Kirli Üçgen: Siyaset - Mafya - Ticaret, "Polis müdüründen silah kaçakçısına polis kimliği"

İstanbul Emniyeti 2. Şube Amiri Ahmet Ateşli’nin İstanbul yeraltı dünyasının gizli patronu olduğu söylenir. Ahmet Ateşli’nin, Ankara’dan İstanbul’a atanan Emniyet Müdürü Ünal Erkan ile yardımcısı Mehmet Ağar’ı da yeraltı dünyası ile nasıl ilişki kurulacağı ve İstanbul’da polis ile organize suç örgütlerinin nasıl kardeş kardeş yaşayacaklarının formülünü öğrettiği de söylentiler arasındadır.

25 Mayıs 2021 Salı, 04:00
Kirli Üçgen: Siyaset - Mafya - Ticaret,
Abone Ol google-news

Yazı dizinin bir önceki sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

İstanbul Emniyeti 2. Şube Amiri Ahmet Ateşli’nin çek-senet tahsilatından, kumarhanelere ve uyuşturucu ticareti yapan yeraltı dünyası ile dostluğu dışında ortak iş ilişkileri de vardır. Bu ilişkiler MİT raporunun eklerinde de yer almıştı. 1990’lı yıllarda başta Abdullah Çatlı olmak üzere pek çok çete üyesine verilen pasaport ve polis kimliğinde İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın imzası çıkmıştı. Anlaşılan bu konuda ilk dersi de “Ahmet Abi” dediği Ahmet Ateşli’den almıştı. Çünkü 1980’lerin başında silah kaçakçılığından aranan Zihni İpek’in üzerinden çıkan polis kimliğinde Ahmet Ateşli’nin imza attığı ortaya çıkmıştı.

MİT RAPORUNDA

Ahmet Ateşli, yeraltı dünyası ile ilişkilerini öyle gizli kapaklı yürütmezdi. Gazinolarda yeraltı dünyasının tanınmış adamlarıyla aynı masada oturur, onların kumarhanelerinde videolu okey ve poker oynardı.

1985 yılı aralık ayı sonunda Bebek Gazinosu’nda Dündar Kılıç’ın kardeşi İbrahim Kılıç’la aynı masada otururken Kılıç’ın adamlarından Zekeriya Ülkücü, MİT haber elemanı Tarık Ümit’i tabanca ile yaralamıştı. Tarık Ümit, Kılıç hakkında güvenlik bürokrasisine rapor verdiği için vurulmuştu. 

Uzun yıllar İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2. Şube’de görev yapmış olan polis memuru Mümin Mandil’in, uzun yıllar yanında çalıştığı Ahmet Ateşli’yi uyuşturucu kaçakçılığı yapmakla suçlayan ifadesi MİT raporunun eklerinde şöyle yer almıştı:

“1982 sonbaharı veya 1983 ilkbaharında Şükrü Balcı’nın Emniyet Müdürü olduğu zamanda İzmir Emniyet Müdürü Balcı’nın şahsına özel mektupla Ahmet Ateşli’nin eroin işi yaptığını, bunu İstanbul’dan İzmir’e getirdiğini, İzmir’den roro gemisine, boş şoförsüz Mercedes arabaya koyarak İngiltere’ye Osman Cevahir’e gönderdiği yazıyor. Mercedes polisin kullandığı çeynç (motor ve şase numarası değiştirilmiş araba) bir makam arabası. Bu ilk sefer değil, ilk sefer olmasına imkân yok. 

Fatih’te Hayri Enişte diye bir kaportacı var. Siirtli, İstanbul’da zula işini yapan tek kaportacı budur.

Bunun kadar araba zulası yapan adam yoktur. İyi zulacıdır. İzmir işini bu yaptı, Mercedes’te zula işini bu yaptı. O zamanlar Fethi Kamil denilen memur arkadaş, şimdi komiser muavinidir. Zamanında pavyonda polislerden dayak yemiş ve ben de polis olacağım diyerek 1968 senesinde polisliğe geçmiş. Muazzam şoförlüğü vardır. Ateşli’nin ve Erkan’ın ise şoförlüğü yoktur. Erkan, Fevzi Öz vasıtasıyla eroini alıp Ateşli’ye götürür. Ateşli, Erkan, Fethi eroini İzmir’e götürürler. Fethi arabayı kullanır. Arabanın zulasına yerleşir, İstanbul’dan İzmir’e üçü birlikte giderler. Feribota koyarlar, İngiltere’ye gönderirler ve oradan filan kişi arabayı çeker. 

Bir seferinde İngiltere polisi araba gemiden inerken arabaya el koyuyor. Eroin çıkıyor ortaya. Polis arabanın nereden sevk edildiğini araştırıyor ve İzmir’den konulduğunu anlıyor. Interpol’den İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne yazı geliyor. İzmir Emniyet Müdürü Şükrü Balcı’nın bizzat kendisine mektup yazıyor. Şükrü Balcı, Ahmet Ateşli’ye telefon açıp ‘kuyruğun elimde’ diyor. Ahmet Ateşli de ‘aman beyim al 5 milyon, al 20 milyon, al 10 milyon’ ha bire bastırıyor. Şükrü Balcı da tabii yazıyı atıyor sümen altına. İzmir Emniyet Müdürlüğü yazı bekliyor. Birinci yazı, ikinci yazı. O zaman İzmir Emniyet Müdürü kim bilemiyorum. 

Şükrü Balcı’nın son dönemleri ile Mustafa Yiğit’in Emniyet Müdürü olduğu dönemdi. Şükrü Balcı gittikten sonra Mustafa Yiğit geliyor. İzmir Emniyet Müdürlüğü bu sefer ona yazıyor. Mustafa Yiğit de hakkında muamele yapmıyor. Sadece ikinci şube, birinci kısım amirliğinden alıp Beykoz Emniyet Amirliği’ne gönderiyor. Sadece onu yapabiliyor. Ateşli, bu görevde 8 ay kalıyor. Cebinde Ali Tanrıyar’ın telgrafı, başbakan da dahil torpillerle tekrar gerisingeriye geliyor.”

MAFYA, POLİSLE KORKUTARAK TAHSİLAT YAPILIYOR

Mümin Mandil, İstanbul’da MİT raporundaki ifadesinde Ateşli’nin İstanbul mafyasının lideri olduğunu iddia ediyor ve Dündar Kılıç’la çek-senet tahsilatında polisi de alet ettiklerini belirterek şu bilgileri veriyordu:

“O tarihte büyük şirketler batmış, ihtilal olmuş, şirketler alacaklarını alamamışlar. Mecburen piyasaya 500 milyon, 1 milyar, 2 milyar borcu olmuş. Ne yaptılar, bunu iflas gösterdiler. 500 milyonluk senedim, çekim var ama kanunen bir şey yapamıyorum. Mecburen adam gitti Dündar Kılıç’a, siz Dündar Kılıç’ı biliyorsunuz, İstanbul mafyasının en büyük beyni Ahmet Ateşli. 

ÖZEL TELEFONDAN ARIYORLAR

Bir kısmının haricinde Karadeniz mafyasının beyni Ahmet Ateşli’dir. Emniyet ile irtibatlıdır. Mesela ben geliyorum Dündar’a diyorum ki ‘Benim 500 milyonluk çekim var, bunu tahsil et, yarısı senin yarısı benim’ Dündar da haliyle ‘Bunu tahsil ederim ama ne kadarını tahsil edeceğimi bilemiyorum. Edebileceğim kadarının yarısı senin yarısı benim işine gelirse’ diyor. Bakıyorum ben kanunen bir şey yapamam, adamın gırtlağına basıp da çekip alamam, çünkü ben bir ticaret adamıyım. Benim de gayri resmi bir adamım olmadığından bu işi kim yapar, Dündar Kılıç yapar. Dündar Kılıç alıyor eline çekleri, senetleri, açıyor adama telefonu. Bu parayı 1 hafta 10 gün veya 1 ay içinde ödeyeceksin diyor. Aksi halde ben Dündar Kılıçım, öldürürüm seni diyor. Ahmet Ateşli’ye telefon ediyor. 

Ahmet Ateşli’nin makamında özel bir telefonu bulunuyor. Özel telefondan Ahmet Ateşli’ye böyle bir durum var diye bildiriyor. Dündar bu arada borçlu kişiyle devamlı irtibat halinde ve adamlarını gönderiyor. Artık iş öyle bir duruma geliyor ki Ateşli’nin sağ kolu bir memur, ekip şefi Erkan Şat diye bir memur altlarında bir Mercedes araba, bu araba çeynç. Haliyle anarşi dönemi, halk tedirgin olmuş ama anarşi temizlenmemiş. Ellerinde MP-5 veya Akrep, silah çelik yelek mevcut. Erkan haliyle ekip şefi, bir tanesi şoför diğer ikisinde MP-5 ve Akrep ellerinde. Dündar Ateşli’ye telefon ediyor. Filan yerdeki adres, yazıhane veya fabrikaya gidin, araba orada dursun. Araba zaten sivil araba. Arabadan bir tanesi MP-5 ile insin, etrafında bir tur atsın, ondan sonra gitsin. Tabii bu durumdan Erkan’ın haberi var ama o gariban üç memurun hiçbir şeyden haberi yok. Ateşli Erkan’a anons ediyor, ‘görüşelim’ diyor. Görüşelim deyince biz uyanıyoruz işe, muhakkak diyoruz özel bir iş var. Ekibe talimat verdiği zaman ‘kısmı arayın’ diyor. Erkan’ı aradığı zaman ‘görüşelim’ diyor. Tabii bu arada Erkan’a veriyor adresi. Erkan gidiyor adresi buluyor, yukarıya çıkıyor bilmem ne yapıyor, memurlar arabanın etrafında dolanıyorlar. Bir yandan da Erkan’a küfür ediyorlar ana avrat. Erkan, Ateşli’ye anons ediyor malum yerdeyiz diye. Ateşli de Dündar’a telefon açıyor, ‘şu anda malum yerdeler’ diyor. Dündar bu sefer şahısa telefon açıyor, ‘Bak dışarıda beyaz bir Mercedes göreceksin’ diyor. ‘Sen polisten başka silahlı adam dolaşmaz zannediyorsun ama bak bakalım adamların elinde ne var’ diyor. Adam bir bakıyor pencereden hakikaten elinde MP-5 ile dolaşan bir kişi görüyor. MP-5’in sadece polis te olacağını adam düşünemiyor, ‘tamam’ diyor. ‘Bana 3 gün, 5 gün müsaade et, paranı ödeyeceğim.’ 3.5 gün sonra para şakır şakır ödeniyor. Dündar 500 milyonu alıyor eline, adama diyor: ‘250 benim 250 senin’. Ahmet Ateşli’ye dolar lazım, mark lazım. Şükrü Bey para lazım diye Ahmet’e söylüyor. Amerika’daki çiftliğe para lazım diyor, ver 5 milyon, 10 milyon dolar, mark... Ateşli anında gönderiyor.” 

‘BUYUR ÇANTANI’

Mümin Mandil, itiraflarında Ahmet Ateşli’nin 1982 yılında Dündar Kılıç’tan rüşvet tahsilatını alırken oyuna geldiğini anlatan bir bölüm var. Ateşli, Rıdvan korumasını yolluyor. Bu polis memuru çantayı aldıktan sonra aynı kısımda çalışan Tuncer adlı başka bir polis memuru arabasının önünü keserek içi para dolu çantayı alıyor. Sonra da götürüp Ateşli’nin masasına koyarak “Buyur çantanı” dediğini aktarıyor.

- SÜRECEK -