Kalınbağırsak kanseri, en çok rastlanan 3. kanser türü

Kalınbağırsak kanseri, bazı durumlarda hastalarda hiç belirti vermese de uzun süreli kabızlık ve ishal, dışkıda kan görülmesi, bağırsakların tam boşalmamış hissi, kansızlık, halsizlik, kilo kaybı belirtileri arasında sayılabiliyor. Prof. Asoğlu, “Ailesinde kanser öyküsü olanlar 40, olmayanlar ise 50 yaşından sonra mutlaka kolonoskopi yaptırmalı” dedi

22 Aralık 2020 Salı, 06:00
Kalınbağırsak kanseri, en çok rastlanan 3. kanser türü
Abone Ol google-news

Kolorektal yani kalınbağırsak kanseri, hem dünyada hem de ülkemizde kadın ve erkeklerin en çok yakalandığı üçüncü kanser tipi. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu, kolon kanserinin belirtisinin her insanda aynı olmayacağına, tümörün bulunduğu yere ve büyüklüğüne göre belirtinin oluşabileceğine dikkat çekerek “Bu nedenle erken evre teşhis, tedavide çok önemli yer tutuyor. 50 yaşını geçen herkese kolonoskopi yapılmalı, ailede bir kanser öyküsü varsa bu 40 yaşında kolonoskopi yapılmasını gerektiriyor” uyarısında bulundu. Kolon (kalınbağırsak) ve rektum (kalınbağırsaktan sonra gelen kısım) kanserleri, erken evrede yakalanırsa yüksek başarı ile tedavi edilebiliyor. Yaş, ailede kolon ve rektum kanseri veya polibi tanısı olanların bulunması, hastalığın görülme riskini artırıyor. Prof. Asoğlu ile kalınbağırsak kanserleri hakkında merak edilenleri konuştuk.

‘BELİRTİ FARKLILIK GÖSTERİR’

- Kolorektal kanserlerin belirtileri nelerdir?

Hastada şikâyetlerin oluşabilmesi, tümörün bağırsağın neresinde ve ne kadar büyüklükte olmasına göre farklılık gösterir. Kalınbağırsağın sağında, ortasında sol tarafında veya çıkış kısmında olabilir bu tümör. Bağırsağı su borusu gibi düşünün. Tümörün de su borusunun ne kadarını kapladığı ile ilgili olarak şikâyetler oluşabilir. Kalınbağırsağın sağa tarafı geniştir, o yüzden oradaki bir tümörün tıkama belirtisi vermesi yani tuvalet alışkanlığının değişmesi, tuvaletini yapamama tümörün çok ileri seviyeye gelmesi ile ortaya çıkar. Sağ taraftaki tümörleri biz hastalarda kan testleri yaptığınızda anlarız. Kan sayımında düşüklük varsa veya buna bağlı klinik bulgular olursa, baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk gibi erken aşamada olur. Bağırsağın sol tarafı ise en dar yeri olduğu için buradaki bulgular daha çok tıkanmaya eğilimlidir. Ama tabii tıkanma şart değil. Bu tamamen tümörün boyutuyla, oradaki borunun çapı ile ilgili. Aşağı tarafa geldiğimizde ise yani rektum denen kısma geldiğimizde ise burada iki üç belirti olabilir. Birincisi dışkı geçerken tümöre çarpar, kanama yapabilir. İkincisi, o bölgede bir kitle oluştuğu zaman beyin bunu dışkı gibi algılar ve bunun için sık sık tuvalete gitme ihtiyacı olur. Tuvalete çıkar ama çıkmamış hissi yaşanır. Ama bunların hepsi tümörün belirli bir boyuta ermesiyle olan belirtilerdir. Bu nedenle erken teşhis çok önemli.

‘ARTIK ÇOK KOLAY’

- İnsanlar kolonoskopi yaptırmaktan korkuyor mu?

Eskiden kolonoskopiyi hafif bilinç kaybına uğratan ilaçlarla yapardık ve ağrılı olurdu şimdi, artık tamamen hasta uyutuluyor. Teknolojinin gelişimi ile kullandığımız aletler artık daha eğilip bükülme kapasitesi yüksek olduğu için bağırsak içinde daha kolay ilerleyebiliyor. Ayrıca kolonoskopi sırasında verilen hava da hızlı emilebilme özelliği nedeniyle işlem sonrası karın içinde çok gaz yapmıyor. Bu gelişimler olduğu için günümüzde kolonoskopi yaptırmak çok daha kolay. Aynı şekilde bağırsak temizliği de yeni yeni ilaçlar sayesinde kolay. Eskiden içimi zor olan ilaçlar vardı şimdi içimi rahat olan ilaçlar var.

- Kolonoskopiyi hangi sıklıklarla yaptırmalıyız?

Eğer aile öyküsü var ve kolonoskopi yapıldı, taramalarda da polipe de rastlanmadıysa genelde beş yılda bir kolonoskopinin tekrarlanması öneriliyor. 50 yaşından sonra aile öyküsü olmayan ve kolonoskopi sonrası bir şey bulunamayan kişilerin de on yılda bir tekrarlaması önerilir.

- Polipler alınınca tekrarlar mı?

Polipler tekrarlayabiliyor. Şu an için yapılabilecek en iyi şey kolonoskopi yaparak bunları izlemek.

‘DENEYİMLİ CERRAH ÖNEMLİ’

- Kanser tanısı konulmasının ardından hastaların en çok kafasını karıştıran ameliyat süreci. Halk arasında açık cerrahinin tümörün temizlenmesinde daha etkili olduğu, kapalı cerrahinin çok etkili olmadığı söylemleri yaygın. Bu doğru mudur?

Hasta özelliklerine göre bu ameliyatlar değişir. Bazen bazı yerlerde, aynı zamanda metastaz vardır, başka işlemlerin de yapılması gerekir o zaman açık cerrahi yapılabilir. Laparoskopik cerrahi karnı kesmeden, minik deliklerle girilerek yapılan bir cerrahidir. Bir cihazın olması, onun çok etkin ve her yerde kullanılabileceğini göstermiyor. Çünkü bunun için cerrahi eğitiminin belli bir öğrenim aşamasını tamamlamış olması gerekiyor. Cerrahın eğitimi, deneyimi, yaptığı ameliyatların sonuçları bunda çok etkili. Laparoskopi, robot deneyimli ellerde yapılırsa açık cerrahi ile eşit sonuçlar verir ve daha konforludur. Bu ameliyatlarda birincil önceliğimiz onkolojik sonuçlardır. Yani hastalığın nüks etmesini engellemek, hastaya bir kür sağlamak, çok uzun yaşam sağlamak, ameliyat sonrası dönemin kolay geçmesini, komplikasyonun azalmasını sağlamaktır. Bunları cerrah değerlendirilip karar verir. Etkin ellerde yapıldığı zaman laporoskopik ve robot çok avantaj, tartışılmayacak kadar avantajdır.