Kitaptakiler konuştu

Ahmet Sever’in, Abdullah Gül’ün Köşk’teki 12 yılını anlatan kitabında yer alan diyalogların tarafları Cumhuriyet’e konuştu: “Gerçeği yansıtmıyor ve eksik”

16 Haziran 2015 Salı, 04:56
Abone Ol google-news

11. Cumhurbaşkanı Gül’ün Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı ve Köşk dönemini kapsayan 12 yıllık süreçte başdanışmanlığını yapan Ahmet Sever, “Abdullah Gül ile 12 Yıl” adlı kitabında 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde yaşananları da yazdı. Kitapta dönemin Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Radikal gazetesi yazarı, eski bakan Hasan Celal Güzel ve Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz hakkında çeşitli iddialar yer alıyor. Bunlardan biri dönemin başbakanı Erdoğan’ın talimatıyla Gül’ün cumhurbaşkanı olmaması için medyada haberlerin yer alması, Gül’ün geri çekilmesi için ikna edilmesi yönündeydi. Bir diğer iddia ise Gül’ün Adalet Bakanı Ergin’le konuşarak Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün görevden alınmasını sağlaması yönündeydi. Kitapta yer alan iddiaları diyalogların yaşandığı öne sürülen kişilere sorduk. Genel kanaat, yaşanan diyaloglar gerçeği yansıtmadığı, eksik olduğu şeklinde.

Özkök: Hiç bir talimat almadım

Kitapta yer alan iddialardan biri Erdoğan’ın isteği doğrultusuda Hürriyet’in o dönem genel yayın yönetmeni olan Ertuğrul Özkök’ün Gül’e karşı bir yazı kaleme aldığı yönünde. Ethem Sancak ve Hasan Doğan’ın Doğan Medya Grup Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ’ı ziyaret ettiğini belirten Sever bu görüşmeden kısa bir sonra Özkök’ün yazıyı kaleme aldığını ileri sürdü. Kast edilen 8 Ağustos 2007 tarihinde Hürriyet Gazetenin sürmanşetinden anons edilen “Abdullah Gül’e sessiz dilekçe” başlılıklı yazıda Özkök’ün şu ifadeleri yer alıyor: “Yine de içimden bir ses diyor ki, tanıdığım Abdullah Bey, fazlasıyla hak ettiği bu koltuğu, kendi arzusu ile reddetmelidir. Ülkesi kendisinden bu zarif jesti beklemektedir. Hak edilmemiş koltuğa oturmak yüzsüzlüktür. Bu hakkı reddetmek ise şövalyeliktir. Ben, Sayın Gül’den işte bu şövalyeliği bekliyorum.”

‘Benim de kulağıma geldi’

Özkök kitaptaki iddiaya ilişkin şunları söyledi: “O günlerde benim de kulağıma böyle şeyler geldi. Benim o günlerdeki yazılarıma bakarsanız Cumhurbaşkanı’nın bir uzlaşma içinde seçilmesinden yanaydım. Bu sadece o bahsedilen yazıda kaleme alınmadı. 1 yıl boyunca bu fikrimi ben hep yazdım. Ancak Hasan Doğan’la, Ethem Sancak’la bu konuda hiçbir görüşmem olmadı. Hiçbir şekilde talimat almadım. Erdoğan’ın böyle bir girişimde bulunduğunu sağlam kaynaklardan kulağıma geldi. Ancak bu bize doğrudan hiç iletilmedi. Benim tamamen kendi görüşüm bu yöndeydi. 20 yıllık genel yayın yönetmenliğim sürecinde bizim irademiz dışında siyasiler bize hiçbir şey kabul ettirmedi.”

Özkök Gül’ün o yazılardan dolayı kendisine kızgın olduğunu tahmin ettiğini belirterek şunları da ekledi, “Bugüne kadar en başarılı cumhurbaşkanı olarak ilk Süleyman Demirel derim ikincisi ise Abdullah Gül’dür. ”

Güzel: MİT’ten bana darbe bilgileri geldi

Kitapta Gül’ü geri çekilmeye ikna etmek için ziyaret edenler olduğu, bu isimler arasında dönemin Radikal gazetesi yazarı, eski bakan Hasan Celal Güzel’in de bulunduğu yer aldı. Sever’in aktarımına göre Gül ile Güzel arasında gerçekleşen görüşmede Güzel, “Çekilmeniz hayırlı olur. Vazgeçmezseniz Allah korusun darbe olabilir” dedi. Gül ise “tank Hasan” lakabına istinaden “Öyle olursa, sen de o zaman tankın üzerine çıkarsın” karşılığı ile cevap verdiği aktarıldı. Hasan Celal Güzel böyle bir görüşmenin yaşandığını ancak Gül’ün bu tarz bir espiri yapmadığını son derece ciddi bir görüşme olduğunu belirterek o anları şöyle anlattı:

‘Kaynaklarım güçlüydü’

“Ben 30 sene ülkenin asayiş güvenliği için çalıştım. Milli İstihbarat teşkilatı ile iç dış istihbarata ilişkin kaynaklarım güçlüydü. O dönem çeşitli istihbarat kaynaklarımdan Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesi halinde bir da rbe yapılacağı konusunda bilgiler aldım. Ben bunu Tayyip Bey’e ilettim. Tayyip Bey de Gül’e iletmemi söyledi. Abdullah Bey benim 44 yıllık arkadaşım kendisine ve ailesine zarar gelmesini istemezdim. Ayrıca AKP iktidarından da çok şey ümit ediyordum. Abdullah Bey ile yaptığımız görüşmede aldığım bu istihbarat bilgisini paylaştım. Kendisi de bana artık Türkiye’nin açık topluma geçtiğini bundan sonra darbe falan olamayacağını söyledi.

‘Espri yapmış olmalı’

Bunun üzerine ben de kendisini öptüm ve Cumhurbaşkanlığı sürecinde kendisini destekleyeceğimi belirterek ayrıldım. Sever’in espiri yaptığını düşünüyorum. Evet ben hep tankların üstüne çıkmış bir adamım. Ama Abdullah Bey bana ‘Sen de o zaman tankın üzerine çıkarsın’ falan demedi. Son derece ciddi bir görüşmeydi o gün yaptığımız. Nitekim sonuç olarak Abdullah Bey haklı çıktı. Ben haksız çıktım. Bu durumdan da son derece memnunum. Abdullah Bey çok iyi işler yaptı. Ancak ben Tayyip Bey’den Gül’ü vazgeçirmek için talimat almadım, bizzat kendim gidip duyumumu paylaştım.”

Öz: Gül görevden alınmama üzülmüştü

Kitapta Gül’ün Ruşen Çakır’ın cezaevine girmesini engellediği, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmasından sonra dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’le konuşarak Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün görevden alınmasını sağladığı yer alıyor. Savcı Zekeriya Öz ise bu iddiaların gerçekliği olmadığını belirterek “Sadullah Ergin beni hiç aramadı. Ben görevden alındıktan 15-20 gün sonra 2 yüksek yargı üyesi ile birlikte Gül’ün danışmanlarından biriyle Çamlıca’da yemek yedik. Bu yemekte bana danışman Gül’ün selamını iletti. Gül’ün görevden alınmama üzüldüğünü söyledi. Görevden alınmamla ilgili taleplerinin olmadığını ilettiler. Bu kitaba göre de Gül alınmamı istemiş. Cumhurbaşkanının beni aldırma ihtimalini de o zamanlar vermemiştim. Bu kitapta yer alan iddiaya şaşırdım. Kimin bizi aldırdığı belli” dedi.

‘Ruşen Çakır yoktu’

Ayrıca Öz kitapta yer alan Ruşen Çakır’ın, ‘Beni içeri alacaklar, kaynağımdan eminim’ diye Gül’ü aradığına yönelik iddialara ilişkin de şunları söyledi:

“Soruşturmayı yürüttüğüm dönemde dosyada Ruşen Çakır’ın adı hiçbir şekilde yer almadı. Kesinlikle böyle bir ismi hatırlamıyorum bile. Ruşen Çakır, soruşturmanın hiçbir evresinde olmadı. Kimseyle de görüşmedim dosyaya ilişkin. Her zaman soruşturmada delillerden şüpheye gittik. Bu iddia da gerçeği yansıtmıyor.”