Kaymak tabakadan varoşlara herkes mi müptela?

Çalışan sayısı 380, 4 aylık maliyeti 15 milyon doları geçiyor. Ekranların macera, entrika, bazen duygu yüklü yarışmasında, 10 yılın iddialı isimleri bir kez daha adada. Survivor All Star’ı bu kez çok daha fazla kişi izliyor. Peki değişen ne? Soruyu Acun Ilıcalı’ya sorduk. Prof. Dr. Tayfun Atay ise sosyolojik açıdan yorumladı.

15 Nisan 2015 Çarşamba, 16:28
Abone Ol google-news

“Hem sen insanlara gider yapacaksın, diskalifiye olacaksın; sonra da ekip kaybedince hesap soracaksın. Keşke adam olsaydın da, oynasaydın.” Sakallı, atletik yapılı ve belli ki güneş altında saatlerce kaldığı için bronzlaşmış bir adam, ekranda, ekip arkadaşına sarfediyor bu sözleri. Yetmiyor, “Kindar, ikiyüzlü” diye de ekliyor. Görüntüler cennet misali Dominik Cumhuriyeti’nden. Bu sırada İstanbul, Nişantaşı’nda bir evin oturma odasında televizyon karşısındaki bir grup arkadaş, çığlık çığlığa isyanlardaki bu adama destek oluyor: “Turabi’ye haddini bildir Hasan, arkandayız...” 

Ekran başındakiler senarist, avukat, banka yöneticisi. Evdeki dördüncü kişi ise şaşkın, bir ekrana bir arkadaşlarına bakıyor. O sırada televizyonda Acun Ilıcalı ortaya çıkıyor; tartışan iki erkeğin arasına giriyor, öğütler veriyor. Durum ciddi. Beyazcamın içindeki ve önündekileri heyecana gark eden yapım ise; Survivor All Star...

Olay, Atlantik Okyanusu’nda bir adada hayatta kalmaya çalışan, bunun için de rakibini yenmek zorunda kalan iki ayrı grubun kameralar önündeki mücadelesini çoktandır geçmişti zaten. 2005 yılında dünyada 9’uncu yılına giren Survivor, Türkiye’de ilk kez Kanal D’de izleyici ile buluştu. Show TV’de yayınlanmaya başladıktan sonra ekonomik krizdeki kanalın maddi ve manevi (aldığı reytinglerle)  yüzünü güldürdü. Star TV’deki bir yıldan sonra da şimdilik ebedi adresi görünen tv8’de bambaşka bir boyut kazandı.

 Artık yapımcısı-sunucusu Acun Ilıcalı’nın kanalında. Bu kez yalnızca gençlere, erkek ya da Total izleyiciye değil de daha geniş bir kitleye ulaşıyor. Kahvehanelerde, okul koridorlarında, ofislerde, beyaz Türklerin whatsapp gruplarında Survivor ortak konu son haftalarda. Atarlı Turabi, efendi  Doğukan, evimizin oğlu Hasan, milli atlet Merve... Hepsinin kendine göre takipçisi, seveni, nefret edeni var. Senarist, izlerken yarışmacıları çözümlemeye çalışıyor, kendi hikayelerine karakter arıyor. Avukat, adrenalin yaşıyor. Bankacı, “Hayatım çok sıkıcı, Survivor’da aksiyon var” diyor. Hepsinin kendince Survivor izlemek için bir nedeni var. 

Zeynep teyze gönüllüden yana

Mesela üç torun büyütmüş ama kocasının emekli maaşı yetmeyince çocuk bakmak zorunda kalan Zeynep teyzenin ‘Survivor’cı olması için sebebi başka: “Gönüllüler’i tutuyorum, çünkü çoğunlukla oyunları kaybediyorlar. Bu yüzden aç kalıyorlar. Bu sezon dört kere kaybettiler. Neyse ki geçen akşam kazandılar da, yemek yediler. Çok mutlu oldum.” Zeynep teyzenin favori yarışmacısı ise Turabi. “Dobra olduğu için seviyorum. Ne düşünüyorsa ağzında. Kimsenin arkasından konuşmuyor” diyor. Kadın yarışmacılardan Sahra’yı “insanları birbirine düşürdüğü” için hiç sevmiyor. Ama Begüm, Özlem ve Nadya’yla yarışmaları kazandıkları, güçlü kadın oldukları için gurur duyuyor. 

Şehirlisinden, eğitimlisinden, ilkokul mezunundan, dar gelirlisinden, ünlüsünden, akademisyeninden farklı sosyo-ekonomik grupları, haftanın 4 gecesi ekran başına topluyor yarışma. Cumartesi, Pazar ve Salı akşamları hem genel, hem de AB grubu izleyicide en çok izlenen yapım. Beyoğlu’nun sayılı kalbur üstü mekanlarından birinin sahibinin sözleri akla düşüyor burada; “Kutuplaşan Türkiye’yi bir arada tutan yegane şey; Ankara’nın Bağları türküsü oldu.” Bizim iddiamız da şu “Survivor All Star da ülke insanlarını ekran önünde birleştiren ikinci vakadır.”

 

Kadınları da yakaladık

Acun Ilıcalı daha da geniş bir kitleye ulaşmalarını şöyle açıklıyor: “Survivor, artık kadın izleyiciler için futbol müsabakası gibi oldu. Bir de kumanda asıl kadınların elindedir. Erkekler zaten meyilliydi; kadın izleyiciyi de yakaladık. Mesela Gönüllüler’deki Özlem kilolu bir kadın ancak onun yarışmalardaki mücadelesi ekran başındaki birçok kadına cesaret veriyor. Kadın izleyiciler, Survivor’daki kadın yarışmacılarla özdeşim kuruyor, kendilerini onların yerine koyuyorlar.” Yarışmanın AB izleyicisinde ilgi görmesinin nedeni olarak da şunu gösteriyor: “Olimpiyatlar’da yarışan atlet Merve Aydın, milli sporcu Hakan Hatipoğlu, Pascal Nouma ile aslında olimpik bir seviye yakaladık, çıtayı yükselttik. ‘Annem en çok Survivor izlerken heyecanlanıyor’ diye mesajlar geliyor bize.”

 

Hıncın dışa vurulduğu ortam

Survivor All Star’ı sık sık köşesinde eleştiren Sosyal-antropolog  Prof. Dr. Tayfun Atay, başka bir pencere açıyor programa dair; “Bir ‘Meşhuriyet Çağı’ dünyasında yaşıyoruz” diyor. “Bu doğrultuda Survivor’da Gönüllüler takımı, tanınır-bilinir olmak, böylece de ‘yırtmak’, geleceğini kurtarmak isteyen ama bunu gerçekleştiremeyen pek çok sıradan insanın şöhrete arzudan hınca dönüşmüş duygularına tercüman oluyor. Survivor, toplumun ortalaması açısından böyle bir hıncın dışa vurulduğu bir “ritüel ortam” olarak düşünülebilir. “Ben de isterim” dediği halde bunu gerçekleştirememiş, bu yüzden de ünlülüğe hınç duyan bir kesime yanılsamalı da olsa bir tatmin sunuyor. Ama şov, kabul etmeli ki toplumun kaymak tabakasından varoşlara, alt tabaka insana kadar hitap eden bir dinamizme sahip. Tempo, heyecan, gerilim, dolayısıyla “adrenalin” çok yüksek.” 

 

Kozmopolit karakter Acun

Peki Acun Ilıcalı faktörü? Atay şöyle yanıtlıyor bu soruyu: “Çok önemli. Yiğidi öldür hakkını yeme! Acun kültürel anlamda çok kozmopolit bir karakter. “Beyaz” mı beyaz, ama “kara” sayılanla da etkileşim ve titreşimi var. Yıllardır meşhurluk güven endeksinde hep zirvede. Cumhurbaşkanı’ndan Başbakan’dan da üstte rol model olarak benimsenmiş bir karakter. Acun’un performansı üzerinden hem alt hem üst sosyo-ekonomik tabakadan insanlar şovun izleyicisi oluyor. Ama Acun’dan gerek siyasi bağlantıları gerekse geldiği ekonomik konum itibarıyla haz etmeyen bir kesim de var.”

Bir de işin sosyal medya tarafı var. Sokaktaki, ofisteki insanın söyledikleri kadar twitter ahalisinin ilgisi de artık başarıyı-başarısızlığı belirliyor. Somera araştırma şirketinin verilerine göre 2014-2015 sezonunda Twitter’da TV programları hakkında 3,2 milyon kişi konuştu. Günde ortalama 66 bin 500 kişi sosyal medyada yine televizyon üzerine konuşurken, yine bir  günde ortalama 167 bin 500 tweet atıldı. Dizilerin ve PT (prime time) programların ilk bölümleri sosyal medya reytinglerinde rekorlar kırıyor. Bu sezonun “açılış” birincileri Survivor All Star (Program sırasında 159 bin, gün boyu 196 bin mesaj) ve Medcezir (Dizi yayındayken 85 bin, gün boyu 112 bin mesaj) oldu. Geçtiğimiz salı günü konuştuğumuz Acun Ilıcalı, “Bu akşam program yayınlanırken dakikada 120 tweet atıldı” diyor. Yine onun verdiği verilere göre Ekşisözlük’te 500 entry girilmiş. Ilıcalı, program sırasında zaman zaman Ekşisözlük’ten alıntılar da yapıyor. Bu sosyal paylaşım ağını önemsediğini söylüyor ama biraz da kızgın Ekşisözlükçülere: “Turabi saygısızlık yapıyormuş, elenmeliymiş. Saygı kelimesini kullanacak son yer orası. Kendi platformlarında kime saygı göstermişler ki? Zeki insanların yorumlarına bayılırım. Daha önce de söylemiştim, eskiden reytingimi Ekşisözlük’e giren entry’lerden bir gün öncesinden öğrenirdim.” 

“SIRADAN TERÖR” MAKİNESİ TURABİ

 Profesör Tayfun Atay, Turabi’yi “sıradan terör” makinesi diye tanımlıyor; “şov yapıyor, oynuyor” diyor. “Toplumdaki zorbalık kültürünün bir karşılığı olarak temsil değeri var. Gündelik hayatın içinde sıradanlaşmış taciz pratikleri içerisinden süzülüp gelen bir karşılığı var. Ve bu toplumda gençlerin önemli bir kesiminin içinde bulunduğu ataerkil koşullara, ‘maşist’ ruh haline karşılık gelen bir yanı var. Bazılarımız ne kadar tasvip etmese de, hatta nefret etse de ona ‘Helal olsun sana’ diyen bir kesim var. Ayrıca Turabi’nin neden sevildiği kadar neden sevilmediği de önemli. Nefretin de çekici ve seyirlik bir yanı olabiliyor. Turabi şiddete tapan bir kültürün içinden çıkan, hayatın içinde hep şiddet üreterek var olmaya, kimlik bulmaya çalışan, şimdi de bunu bir gösteriye tahvil edip o kültürün içindekilerin ruhuna tercüman olarak buradan ‘yırtmaya’ çalışan bir çocuk.”  

Burada Ilıcalı’ya soruyoruz, “Sizi çocuklar da izliyor. Turabi yanlış örnek olursa diye kaygılanmıyor musunuz?” Yapımcının yanıtı şöyle; “Biz Dallas’ta J.R.’ı mı örnek aldık? Aileler Turabi’yi ‘kötü örnek’ olarak gösterebilir.” Atay’ın bu noktada Ilıcalı’ya itirazı var, “Turabi ile J.R. kıyaslanamaz. J.R. bir kurgu karakter ve realite-şovdaki insanın o kurgu karakterle belki bir ortak kesişim alanından söz edebiliriz ama bire bir örtüştüremeyiz. J.R. hayali, Turabi ise “gerçeklik gösterisi” sunan, ama kurgu da diyemeyeceğimiz “hayati” bir karakter.”

Sosyal Medyada Survivor

SOMERA verileri

  • Survivor başladığı günden bu yana 794 bin 961 ileti ile en çok Turabi’nin konuşulduğu, 379 bin 909 iletiyle Doğukan’ın 2. sırada yer aldığı, 207 bin 528 iletiyle Serenay Aktaş’ın 3. en çok konuşulan yarışmacı olduğunu söyleyebiliriz. 
  • Turabi hakkında yazılan iletilerde Turabi ile dalga geçme eğilimi görülüyor. Aynı zamanda, erkeksi bir imaj çizen yarışmacının, dans görüntülerinin ortaya çıkmasıyla bu imajı zedelediğini söyleyebiliriz. Özellikle son zamanlarda yarışmada yaptığı ihlaller nedeniyle olumsuz eleştirildiği de görülmekte. Ancak, en güçlü yarışmacılardan biri olması sebebiyle onu destekleyen ve tavırlarını olumlu karşılayanlar da var.
  •  Serenay, programın iddialı isimlerinden. Yarışmalarda başarılı olan Serenay, bu yönüyle takdir ediliyor. Güçlü ve kadın olması dolayısıyla da insanların önyargılarını kırdığı bir karakter. Dolayısıyla onu destekleyen birçok izleyici var. Ancak öncesinde Turabi’nin yanında olup, son zamanlarda strateji değiştirmesi ile olumsuz eleştirildi.
  • Survivor All Star, her kesimden insanı buluşturan bir yapım. Ayrıca cinsiyet dağılımına bakıldığında; yüzde 46 oranında kadın ve yüzde 54 oranında erkeğin ileti attığı görülmekte.