İstanbul 2. Bölge... Herkesin korkmak için bir nedeni var

AKP oy kaybetmekten, CHP HDP’ye oy kaptırmaktan, MHP oylarını artıramamaktan, HDP ise barajı aşamamaktan korkuyor.

05 Haziran 2015 Cuma, 23:26
Abone Ol google-news

İstanbul’un ikinci seçim bölgesi bu seçimdeki şanssız bölgelerden: Nüfus hareketlerine göre yeniden yapılan düzenlemeler sonunda, 2011 seçimlerindeki 27 milletvekili sandalyesinden birini yitirerek 26 sandalyeye düştü.

Ama Meclis’te grubu olan siyasal partilerin İstanbul il başkanlarına bakarsanız, 26 sandalye bu bölge için çok az:

Hepsinin beklentilerini karşılamak için on-on iki sandalye daha gerekli!

Ağır toplar 2 . bölgede

İkinci bölgede bütün partiler ağır toplarını öne sürmüş:

Örneğin AKP’nin ilk beş sırasında, en başta Avrupa Birliği Bakanı olmak kaydıyla şu adaylar var:

Volkan Bozkır, Ayşe Nur Bahçekapılı, Ekrem Erdem, Aziz Babuşcu, Durmuş Ali Sarıkaya. CHP en başa, hem kadın hem Ermeni kökenli olarak tercih ettiği bir adayı koymuş; onun da hepsi dikkat çeken önemli kişilerden oluşan ilk beş adayı da şöyle:

Selina Doğan, Aykut Erdoğdu, Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Dursun Çiçek, Süleyman Sencer Ayata.

Birinci sıraya, Cumhurbaşkanlığı seçimindeki CHP-MHP ortak adayının yerleştirildiği, aralarında eski bakanların bulunduğu MHP’nin ilk beşi de şöyle:

Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu, Celal Adan, Murat Başesgioğlu, Abdul Ahat Andican, Özcan Pehlivanoğlu.

HDP listenin başına Avrupa’dan bir Alevi STK liderini koymuş ve sevilen bir avukat kadın adayla devam ediyor:

Turgut Öker, Filiz Kerestecioğlu, Sezai Temelli, Şerife Erbay, Salih Şahin.

Bölgede iki tane de ilişkileri açısından önemli bağımsız aday görünüyor:

Küçükken geçirdiği trafik kazasında iki gözünü yitiren sanatçı Metin Şentürk ve 17-25 aralık soruşturmasının Emniyet müdürlerinden, Gülen Cemaati üyesi olduğu iddia edilen ve şu anda Silivri’de tutuklu bulunan Yakub Saygılı.

Şentürk, engellilere ve sanatçılara hitap ediyor. Saygılı da Cemaat’e. Saygılı’nın alacağı oylar, Cemaat’in ikinci bölgedeki gücünü ölçecek.

İkinci bölge, siyasal eğilimlerin en keskin ayrımlarla yönetimlere ve halka yansıdığı ilçelerden oluşuyor:

12 ilçenin 9’u, Kâğıthane, Fatih, Eyüp, Beyoğlu, Bayrampaşa, Esenler, Gaziosmanpaşa, Zeytinburnu, Sultangazi, kimilerinde açık ara olmak üzere, AKP’nin belediyeyi kazandığı ilçeler. Geri kalan 3 ilçe ise tabir caizse CHP’nin kaleleri. Bu ilçelerin sokakları birbirine zıt eğilimler yansıtıyor.

Sokaklarda dolaştığınızda, partililerden kaygı ve korku algılıyorsunuz.

Fatih, Eyüp gibi geleneksel ilçelerde dolaştığınızda kahvelerden, Şişli, Beşiktaş gibi ilçelerde dolaştığınızda, AVM’lere kaymış olan, erkek erkeğe buluşmalardan ilginç izlenimler alıyor insan:

AKP’liler önemli ölçüde oy ve sandalye kaybedeceklerinden korkuyor.

CHP’liler, barajı aşmasını istedikleri HDP’ye oy kaybetmekten korkuyor.

MHP’liler, geçen seçimdeki iki sandalyeyi artıramamaktan korkuyor.

HDP’liler, genel olarak barajı aşamamaktan, özel olarak da, büyük kentlerde bekledikleri oyu burada alamamaktan korkuyor.

AKP mütevazı

Baktım ki sokaklar, daha doğrusu kahveler ve AVM’ler hep kaygı ve endişe dolu, bunun üzerine, daha iyimser görüşlerin geleceğine emin olduğum parti yöneticileriyle konuştum:

İyimser beklentilerin tümünü karşılamak için İkinci bölgeye, 38-40 milletvekili kontenjanı gerekiyor!

Aslında bölgede en mütevazı beklentisi olan parti AKP gibi; yöneticileri gayet ihtiyatlı konuşuyor.

AKP İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu şöyle diyor:

“Seçmen, AK Parti ve karşıtları olarak şartlandı. Biz de bu seçimi Türkiye’nin kader seçimi olarak anlatıyoruz. Kampanya başladığında bir durgunluk, suskunluk vardı ama, partiler sahaya indikçe bu durum değişti. Bölgenin bir sandalye kaybı bizi etkilemez. En azından geçen seçimdeki sonucu egale ederiz, yani en azından aldığımız 15 sandalyeyi yeniden kazanırız.”

Kendisine kamuoyunda, AKP’nin öteki partilere oy kaybettiğine ilişkin izlenimler olduğunu anımsatınca “Artık o durum aşıldı, mitinglerle örgüt hareketlenince rahatladık” diye yanıt veriyor.

Babuşcu’nun tavrı bana temkinli ama kendinden emin gibi göründü. Açıkça telaffuz edilmese de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sahalara inmesi, AKP’leri rahatlatmış görünüyor.

CHP kendinden emin

CHP İstanbul İl Başkanı Murat Karayalçın da kendisinden çok emin. Sanıyorum, CHP, İstanbul iddiasını, eski genel başkanlardan birini seçim için buraya il başkanı olarak yollamakla göstermiş.

Karayalçın partisinin iddialı tutumunu şöyle özetliyor:

“İstanbul’da rakiplerimiz CHP’li seçmene dönük bir siyaset mühendisliği çalışması yapıyorlar. ‘CHP nasıl olsa iktidara gelemeyecek, o nedenle oyunu barajı aşması için falanca partiye ver’ telkininde bulunuyorlar. Böyle bir şey olamaz.

Biz parti olarak seçim barajına karşıyız. Bu konuda, kanun teklifi vermiştik. Ama olmadı, başka partilerden destek göremedik. Partiler başka partilerden oy devşirerek değil kendi güçleriyle barajı aşmalılar. CHP’liler neden başka partilere emanet oy versinler?

İstanbul 2. bölgede Mustafa Sarıgül’ün 9. sırada olması nedeniyle bu telkinleri yoğunlaştıranlar var. Mustafa Sarıgül bizim önseçimle 5. sıraya gelmiş bir partilimizdir. O da seçilecek; ardından gelen Yüksel Mansu Kılıç, Dr. Cengiz Alp ve öteki adaylarımız da seçilecekler.”

Bu sözleri, bir ölçüde de olsa, HDP’ye oy kaybı kaygısını yansıtan Karayalçın’a, önceki seçimde 9 sandalye kazandıkları, şimdi bölgenin bir kaybına karşın CHP’nin en az iki belki üç sandalye daha kazanacağına ilişkin iyimser beklentisinin nereden kaynaklandığını soruyorum; yanıtı şöyle oluyor:

“Bu seçim önceki seçimlerden farklı. Bu seçimde CHP iktidar ya da iktidar ortağı olacak. CHP’lilerin başka partilere verilecek oyları olamaz. CHP’lilerin siyasi bilincine güveniyorum.”

MHP de hem Türkiye genelinde hem de İstanbul ikinci bölgede oylarını artırdığı iddiasında olan bir parti.

AKP’nin bütün son dakika milliyetçi söylemine karşı seçmen kitlesini korumayı ve hatta yükseltmeyi başardığı izlenimi kamuoyuna hakim.

İl Başkanı Mehmet Bülent Karataş ikinci bölgedeki durumlarını şöyle değerlendiriyor:

“Tüm Türkiye’de yükseliş halindeyiz ama İstanbul ikinci bölgeye özel bir önem verdik bu seçimde. Bu nedenle oransal olarak en fazla artışı bu bölgede bekliyoruz. Geçmişte İstanbul’daki en zayıf bölgemiz olarak gördük burayı. Bu kez iyice güçlendirmek için, örneğin Cumhurbaşkanı adayımız Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu bu bölgeden aday gösterdik.” Karataş’a geçen seçimlerde bu bölgeden iki milletvekili çıkardıklarını anımsatarak bu seçimdeki beklentisini soruyorum:

Hiç tereddüt etmeden, “En az 4, ama biz 5-6’yı zorlayacağız” diyor.

Karataş’ın üzerinde durduğu başka çok önemli bir nokta da sandık görevlileri oluyor:

“Sandıkları milli namusumuz gibi koruyacağız. İstanbul’da 90 bin gönüllü görevli ve gözlemcimiz var. Şimdiye kadar sandıklarda çeşitli oyunlar oldu, bu kez bunu önleyeceğiz” diyor.

 HDP, Türkiye’nin geleceğinin sürprizi

HDP sadece bu seçimin değil, Türkiye’nin geleceğinin de en önemli sürprizi ve belirleyicisi.

Barajı aştığı takdirde AKP’nin tek parti iktidarı çok zor...

Aşamazsa, Türkiye’nin parlamenter rejimi değişecek, başkanlık rejimi adı altında tek adam diktatörlüğü başlayacak.

HDP, parti ilkelerine uygun olarak İstanbul İl Başkanlığını da iki eşbaşkanla götürülüyor.

Önce Ayşe Erdem’le görüşüyoruz ve kendisinin ünlü araştırmacı-yazar Tarhan Erdem’in kızı olduğunu öğreniyorum.

Ayşe Erdem şunları söylüyor:

“Tüm İstanbul’da ve özellikle İstanbul ikinci bölgede çok yoğun bir çalışma içindeyiz. Buradaki oyumuz ile iki sandalye garanti ama biz daha fazlasını hedefliyoruz. Ben özellikle yoğun olarak hemşeri dernekleriyle çalışıyorum ve çok olumlu sonuçlar alıyorum. Bu açıdan bu seçim sonuçlarından çok umutluyum.”

İstanbul’da 4 bin 506 hemşeri derneği var. Sanıyorum, Ayşe Erdem siyasal olarak doğru bir hedef kitle seçmiş.

Daha sonra eşbaşkanlardan Cesim Soylu ile konuşuyoruz:

“Esas hedef kitlemiz eski AKP seçmeni elbette. O kesimden büyük oy bekliyoruz. Parti artık yeni bir bakış açısı sunuyor seçmene. Bu açıdan bütün seküler yaşam tarzını benimsemiş olan seçmenlerden, demokratlardan, liberallerden, solculardan oy bekliyoruz.”

Kendisine CHP’den de HDP’ye oy kayması olup olmadığını soruyorum:

“Seküler, demokrat, solcu seçmenden oy bekliyoruz dedim ya, CHP’nin bir iki puan kaybı onlar için önemli olmaz ama bizim için çok önemli olabilir” diyor; böylece Murat Karayalçın’ın CHP için işaret ettiği oy kayması tehlikesine ilişkin kendilerinin de beklentileri olduğunu belirtiyor.

Kaç milletvekili beklediğini sormam üzerine de şunları söylüyor:

“Geçen seçimdeki oylarımızla zaten iki sandalye alıyoruz. Hedefimiz üçü aşmak, dört almak.”

Sözlerini bitirirken Soylu da “Çalışıyoruz, çabalıyoruz, oy da alıyoruz, ama sandıklar bir açılıyor, sonuçlar farklı çıkıyor. Çok fazla hile ihtimali var” diyor.

Hapiste aday oldu

Bağımsız adaylar konusu da ilginç. Hiç kuşkusuz eski İstanbul Emniyeti Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, bölgedeki en önemli bağımsız adaylardan biri.

Yakub Saygılı, 17 Aralık büyük yolsuzluk operasyonunu yürüten isimdi. Şu anda darbecilikten tutuklu, kaderin cilvesi olarak Silivri’de yatıyor.

Hapiste yatarken aday oldu. 29 Mayıs Cuma günü Zaman gazetesine uzun bir demeç verdi ve kamuoyuna yansıyan 17 Aralık fezlekesinin bile çok eksik olduğunu söyledi:

“O eksik bir fezleke idi. Onlarca klasörden oluşan, tüm ekleri ile 100’lerce GB’lik tüm ses ve görüntülerinin dünya üzerinden yok olduğuna emin olmadıkça kimseye rahat uyku yok” diyor.

Milletvekili adayı olma amacının 17-25 Aralık’ın hesabını sormayı çok aştığını kaydediyor; amacının kokuşmuş bir siyasal sistemi düzeltmek olduğunu söylüyor.

Saygılı’nın alacağı oy, ikinci bölgede Gülen Cemaati’nin gücünü de gösterecek. Konuştuğum kişiler kesin bir şey söyleyemiyor çünkü iktidar saldırıya geçeli beri Cemaati destekleyenler artık görünmez oldular. Metin Şentürk’ün ise desteği belirsiz. Belli sivil toplum kuruluşlarıyla çalışmalar yaptığı söyleniyor. Sonuçlar açıklandığında başarısını göreceğiz.

Seçim güvenliği endişesi

İlginç olan nokta, MHP ve HDP yöneticileri tarafından açıkça ve doğrudan dile getirilen seçim güvenliği sorununun tüm bölgede yaygın bir biçimde paylaşılması.

Kiminle görüştüysem, (elbette AKP’liler dışında kalanlardan) seçimlerde hile yapılacağından kuşku duyduğunu dile getirdi. İkinci bölgenin sokaklarına ve hatta parti yönetimlerine egemen olan esas korku, genel bir seçim güvenliği korkusu. Özellikle işsiz ve emekli kesimlerin egemen gözüktüğü kahvelerdeki ve AVM’lerdeki sohbet grupları, seçim konusu açıldığında ilk olarak sandık güvenliği sorununu gündeme getiriyorlar.