İstanbul ağladı

Fotoğrafın duayen ismi Ara Güler, dün son yolculuğuna uğurlandı. Ustanın cenaze töreninde sevdiği şarkılar çalındı, sevenleri gözyaşlarını tutamadı.

20 Ekim 2018 Cumartesi, 22:10
Abone Ol google-news

Duayen foto muhabiri Ara Güler, dün İstanbul’da son yolculuğuna uğurlandı. Çarşamba günü tedavi gördüğü hastanede 90 yaşında hayatını kaybeden Güler için ilk olarak Galatasaray Meydanı’nda tören düzenlendi. Ardından usta fotoğrafçının naaşı Beyoğlu Üç Horan Ermeni Kilisesi’ne getirilerek dini tören yapıldı. Ara Güler daha sonra Şişli Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Galatasaray Meydanı’nda Cumartesi Anneleri eylem yapamasın diye haftalardır polis barikatlarıyla insansızlaştırılan 50. Yıl Cumhuriyet Anıtı’nın çevresi dün bir hayli kalabalıktı. Dünyanın en iyi fotoğrafçılarından Ara Güler’in cenaze töreni için meydanda bir platform kuruldu. Güler’in fotoğrafları ile hayatını anlatan bir film platforma kurulan ekrandan gösterildi. Meydana “Güle güle büyük usta, seni asla unutmayacağız” ve Güler’in “Yaşam size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın” sözlerinin yer aldığı büyük bir poster asıldı. Ara Güler’in Türk bayrağına sarılı tabutu da platforma getirildi. Karanfillerin yer aldığı platformda, mumlar yakıldı. Yakınları naaşın başında sırayla nöbet tuttu. Ara Güler’in fotoğraf makinesi çantası da tabutun başına konuldu.

‘Sarı Gelin’le veda’

Ardından Nebil Özgentürk’ün “Bir Yudum İnsan” belgeselinde Ara Güler’i konu alan video gösterimi yapıldı. Törenin açılış konuşmasını da Özgentürk gerçekleştirdi. Daha sonra sahnede duduk ve keman sanatçıları, “Dle Yaman”, “Grunk” ve “Sarı Gelin” türkülerini seslendirdi. Saygı duruşunun ardından Ara Güler’in yakınları, sevenleri ve siyasetçiler birer konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, Ara Güler’in bir dünya sanatçısı olduğunu söyledi. Kalın konuşmasının ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın taziye mesajını okudu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da Ara Güler’in 70 yıllık arşivini ve huzur dolu gülümsemesini miras bıraktığını belirtti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ara Güler’in Türkiye’nin bir markası olduğunu dile getirerek, Güler tarafından keşfedilen Afrodisias Antik Kenti’nin Dünya Mirası Listesi’ne alındığını kaydetti. Törende AKP Sözcüsü Ömer Çelik ve Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan da birer konuşma yaptı.

‘Şiir gibi anlatırdı’

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise “Ara Güler, İstanbul’u şiir gibi anlatırdı. İstanbul’un ve insanlığın temiz yüzünü fotoğraflarında görürdük. Kendisi fotoğrafçılığı bir sanat olarak kabul etmezdi. Sanatçı olmanın en kolay yolu fotoğrafçı olmaktır, sıkıysa gidin müzisyen olun demişti. Bunda biraz tevazu var. O sadece bakmıyor, görüyordu. Yüreği ile görüyordu. Bakmak ile görmek arasındaki o farkı fotoğraflarına yansıtıyordu” diye konuştu.

‘Bana son kez baktı’

Ara Güler’in asistanı Fatih Aslan da törende konuştu. Aslan, “Umuyorum huzurlu gitti. Son anına kadar yanındaydım. Her şey istediği gibi oldu. Müzesini açtı, arşivini, önemli ellere, kıymetli insanlara ve bütün Türk milletine emanet etti... Hastanede yanındaydım. Gözlerime baktı son kez. Elini kaldırdı, tuttum. Ben genç yaşta annemi, kardeşimi kaybettim. Hiç bu kadar üzüleceğimi tahmin etmemiştim. Elini kaldırdığında gözlerini açtı bana baktı. Sanki benden güç almak istedi. O arada hâlâ nefes alıp verebiliyordu. Sonra gitti, uyudu. Sonsuzluğa uyudu. Nur içinde yatsın” ifadelerini kullandı.
Güler’in yakın dostlarından Coşkun Aral, “Ara Güler’in yereli ulusala, ulusalı da evrensele bağlayan bir köprü” olduğunu vurguladı. Ara Güler ile anılarını anlatan Aral, “İnsan olma özelliğini yitirmeyen, yaşamların hepsine saygı duyan bir insandı. Onun geçmişte yapmış olduğu röportajlar benim gibi foto muhabirlerinin hepsine örnek oldu. Ara’nın diğer gazetecilerden farkı birincisi sadakate önem vermesi, ikincisi insanları yargılamadan eylemleri sorgulaması. En nefret ettiği kişileri bile kaybettiğimiz haberini duyduğumuzda ‘Allah rahmet eylesin’ diyen bir insan. Bütün inançlar arasında, kültürler arasında empati kurarak onları anlamaya çalışırdı” şeklinde konuştu.
Ara Güler’in babasının memleketi olan Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinden toprak ve yemiş getirildi. Güler’in vasiyeti üzerine bunlar mezara konuldu.

Törende her renk vardı

Galatasaray Meydanı’ndaki törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Vasip Şahin, AKP Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Sekreteri Mehmet Akif Hamzaçebi, Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, AKP Milletvekili Hasan Turan, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekili Garo Paylan’ın da aralarında bulunduğu milletvekilleri, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü ile Türkiye Ermenileri Patrikliği Patrik Vekili Aram Ateşyan, Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, fotoğrafçılar Tanju Akleman, Gültekin Çizgen, Ozan Sağdıç, sanatçılar Salih Kalyon, Menderes Samancılar, Ercan Kesal, Can Kolukısa ve Güler’in çok sayıda seveni katıldı.

 

 Arkadaşları: Bize üç büyükler derdi

Ara Güler’in en yakın iki arkadaşı Ozan Sağdıç ve Gültekin Çizgen de yitirdikleri dostlarının cenaze törenine katıldı. İki isim sahnedeki tabutunun başında nöbet tuttular. Sağdıç ve Çizgen, arkadaşlıklarını şu sözlerle anlattı:

-OZAN SAĞDIÇ: 6 Nisan 1956’da Hayat Mecmuası çıktı. Çok önemli bir dergiydi o. Ara Güler’le ikimiz o derginin ilk iki foto muhabiriydik. 1956’dan beri hiç tükenmeyen bir dostluğumuz var. Tabii, hayatlarımızın çeşitli dönemlerinde kesişmiş anılarımız var. Her bakımdan çok sevdiğimiz, her fırsatta beraber olduğumuz bir dostumuzu kaybettik. Acımız büyük. Ama tecelli bu. Şunu söylemek isterim; duayen, her meslekte bir tanedir. Onu yitirdik. Galiba şimdi duayen benim, yolda olan benim.

-GÜLTEKİN ÇİZGEN: Rahmetli, bize “3 büyükler” derdi. Kendisi gitti, Ozan’la ben kaldık. Ara için her şey söyleniyor, hakkıdır. Özelini kimse söylemiyor. Ben Ağaoğlu (Ahmet) tarafından Suna’nın akrabasıyım, son eşinin. Nikâh şahidi de bendim. O da benim iki nikâhımın şahidiydi. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Evinin atölyesinin anahtarını üç kişiye teslim etmiştir. Biri Ozan (Sağdıç), biri ben, diğeri de Serkis. Hep burada çalışırdık. Gönül adamıydı. Üzülünüyor, ama bence üzülünmemesi lazım. Kim 90 yaşına kadar yaşayacak, kimin müzesi olacak? Mükemmel bir hayattı. Keyifliydi, verimliydi. Hergelenin tekiydi...