‘Keskin Nişancı’

Bilimkurgu, polisiye ve distopik yapıtların kavşak noktasında konumlanmış Keskin Nişancı (Doğan Kitap), sokaklarda insan vurarak kelle başı rakamlarla, istatistik ve algoritmalarla yaşamını sürdüren bir keskin nişancı ve küçük bir zümre tarafından yaşamın her alanının kontrol edildiği tekinsiz bir sistemde geçiyor.

13 Eylül 2021 Pazartesi, 00:03
Abone Ol google-news

Cem Selcen’i iki kere tanıdım; biri uzaktan diğeri yakından. İlk tanıdığımda uzaktan olmasına karşın her haliyle işini düzgün yapan başarılı bir kişi olduğu belliydi.

Sahip olduğu birkaç mekan arasında bir tanesi Beyoğlu kültür-sanat yaşamının, gece yaşamının lokomotiflerinden birisiydi.

Yakından tanıdığımda anladığım Cem’in düzgün ve başarılı bir müteşebbis olduğu kadar iyi de bir yazar oluşuydu. Bunu da (geç olduğunu kabul ediyorum) ancak altıncı kitabı Keskin Nişancı’yı okuduğumda fark edebildim.

Doğan Kitap tarafından yayımlanan Keskin Nişancı bilimkurgu, polisiye ve distopik yapıtların kavşak noktasında konumlanmış bir roman ancak sadece bu kadar değil, kesinlikle daha fazlası var.

Üstelik polisiye romanlara özgü bir biçemde, bilimkurgu romanlarındaki düşlerle ve bir de dünyada son iki yılda yaşananların bıraktıklarıyla, dijital platformlardaki yeni kuşak dizilere taş çıkartacak cinsten bir kurgu ve temposu hiç düşmeyen bir aksiyonla buluşuyor.

Sokaklarda insan vurarak kelle başı rakamlarla, istatistik ve algoritmalarla yaşamını sürdüren bir keskin nişancı ve yaşamın her alanının kontrol edildiği, küçük bir zümre tarafından insanların korkuyla yönetildiği tekinsiz bir sistemde geçiyor.

Makineleştirilmiş, ruhlarını kaybetmiş zombilerden farkı olmayan insanlar ve faturayı sokaktaki insana kesen sütü bozuk bir sistem bu.

Esin kaynağı totaliter devlet eleştirisini içinde taşıyan 1984’e kadar uzanıyor. Yanı sıra John Le Carre’den İskandinav polisiyelerine kadar uzanan bir tatta... Uzmanlık gerektiren ayrıntılar, entelektüel ve felsefi yorumlar, politik tercihler de eksik değil.

Zaman dilimleri arasında dolanan (sinemadaki libretto havasında) bir kurgu ile ele alınan romanda yönetenlere, tepedekilere karşı şiddetli bir alay söz konusu. Bu karakterler karikatürleştirilerek ve sevimsiz özellikleriyle tarif ediliyor Keskin Nişancıı’da.

Cem’in argosu da yerli yerinde, lafını esirgemiyor. Anlayacağınız yazar burada taraftar, hem de ne taraftar!

Yine de umutsuz değil kitabın sonu. Keskin Nişancı kaderine boyun eğmeyenlerin kitabı... O nedenle de insan öldürerek nüfus planlaması yapan devletlerin dünyasında geçen bu roman bana göre hayal ürünü değil, son iki yılda yaşananlara bakacak olursak bir o kadar da gerçekçi.

Oy hakkımı Keskin Nişancı’nın (evet distopik, evet polisiye, evet bilimkurgu) en çok gerçekçi bir roman olduğundan yana kullanıyorum.