Isparta gülüyle dünyaya açıldı

gülsha markasının yaratıcısı Gülşah Gürkan: Gül içeren ürünlerin cilt güzelliği üzerindeki etkilerini, hem ailemde hem de etrafımda bulunan kadınlarda gözlemleyerek büyüdüm.

22 Mayıs 2021 Cumartesi, 16:01
Isparta gülüyle dünyaya açıldı
Abone Ol google-news

Güllerin içine doğan Gülşah Gürkan, Isparta yöresinde yetişen bir gül çeşidi olan Rosa damascena gülünden yapılmış ürünleriyle yurtdışında da adından söz ettiriyor. Gürkan, kendi yarattığı “gülsha” markasındaki başarısıyla yılın girişimci kadını ödülünü da aldı. “Kendimi bildim bileli gülün şifasına, bereketine ve zahmetli üretim sürecine şahit oldum” diyen Gülşah Gürkan ile gülün yolculuğu ve güsha’daki başarı hikayesini konuştuk.

ÇOCUKLUKTAN GELİYOR

- Aileniz gül işiyle uğraşıyor, böyle bir aileye doğmak size neler kattı?

Kendimi bildim bileli gülün şifasına, bereketine ve zahmetli üretim sürecine şahit oldum. Gül içeren ürünlerin cilt güzelliği üzerindeki etkilerini, hem ailemde hem de etrafımda bulunan kadınlarda gözlemleyerek büyüdüm. Kendime hep dedemi örnek aldım. Dedemin girişimciliği ve vizyonerliği sayesinde ben de kendi markamı kurma cesaretini gösterdim. Çocukluğumdan gelen bilgi birikimini gülsha’ya aktardım.

- Kariyer yolculuğunuzdan biraz bahseder misiniz?

1993’te İngiltere’deki Cheltenham Koleji’nden, 1996’da da İngiltere’deki Leeds Üniversitesi’nden makine mühendisi olarak mezun oldum. Üç yıl danışmanlık ve perakendecilik sektörlerinde çalıştıktan sonra, 2000 yılında güllere geri döndüm ve aile işletmemizde çalışmaya başladım. Her zaman sıfırdan kendimin başlatacağı bir işim olmasını istiyordum, 2011’de tamamen kendi girişimim olarak gülsha markasını kurdum.

- Markayı nereden nereye getirdiniz?

Her zaman içimde sıfırdan bir proje üretme isteği vardı. Üniversiteden mezun olduğum andan itibaren farklı birçok girişimim oldu. Dedemin zamanında göstermiş olduğu girişimcilik ve medeni cesaret örnekleri bana hep güç verdi. Rosa damascena gülünden yapılmış ve daha da önemlisi benim gül suyu olarak bildiğim ürünün piyasada olmadığını görünce de 2011’de, bu değerli bilgi birikimimi kendi markam altında kullanmaya karar verdim. Sıfırdan kurduğum gülsha’yı çok çalışarak doğru ekip arkadaşlarıyla global bilinirliği olan prestijli bir cilt bakım markası haline getirdim.

TEK TEK ELLE TOPLAMALISINIZ

- Gül yetiştiriciliği nasıl bir iş, ne tür keyifli ve zor yanları var?

Gül yetiştiriciliği çok el emeği isteyen narin bir süreç. Tabii doğaya bağlı olduğunuz için öngörülemez bazı riskleri de var. Özellikle bizim yetiştirdiğimiz Rosa damascena gülleri yılda sadece bir kez hasat verir ve tek tek elle toplanabilmektedir. Yılın o belli zamanında güllerin elle toplanıp üretime kadar hiçbir şekilde zedelenmemesini sağlamak ve ondan sonra da üretim için gerekli tüm hammaddeyi en verimli şekilde çıkarmak oldukça önemli ve planlanması gereken bir süreçtir.

AMERİKA’YA DA SATIYORUZ

- Şu anda üretim kapasiteniz nedir?

Şu anda biz yüzde 70 ihracat ile Uzak Doğu da bir çok ülkeye ve Amerika’ya markalı kozmetik ürünlerimizi satan bir markayız. Yıl içerisinde sürekli olarak 16 üründen oluşan cilt bakım serimizin üretimini gerçekleştiriyoruz. Bu seriyi üretirken belli bir cilt bakım rutini aşamalarını içermesine önem verdim.

200 KADINLA ÇALIŞIYORUZ

- Ne kadarlık alanda gül üretimi yapıyorsunuz, kadın çalışan sayınız nedir?

Gül tedariğimizin yüzde 20’sini kendi bahçelerimizden yapıyoruz. Sözleşmeli tarım da yapıyoruz. Tabii uzun yıllardan beri beraber çalıştığımız bahçe sahiplerimiz var. Hasatta çalışan emekçilerimizin çoğu kadın, yaklaşık 200’ e yakın kadınla çalışıyoruz . Ofis ve operasyon tarafımızda çalışanlarımızın yüzde 70’ inden fazlasını kadın çalışanlarımızdan oluşmaktadır.

- Pandemi ile insanlar doğallığın, hijyenin ne kadar önemli olduğunun farkına vardı. Siz bu anlamda ürünlerinizde bir farklılaşmaya gittiniz mi?

Pandemiden önce de doğallık bizim için en önemli konulardan biriydi. Doğal ve temiz içerikli ürünler üretmek bu yola çıkarken ki amaçlarım başındaydı. Doğal etkili ve keyifli cilt bakım serimiz, pandemi ile bir araya gelen sağlık ve güzellik kavramları için de uygun. Biz pandemi sırasında daha önceden Ar-Ge çalışmalarına başladığımız el kremini lanse ettik. Şu an en çok satan ürünlerimiz arasında yer alıyor.

- Marka olarak gelecek dönem hedefleriniz neler, yurtdışında var mısınız, yeni pazarlar olacak mı?

gülsha ürün gamında şu an 16 tane ürün bulunuyor. Gelecek dönemlerle ilgili en önemli hedeflerimden biri bu sayıyı ve özellikle globaldeki marka bilinirliliğimizi artırmak. Bu sene lansman yapmayı planladığımız 4-5 farklı ürünümüz bulunuyor. Yurtdışında varız hatta işimizin yüzde 70ini yurtdışına yapıyoruz. Şu an 10’dan fazla ülkede 1000’den fazla satış noktasına sahibiz. Globaldeki online ve offline satış ağlarımızı geliştirmek de hedeflerimiz arasında.

- Ne tür hobileriniz, tutkularınız var? Ne okur, ne dinler, ne izlersiniz?

Wellbeing (bütünsel esenlik) konularında kitaplar okumak, podcastler dinlemek, araştırmalar yapmak çok hoşuma gidiyor. Artık hepimizin bir enerji olduğu ve bu enerjimizi yükseltmek için esensiyel yağların nimetlerinden de faydalanılabileceği biliniyor. Gül esansiyel yağı da 320 mhz frekansı ile en yüksek titreşime sahip esansiyel yağ olarak onumuze çıkıyor. Kadınlar tarafından kurulmuş cilt bakım markalarının gerçek hayat hikayelerini okumak ta çok hoşuma gidiyor.

- Bu yolda kimi örnek aldınız?

İdolüm, hayatımdaki en önemli kişilerden bir tanesi olan dedemdir. Onun sayesinde ben Isparta gülünün ne kadar büyük bir değer olduğunu bilerek bu yola çıktım. Amacım Türkiye’den çıkan bu kültürel mirası bütün dünyaya gülsha markası olarak duyurmak oldu.

KENDİNİZE DOĞRU HEDEFİ KOYUN

- Girişimci olmayı düşünen kadınlara neler önerirsiniz?

Kadınlara her zaman en büyük tavsiyem ilk önce çok iyi araştırma yapmaları ve mutlaka bir fark yaratmalarıdır. Yeni girişimlerinde devlet desteklerini iyice inceleyip gerekli başvuruları yapmalarıdır. Farklı yarışmalara da katılmaktan çekinmesinler. Ben de bir yarışmaya katılarak Türkiye’nin Kadın Girişimcisi ödülüne layık görüldüm. Onlara verebileceğim en iyi ilham kendilerine doğru bir hedef koyarak Türkiye'den çıkan bir dünya markası olabileceklerini göstermektir. Tüm pazarlara erişim için dijitalleşmenin tüm nimetlerinden faydalanmalarını tavsiye ederim.