Kadına şiddete karşı beş eylem önerisi

The Lancet dergisinin 5 yazıdan oluşan “Kadına Şiddeti Engelleme” başlıklı yazı dizisinin ilk 4 makalesini geçen hafta özetledik. Bu hafta kadın ve kız çocuklara yöneltilen şiddetin nasıl engelleneceği ile ilgili “Eylem Planı”nı açıklayan son makaleye yer veriyoruz.. Makaleyi kaleme alan 10 bilim insanı, eylem planını 5 öneri başlığı altında topluyor.

09 Ocak 2015 Cuma, 17:21
Abone Ol google-news

1. Öneri: Eylemleri bir liderin önderliğinde yürütmek

2. Öneri: Yeni yasalar çıkartmak, yeni politikalar belirlemek, kurumların kapasitelerini güçlendirmek

3. Öneri: Şiddeti önleme konusuna yatırım yapmak

4. Öneri: Sağlık sektörünün rolünü güçlendirmek

5. Öneri: Araştırmaya, veri toplamaya ve sivil toplum örgütlerine yatırım yapmak

Kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddet dünyanın her yerinde yaygın olmasına karşın, tarih boyunca göz ardı edildi ve göz yumuldu. Kadına şiddetin giderek tüm uluslar tarafından fark edilmeye başlamasıyla, engellenmesinin de yolu da açılmış oldu. Ne var ki bu kadar eski ve yerleşik bir alışkanlığın önlenmesi ve yok edilmesi sanıldığı kadar kolay değil.

“Eyleme Çağrı” başlıklı son makalede harekât planının çerçevesi şöyle: Hükümetler, kadınları ikinci plana atan siyasi, sosyal ve ekonomik yapıları cinsiyet eşitliğini sağlayacak şekilde yeniden yapılandırmalı, ulusal planları ve bütçeyi bu doğrultuda düzenlemelidir.

Şiddeti önlemenin inatla savunulması ve sürdürülebilir bir niteliğe kavuşturulması şarttır. Temel yaklaşım, eğitimi ve kadınları güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Sağlık çalışanları şiddet mağdurlarını teşhis etme ve destekleme konusunda eğitilmelidir. Şiddeti engellemeyi hedef alan stratejiler, çocuk bakımı, üreme sağlığı, akıl sağlığı, HIV ve alkol ve madde bağımlılığı gibi konuları da kapsamalıdır.

Bu önerilerin kâğıt üzerinde kalmaması çok önemlidir. 2015 yılında sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınma modelinde, kadına şiddeti durdurmaya yönelik eylemlere öncelik tanınmalıdır.

EYLEM ÇAĞRISI

Kadına şiddeti yok etmek mümkündür, ancak hükümetlerin, özel ve resmi kurumların, sivil toplum örgütlerinin uyguladıkları stratejilerin anlamlı bir değişiklik yaratabilmesi için sürdürülebilir bir eylem planına ihtiyaç vardır.

Dolayısıyla bu konuda bugüne dek elde edilen bilimsel verilere dayanarak bilim insanları ulusal ve yerel liderlere, politika yapıcılarına şu beş maddeden oluşan eylem planını yaşama geçirmeleri çağrısı yapıyor:

1. ÖNERİ: ÖNDERLİK YAPMAK

Şiddetin önlenmesi için farklı sektörlerin müdahalesi ve kurumsal ve bireysel davranışlarda kalıcı değişikliklerin yaşama geçirilmesi gerekir. Bu amaca yönelik tüm eylemlerin birbiri ile uyum içinde, birbirlerinin önünü kesmeden yürütülmesi için inanmış ve inandırıcı liderlerin başı çekmesine ihtiyaç vardır. Liderler ayrıca kanaat liderleri, politika yapıcıları, şiddet mağdurları, akademisyenler ile işbirliği yapmalıdır. Bu hedefe yönelik izlenecek yol haritası:

• Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet, kamuoyu önünde kınanmalı; toplumsal cinsiyet eşitliliği savunulmalıdır.

• Uzun vadeli kalkınma planları çerçevesinde, cinsiyet eşitliliği başlı başına bir hedef olarak ele alınmalı, şiddetin bitirilmesi bir takvime bağlanmalıdır.

• Ulusal eylem planının hazırlanmasına öncülük edilmelidir. Sağlık, sosyal yardım hizmetleri, Emniyet, yasama, eğitim, çocuk koruma programları, cinsiyet eşitliliği gibi konuları da kapsayan bütünleşik stratejiler oluşturulmalıdır.

• Tüm sektörleri kapsayacak biçimde eylemleri geliştirecek, uygulayacak ve kontrol edecek ulusal koordinasyon mekanizmaları oluşturulmalıdır.

• lgili tüm bakanlıklarda ulusal planların uygulanması için yeterli kaynakların sağlanması garanti altına alınmalıdır.

2. ÖNERİ: YASALAR ÇIKARMAK VE YÜRÜRLÜĞE KOYMAK; POLİTİKALAR OLUŞTURMAK; KURUMLARIN KAPASİTELERİNİ GENİŞLETMEK

Kadınlara yönelik şiddet, sağlıksız bireylerin, ailelerin veya ilişkilerin bir sonucu değil, tam tersi sağlıksız sosyal normların ve çoğunlukla yoksulluğun bir sonucudur. Dolayısıyla şiddeti durdurmanın yolu kısmen toplumsal eşitsizliği doğuran faktörleri ortadan kaldırmaktan geçer. Bu faktörleri besleyen kurumlar, adalet, eğitim, din, gelenekler ve medya gibi kurumlardır. Kısaca şiddet, kadın ve erkek arasında kaynak dağılımının eşitsizliğinden kaynaklanır.

Bu hedefe yönelik izlenecek yol haritası:

• Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin her çeşidini (eş veya aile içi şiddet, cinsel şiddet, cinsel taciz, erken ve zorla evlendirilme, kadın sünnetleri) yasaklayan politikaları güçlendirmek ve bunları yasalarla koruma altına almak gerekir.

• Kadına karşı ayırımcılığın her çeşidini ortadan kaldıracak ulusal yasaların ve politikaların yürürlüğe girmesi sağlanmalıdır. Örneğin mülk edinme, miras, çocukların velayeti, seyahat etme özgürlüğü, boşanma hakkı gibi konularda var olan ayırımcılığa kesinlikle son verilmelidir.

• Kadınların eğitim alma, ücret eşitliği, iş güvenliği gibi hakları yasalar ve sektörel stratejilerle garanti altına alınmalıdır.

• Erkek şiddetini teşvik eden erkeksilik kavramları, kadının erkeğin izni olmadan en ufak bir girişimde bulunamaması gibi ayırımcı davranışlara karşı sivil toplum örgütlerinin protestoları teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.

• İlişkilerde eşitliği teşvik eden sosyal politikalar desteklenmelidir.

3. ŞİDDETİ ÖNLEMEYE YÖNELİK YATIRIMLAR

Sosyal ve hukuki iyileştirmelerin yanı sıra, toplumları kadın şiddetine karşı mücadeleye teşvik edecek doğrudan ve kesintisiz bir programlama da gerekir. İyi tasarlanmış müdahaleler doğru zamanda uygulandıklarında çok olumlu sonuçlar verebilir. En başarılı müdahaleler, çok sayıda girişimi içinde barındırır; birden fazla taraf ile aynı anda ilgilenir ve şiddetin altında yatan çeşitli risk faktörlerini ayırım yapmadan karşısına alır.

Bu hedefe yönelik izlenecek yol haritası:

• Erkek şiddetini körükleyen baskın erkeksilik ve edilgen dişilik kavramları yeniden masaya yatırılmalı, ayırımcılığı teşvik eden yaygın sosyal normların değiştirilmesi için uzun soluklu programlar hazırlanmalıdır.

• Kadınların erkeklerle birlikte çalışacakları programlara öncelik tanınmalıdır.

• Çocuklukta şiddete maruz kalma, alkol ve uyuşturucu kullanma gibi risk faktörlerini ortadan kaldırma programlarına yatırım yapılmalıdır.

• Kadın, erkek farkı gözetilmeden mikrofinans, tarım, su ve hijyen ve diğer kalkınma programları teşvik edilmelidir.

• Şiddet mağdurlarına bakım ve destek sağlayan programlara kaynak akıtılmalıdır.

• Medya ile işbirliği yapılarak, şiddetin kınanması, şiddet gören kadın ve kız çocuklarına yönelik önyargılı yorumlardan kaçınılması sağlanmalıdır.

• Özellikle kadın hakları konusunda faaliyet gösteren sivil toplum örgütleriyle işbirliğine gidilmelidir.

4. SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN ROLÜNÜ GÜÇLENDİRMEK

Kadınlara ve kız çocuklara yönelik şiddet, çoğunlukla şiddetli ve kalıcı fiziksel-zihinsel sorunlara yol açtığından mağdur kendini hastanelerin acil servislerinde bulur. Oysa sağlık çalışanları bu konuda yeterli eğitim almadıklarından kendilerini yalnızca mağdurun tedavisinden sorumlu tutarlar. Fakat sağlık sektörü tedaviden çok, birinci elden şiddeti önleme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle klasik tıp eğitimi alan öğrencilerin, ebelerin, hemşirelerin bu gibi vakalarda ne gibi hizmet ve destek sağlayacakları konusunda ders almalarında fayda vardır.

Sağlık çalışanlarının ayrıca çeşitli kültürel önyargılarından kurtulmaları için ciddi bir eğitimden geçmeleri gerekir. Örneğin doktor ve hemşirelerin yalnızca hastalıkları tedavi etmekle yükümlü oldukları inancını kırmak çok zordur. Ayrıca sağlıkçıların tacizi normal bir olgu gibi kabullenmeleri, başkalarının özel hayatlarına karışmayı tabu olarak görmeleri bu şekilde engellenebilir.

Bu hedefe yönelik izlenecek yol haritası:

• Doktorluk, hemşirelik, kamu sağlığı gibi alanlardaki öğretim programlarına, kadınlara yönelik şiddet konusunda uzun soluklu gözetim, yol gösterme ve destek sağlama yöntemleri ile ilgili dersler ilave edilmelidir.

• Kadınlara şiddetin sağlık sistemleri üzerindeki yükü konusunda sağlık çalışanlarının yanı sıra kamuoyunda da farkındalık yaratılmalıdır.

• Sağlık çalışanlarının şiddet vakalarına profesyonelce yaklaşmaları sağlanmalıdır.

• Şiddet gören kadınların ilgili merkezlerde rehabilite edilmeleri sağlanmalıdır. Örneğin üreme, annelik, hamilelik, çocuk sağlığı, akıl sağlığı, HIV ile mücadele, madde bağımlılığı ile savaş birimleri gibi.

• Sağlık çalışanlarının şiddet mağdurlarını küçültücü, aşağılayıcı davranışlarda bulunması engellenmelidir.

• Yerel sağlık birimlerinin uluslararası sağlık örgütleriyle (örneğin WHO) şiddete karşı geliştirilen programlar konusunda işbirliği yapması gereklidir.

5. ARAŞTIRMAYA, VERİ TOPLAMAYA VE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINA YATIRIM YAPMAK

Bugün yetersiz sayılabilecek ölçekteki veriler, kadına yöneltilen şiddeti durdurma konusundaki eylemsizliğe bir bahane oluşturmamalı. Yerel ve uluslararası örgütler var olan kanıtları anlamlı bir ölçeğe çıkarmak, yararlı olduğuna inanılan programları yaygınlaştırmak, bilimsel araştırmalardan elde edilen sonuçları uygulamaya dönüştürmekle yükümlüdür. Araştırmacılar ile programcılar arasında güçlü bir işbirliğinin kurulması zorunludur. Ancak bu yolla başarılı stratejiler oluşturulabilir.

WHO gibi uluslararası örgütlerin topladığı veriler ile ulusal verilerin bir araya getirilmesiyle kaynakların dağılımı, şiddeti önlemeye yönelik projelerin geliştirilmesi ve bu yoldaki ilerlemelerin kontrol altında tutulması mümkün olabilir. Örneğin Batı Afrika ve Ortadoğu’da kadın sünnetleriyle ilgili verilerin yetersizliği bu bölgelerde uygulamaya karşı önlem alınmasını zorlaştırıyor.

Bu hedefe yönelik izlenecek yol haritası:

• Kadına şiddetin boyutlarını, risk faktörlerini ve sonuçlarını araştıran ulusal bazlı popülasyon alan çalışmaları her beş yılda bir tekrarlanmalıdır.

• Ulusal yönetimler şiddetin sağlık sistemleri üzerindeki yükünü hesaplamayı bir yükümlülük haline getirmelidir.

• Veriler, cinsel taciz, tecavüz, seks ticareti, kadın sünnetleri gibi tüm şiddet türlerini kapsayacak şekilde toplanmalıdır.

• Şiddeti tetikleyen kilit yapısal bozukluklarla ve kadına şiddete göz yumulmasına yol açan sosyal normlarla mücadelenin nasıl yapılması gerektiği ile ilgili araştırmalara öncelik tanınmalıdır.

• Sağlık sektörünün engelleyici çabalarından alınan sonuçların kâr-zarar analizi ile değerlendirilmesi gerekir.

• Şiddeti durdurma programlarında kaynak dağılımı bilimsel verilere göre planlanmalıdır.

• Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde araştırma kapasitesini artırılması çok önemlidir.

Derleyen: Reyhan Oksay

Kaynak:http://www.thelancet.com/journals/lancet/

article/PIIS0140-6736(14)61830-4/fulltext