin kucağında oturuyor diyorsanız, tabii ki bu bayramlarında modası geçmiş oluyor!..
Ama bırakın milletçe tarihimizi canlı tutalım... En az beş senedir karartılmış Ankara Kalesi’nin ışıklarının yeniden yanmasını sağlayalım. Yaşasın 19 Mayıs gençliği.