Kabak Vadisi’nden insan manzaraları

13 yıl önce gittiğimde Kabak’ta sadece üç kamp, sahilde bir adet hasır gölgelik ve sağa sola serilmiş bir avuç hippi vardı. Elektrik ve yol olmadığından, yiyecekleri bir-iki gariban katır patikadan aşağı taşır ve kimse “Bu bira nasıl soğuk olmaz?” diye sormazdı. İçecek bulduğunuz için şanslı, gece kampa kaybolmadan dönebilirseniz daha şanslıydınız. Şimdi 40’tan fazla kampa ev sahipliği yapıyor.

20 Temmuz 2015 Pazartesi, 12:27
Abone Ol google-news

Gönüllüler: Bir vakit vadiye tatile gelip paraları bitince büyük şehre dönmeyi kaldıramayan gençler. Şayet mutfak işi, temizlik ve basit garsonluk faaliyetlerine sempatik bakıyorlarsa karın tokluğuna çalışmaya başlarlar. İşe alınmaları için didjeridu (Avustralya yerlileri Aborjinlerin yerel çalgısı) çalmak, rasta saçlı olmak, Taylandca yazılı tişört giymek ve tribal aksesuarlar kullanmak gibi şartlar aranır. Onlardan yağmurda ortaya çıkan çamurda aşırı eğlenmek, vadinin dedikodu ihtiyacının yüzde 60’ını karşılamak gibi ekstralar da beklenir...

 

Psytransçılar: İsimlerini (şahsi kanaatimce) insan kulağını üçüncü dakikada uyuşturan, 45'inci dakikadan sonra ise beyinde hücre tahribatına başlayan bir müzik türünden alan gruptur. Bu sene vadiye vardığımızın ertesi günü, güney sahillerimizde gerçekleşen bir trance müzik festivali son bulmuş ve bu festivalde komünleşen bir grup da vadi sahiline vurmuştu. Bir nevi Madagaskar sahilinin pengueni sayılabilecek bu insan grubu, sahilde yatıp kalktıkları, hiçbir şeye para vermedikleri ve hacetlerini doğrudan doğaya teslim ettikleri için Kabak ahalisi tarafından pek hoş karşılanmadı. Halbuki gerek elinde oyuncak ayısıyla gezen delikanlılar, gerek Xeyna kostümü ile arzıendam eden kızları pek cana yakındı. Leğenden topluca yemek ve naylon poşetten tütün sarmak gibi özellikleri olan bu grubun en sıkıntılı yanı, pek çoğuyla anlaşmanın mümkün olmamasıdır.

 

Çılgın yerliler: Vadinin ana yola bağlanan üst noktası ile deniz kıyısı arasında camları tamamen çıkarılmış dolmuşlar işler. Bu dolmuşçulardan biri, tam yokuşa tırmanmak üzereyken Alarma şarkısının ruh eşini son ses hoparlörlere verdikten sonra bir sigara yakıp cep telefonundan yavuklusunu arayıp, gazı kökleyebilir. Siz de ölmekten ziyade “Bu müzik eşliğinde mi öleceğim?” diyerek panik atak geçirebilirsiniz. İşte hikayedeki o özel dolmuşçu bir Kabak yerlisidir. Ben şaka olsun diye kampların elektrik ya da suyunu kesen bir köylü amca da tanıyorum. Eşini ısıran, köpeği çekip vuran da aynı insan mesela. Özetle deniz, doğa, hayvan ve turistten pek hoşlanmayan, adeta bu sıkıntılara maruz kalan kişilere Kabak köylüsü diyebiliriz. Bu yöresel ekibin en temel hobileri ise maalesef turist kazıklamaktır.

 

Üçlü ve güçlü kızlar: Üç ya da daha kalabalık bir grupla kafa dinlemeye gelmiş genç kadınlardır. Tatillerini aktiviteye adar, “Şelaleye, mağaraya, yandaki Cennet Koyu’na gidelim” derken zoru başarıp kimseye bulaşmadan  tamamlarlar. 

 

Mutsuz manitalar: Örümcekten çok korkan kadın ve onun karanlıktan fena halde tırsan erkek arkadaşı, mutsuz çift ekibini oluştururlar. Onlar için vadideki her parça doğallık, rezilliktir. Zaten dev çekçekli çantaları ve şık kıyafetleri ile geldikleri vadide, kız tarafı topuklularını giyecek 10 metre alan bulamaz. Resmen perişan olurlar. 

 

Über eğlenen arkadaşlar: Sevgi pıtırcıklarıdır. Kamp barlarına ve konserlere dadandıkları için vadiye en çok parayı gömenler yine onlardır. Gitmelerine yakın suya girip biraz ayılırlar. 

 

İnzivacılar: Temel iki fraksiyonu vardır. İlkini yoga severler oluşturur. Daha ziyade sezon başı ve sonundaki sakinlikte vadiyi tercih eden, edep izan sahibi kişilerdir. Sabah 7’den 10’a yoga çalışıp, akşam yemeğine kadar sessizlik yemini edip, erken yatarlar. Eğer gece partilendiyse, ertesi sabah kahvaltıda bakışlarıyla etrafı ayıplamayı ihmal etmezler. Diğer grubu ise sanatsal faliyetlere yatkınlığı olan, içinde benim de bulunduğum huzursuz ekip oluşturur. Genelde “Aklımı evde unuttum lakin dert etmiyorum” sanatsal yaklaşımını benimserler. Misal benim kaldığım bir odada bu ressam tayfasından bir hanımın işleri asılıydı. Bu işlerden biri ise sim, pul, taş, varak ve neon renkli tüylerden yapılma bir OM simgesiydi. Baktıkça korneam yandı bütün tatil…

 

Meczuplar: Kabak’ta çok delirme hikayesi duydum ve hatta bazılarına da şahit oldum. Bu gördüğüm hadiseleri vahşi doğanın insanı zorlayan, bilinçaltı ile yüzleştiren tarafına ve delireceği olanların vadiye doluşmasına yordum.