İsrail eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Alon Liel: Türkiye ile anlaşma olası değil

Eski İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Alon Liel Cumhuriyet’e konuştu. İsrail’in Ürdün Vadisini ilhak etmesi durumunda ilişkilerin daha da kötüleşeceğini ifade eden Liel, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’na, dün göreve başlayan İsrailli meslektaşı Gabi Aşkenazi’yi kutlama çağrısı yaptı.

15 Mayıs 2020 Cuma, 00:55
Abone Ol google-news

Mayıs 2010'da gerçekleşen Mavi Marmara olayından bu yana tarihin en düşük seviyesinde ve oldukça gergin seyreden Türkiye-İsrail ilişkileri giderek hareketleniyor. Son olarak 11 Mayıs'ta Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Fransa tarafından kamuoyuna deklare edilen, Türkiye'ye yönelik kınama bildirisinin altında İsrail'in imzasının olmadığı göze çarptı. İsrail'in, Doğu Akdeniz'deki East Med Boru Hattında stratejik ortağı olan bu ülkelerle birlikte Türkiye'yi kınamaması oldukça dikkat çekici bir hamleydi. Hemen ardından, İsrail devleti resmi Twitter hesabından yayınlanan bir iletide, "Türkiye ile diplomatik ilişkilerimizle gurur duyuyoruz. Bağlarımızın gelecekte daha da güçlenmesini umuyoruz" ifadeleri yer aldı. Bütün bunları, dış basında yer alan, Türkiye ile İsrail’in diplomatik ilişkileri geliştirme yönünde adımlar attığına yönelik haberler takip etti.

Cumhuriyet, Türkiye-İsrail ilişkilerinin mevcut seyrini ve geleceğini, İsrail eski Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Ankara Maslahatgüzarı, deneyimli diplomat Alon Liel ile konuştu. Türkiye’yi yakından tanıyan bir isim olan Liel, yeni kabinedeki isimlerin Türkiye’ye yönelik yaklaşımları konusunda önemli ipuçları verdi.

İLHAK GERÇEKLEŞİRSE İLİŞKİLER DÜZELMEZ

M. Birol Güger: Yaşanan son gelişmeler ışığında, Türkiye-İsrail ilişkilerinde normalleşme gözlemliyor musunuz?

Alon Liel: İsrail’de yeni hükümet, Pazar günü edilen yeminin ardından göreve başlayacak. Bu noktada, Türkiye ilişkilerimizde en kritik nokta, Başbakan Benjamin Netenyahu ve ortağı Benny Gantz arasındaki, Batı Şeria’nın %30’unun İsrail’e ilhakına yönelik anlaşmadır. Burada Türkiye ile ilişkilerin düzelmesini arzu edenler olsa da, ilhakın gerçekleşmesi halinde buna olanak kalmayacak.

İsrail eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Alon Liel

Netenyahu, bu planı en geç 1 Haziran’da kabineye sunacak. Daha fazla beklemek istemiyor çünkü Trump’ı kaybetmekten korkuyor, zira Trump bu öneriye destek veriyor. Ancak Kasım ayında ABD’de gerçekleşecek seçimleri Demokratlar kazanırsa, onların bu plana destek verip vermeyecekleri net değil. Trump kaybederse, İsrail kuvvetli bir uluslararası desteği yitirmiş olacak. Koalisyondaki iki büyük güç olan Netenyahu ve Gantz, ABD desteklediği takdirde ilhakın gerçekleşeceğini söylüyor. Dolayısıyla İsrail’in ilhak için 1 Haziran’dan Eylül ortasına kadar epeyce az vakti var.

Eğer İsrail bu ilhakı gerçekleştirirse, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki Türkiye Cumhuriyeti ve İsrail ilişkilerinin bugünkü düzeyinden daha kötü bir şekilde seyredeceğinin garantisini verebilirim. Doğrusu, ben bu planı desteklemiyorum ancak İsraillilerin önemli bir kısmı benimle aynı fikirde değil. İlhak çok büyük olasılıkla gerçekleşecek.

YENİ KABİNENİN TÜRKİYE ALGISI

Netenyahu-Gantz ortaklığında kurulan yeni kabineye ilişkin neler söylemek istersiniz? Yeni isimlerin Türkiye’ye yönelik yaklaşımları ne durumda?

Artık yeni bir Dışişleri ve Savunma Bakanımız var. Üstelik bu isimlerin ikisi de geçmişte İsrail Ordusunda Genelkurmay Başkanlığı yapmış isimler. Bir bakıma, Türkiye’nin bölgesel rolünün farkında olan ve Türk ordusunu yakından tanıyan isimler. Yeni Dışişleri Bakanı Gabi Ashkenazi 10 yıl, yeni Savunma Bakanı Benny Gantz ise 5 yıl önce Genelkurmay Başkanıydı. 

Şimdi Mavi Marmara olayını anımsayın. Türkiye o dönem, olayla bağlantılı olarak dört İsrailli generali yargılamış ve Türkiye’ye iadesini talep etmişti. Onlardan biri de o dönem Genelkurmay Başkanı olan Ashkenazi’ydi. Yarın Dışişleri Bakanı olarak göreve başlayacak. Ashkenazi’nin, Türkiye’ye karşı Netenyahu ve Lieberman’dan farklı bir yaklaşım benimsediğini gözlemliyorum. Ashkenazi, bölgesel anlamda Türkiye’nin öneminin farkında olan bir kurmay. Bu durum ilişkileri nasıl etkiler bilemiyorum ama bunu sizlerle bir arka plan bilgisi olarak paylaşıyorum.

Gabi Ashkenazi, Benjamin Netenyahu, Benny Gantz

Yarın kabinenin açıklanmasıyla birlikte başka isimler de gündeme gelecek. Bunlardan biri de İşçi Partisinden Amir Peretz, o da, Çevre Bakanı olduğu dönemde Türkiye’yi ziyaret etmiş son bakan olma özelliği taşıyor. Türkiye’yi krizin devam ettiği dönemde ziyaret etmişti. Ondan başka Türkiye’yi ziyaret eden başka hiçbir üst düzey resmi yetkili olmadı. Bu ekonomik açıdan olumlu sonuç verebilir ama sorun şu ki Türkiye ile İsrail arasındaki problemler ekonomik değil siyasi temelli. Burada politika her şeyin üzerindedir ve bana sorarsanız en büyük problem ve bu ilişkilerin gelişmesinin önündeki en büyük engel Başbakan Binyamin Netanyahu’dur.

MISIR VE ÜRDÜN FAKTÖRÜ

Türkiye-İsrail ilişkilerinin seyrine başka ne gibi faktörler etki etmektedir?

Bir başka önemli faktör de Mısır. Kahire yönetimi, geçtiğimiz 10 yıl içinde, bilhassa enerji alanında İsrail’in kuvvetli bir müttefiki haline geldi. Dolayısıyla, Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzelmesi bilhassa Kahire’de olumsuz etki yaratacaktır.  Üstelik İsrail Mısır’a, Mısır’ın İsrail’e olduğundan daha bağımlı, bu durum da yakınlaşmayı zorlaştırıyor. Bu da şu anlama geliyor, İsrail’in Türkiye ilişkileri ikili bir sorunu olmaktan ziyade bölgesel bir sorunun parçası.

Bu arada, belki size komik gelecek ama Ürdün Vadisinin İsrail’e ilhakını engelleyebilecek yeryüzünde tek ülke var, o da Ürdün. Şayet Ürdün, ilhak gerçekleştiği takdirde İsrail ile arasındaki barış anlaşmasını yırtıp atacağını açık bir şekilde belirtirse, İsrail bu ilhakı gerçekleştiremez. Ürdün diyorum çünkü Mısır’ın böyle bir tutum izlemeyeceğini iyi biliyorum. Sadece Ürdün bunu yapabilir, zira Ürdün için Batı Şeria’nın ilhakı oldukça hayati, hatta adeta bir varoluş meselesi. İlhak haritasına bir göz atarsanız, İsrail, Ürdün Vadisini tamamen ilhak edeceğini görürsünüz; Ürdün Nehrinin batısında kalan, Ürdün ve Filistin arasındaki bölgeden bahsediyorum. Bu durum Ürdün’ü kargaşaya sürükleyebilir. İsrail ilhakı gerçekleştirir, Ürdün de barış anlaşmasını feshederse, oldukça tehlikeli bir durum ortaya çıkar. Şu anda görünen o ki İsrail ne pahasına olursa olsun bu bölgeyi ilhak edecek. Ürdün’ün nasıl bir tutum takınacağını bekleyip göreceğiz.

Başbakan Benjamin Netenyahu ilhak haritası önünde sunum yapıyor

DENİZ YETKİ ALANLARI ANLAŞMASI OLASI DEĞİL

Türkiye ve İsrail arasında, kısa ya da orta vadede, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin, Türkiye’nin BM destekli Libya hükümetiyle yaptığı türden bir anlaşma olabilir mi?

Libya, İsrail tarafından düşman olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla, bahsettiğiniz olasılığın gerçekleşmesi şansı epey düşük. Ayrıca petrol ve gaz fiyatları hızla düşüyor, bu durumda, enerji politikalarının genel politikaya olan etkisi konusunda istikrarsız bir durum ortaya çıkıyor. 

Son zamanlarda düşüş kaydeden uluslararası gaz fiyatlarından dolayı İsrail gazının geleceği konusunda ikircikli bir durum ortaya çıktı. Zira İsrail de fiyatları düşürmek durumunda kalacak ki şu anda İsrail’in gaz piyasasındaki oyuna dâhil olup olmadığı bile tartışmalı. İlhakın, İsrail’in gaz ihracatına nasıl yansıyacağını bekleyip görmek durumundayız. 

Ayrıca, şunu unutmamak gerekir ki İsrail; Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin siyasi müttefiki konumunda. Şu an için bahsettiğiniz tarzda bir olasılık göremiyorum. Şu an statükonun değişmesine engel olan daha büyük bir oyun var ortada. Tabii, 1-2 ay sonra, koşulların değişmesiyle işler de değişebilir, ancak bunun da bir garantisi yok.

DIŞİŞLERİ BAKANI ÇAVUŞOĞLU’NA ÇAĞRI

Türkiye’ye mesajınız nedir?

Türkiye ile İsrail ilişkilerine katkı sunacak bir adım da örneğin, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Aşkenazi’yi yeni görevinden ötürü tebrik etmesi olabilir. Ankara, daha önce yargıladığı bu ismi tebrik ederse, bu önemli bir jest olur. Ayrıca her ne kadar Türkiye ile İsrail arasında şu an bir savunma işbirliği olmasa da, örneğin Benny Gantz’ı, Savunma Bakanlığı görevinden ötürü kutlayabilirler. Türkiye’nin bunu yapması mümkün mü gerçekten bilmiyorum ama böyle bir şey gerçekleşirse bu adım Tel-Aviv de hassasiyetle dikkate alınır. Çünkü bu durumda, o da bu tebriki yanıtlamak durumunda olacak ve dolayısıyla ilişki kurmak adına bir adım atılmış olacak.