Kör kuyuların merdivensiz bıraktığı öyküler

Öykü dalında 143 yapıtın değerlendirildiği ve Seçici Kurulu Hikmet Altınkaynak, Sezer Ateş Ayvaz, Seval Şahin, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Murat Yalçın’dan oluşan 75’inci Yunus Nadi Öykü Ödülü, Kimsenin Bilmediği İnsanlar adlı yapıtıyla Kadri Öztopçu ile Eve Dönmeyen Hayvan adlı yapıtıyla Murat Çelik arasında paylaştırıldı. Kadri Öztopçu’nun Kimsenin Bilmediği İnsanlar’ı; dallanıp budaklanmayan olay örgüleriyle net bir anlatım bir o kadar da şiirsel bir biçemle herkesin bildiği ama bilmek ve görmek istemediği insanların genel olarak Türk toplumunun aşamadığı kalıtımsal yaraların izini sürüyor.

17 Aralık 2020 Perşembe, 17:22
Abone Ol google-news

 

Yazar tarafından oluşturulan metinleri nitelikli kılan bazı unsurlar vardır. Bunlardan en önemlisi hiç kuşkusuz biçemidir. Schopenhauer, Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine adlı yapıtında, üslupta yapmacıklığın gereksiz yere yüz ekşitmek olduğuna değinir ve ekler: “Bir insanın yazdığı dil (üslup, y.n.), ulusunun fizyonomisidir.” [Fizyonomi: Yüz okuma sanatı, y.n.]

İLK CÜMLE, İLK ÖYKÜ

Kadri Öztopçu, Kimsenin Bilmediği İnsanlar’da; dallanıp budaklanmayan olay örgüleriyle anlatılmak isteneni net bir şekilde anlatan bir o kadar da şiirsel duruşuyla okuyucuyu umarsızca içine çeken bir biçemle çıkıyor karşımıza. Herkesin bildiği ama bilmek ve görmek istemediği insanların aslında genel olarak Türk toplumunun aşamadığı kalıtımsal yaraların izini sürüyor.

Bazı kitapların ilk cümleleri, kitabın ne kadar nitelikli olabileceğinin işareti olabilir. Kimsenin Bilmediği İnsanlar’ın ilk hikâyesi de o nitelikli ilk cümle yordamında. “Kör Kuyular” adlı ilk bölümün ilk öyküsü olan “Bir Naftalin Hikâyesi”, olmayan merdivenin ilk adımı misali… Yaşamımızın her alanına yayılan ve gittikçe yükselen, yapana haz veren nezaketsizliğin bir ocağı nasıl yerle bir ettiğinin acı bir örneği… Gidenin ardından bıraktığı bir hırkanın hüzünlü bir anlatısı.

ÖLÜM, SOĞUK BİR NEFES

Ardından gelen öykülerde, ölüm gerçeğinin sürekli ensemizde soğuk nefes gibi gezindiğini, zamanın su gibi acımasızca ve habersizce akıp gidişini; bir anne ve bir babanın ayrılığından doğan kimsesiz bir yasın, iki kardeşi hissizliğe terk edişinin gerçekçi anlatısını; bir çocuğun gözünden töre cinayetini; benliğini bulamayan, bulsa bile sistemin çarkları arasında ezilip gideni; hiçbir şey olamayanı ve terk edip gideni; işsizliği, işsizliğin getirdiği psikolojik yitmişliği dert ediniyor Öztopçu.

“Kısa Bir Ara” adını verdiği ikinci bölümde, oldukça kısa öykülerle şiirsel anlatımın kapısını hayli aralıyor. “Akılların yerine bıçakların bilendiği” günümüz siyasal koşullarına ince göndermeler yapmadan edemiyor. Yer yer soyut anlatım yoluna başvursa da öyküyü bağlamından koparmıyor.

“Kimsesiz Yollarda” bölümünde, gitgide matem havasına bürünüyor. Kitap boyunca sürekli ölümden bahseden Öztopçu, bu bölümde de sık sık yineliyor, adeta ölümü çağırıyor…

“Kimsenin Bilmediği İnsanlar” okurlarla buluştuktan sekiz ay sonra, 1 Mart 2020’de aramızdan ayrılıyor ve kendi deyimiyle, sepya bir sisin içinde kayboluyor.

KADRİ ÖZTOPÇU: 1954 yılında Samsun’da doğan Kadri Öztopçu’nun şiirleri çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlandı. 1 Mart 2020’de yaşama gözlerini yuman Kadri Öztopçu’nun Yanlış Hikâyeler (Can Yayınları, 2006), Kuş Oltası (Can Yayınları, 2009), Saklıköy’ün Kuşçucu (Günışığı Kitapları, 2009) ve Yara (Can Yayınları, 2013) adlı kitapları bulunuyor.