Kraliçeler yolda

“Oyun” belgeseliyle tanıdığımız Arslanköylü tiyatro sevdalısı beş kadının yıllar sonra yeniden peşine düşen Pelin Esmer bu kez onlarla turneye çıkıyor. Adana Altın Koza Film Festivali'nde Yılmaz Güney Ödülü ile En İyi Müzik ve SİYAD Cüneyt Cebenoyan En İyi Film Ödülü'ne layık bulunan 'Kraliçe Lear' haftanın en iyilerinden.

20 Kasım 2019 Çarşamba, 18:18
Kraliçeler yolda
Abone Ol google-news

Pelin Esmer bundan neredeyse 15 yıl kadar önce çektiği “Oyun” adlı belgeseliyle bizleri şahane kadınlarla tanıştırmıştı. Bir araya gelerek tarladan artan vakitlerinde tiyatro yapan Arslanköylü (Mersin) kadınların hikayesi bizi etkilediği kadar, hatta belki daha da çok, Pelin Esmer'i de etkilemiş olmalı ki, yıllar sonra yeniden onlarla bir araya geldi ve bu kez köy köy dolaşıp turnelerini belgeledi.

Arslanköy'ün tiyatrocu kadınları (alfabetik sırayla Behiye Yanık, Cennet Güneş, Fatma Fatih, Ümmü Kurt, Zeynep Fatih) Shakespeare'in en ünlü tragedyalrından “Kral Lear”ı alıp kendilerince uyarlayarak ve adını da “Kraliçe Lear” olarak düzelterek civar köyleri dolaşmaya başlıyorlar. Pelin Esmer (ve Dilde Mahalli liderliğindeki yapım ekibi) de peşlerinden... Bir yandan az çok bildiğimiz Kral Lear metninin Arslanköylü kadınların elinde nasıl dönüştüğünü ve oyunun nasıl sahnelendiğini izliyoruz (her köyde oyunun bir bölümünü izliyoruz sadece ama filmin finalinde oyunun da sonuna geliyoruz) bir yandan da gittikleri köylerde aldıkları tepkileri, oradaki kadın ve erkeklerle (çocuk ve yaşlılarla) girdikleri sohbetleri (ya da hafif yollu ağız dalaşlarını) ve onları oyunu izlemeye teşvik etmek için uyguladıkları taktikleri görüyoruz. Bir taraftan da turneyi düzenleyen, onları köyden köye götürüp, sahne ve ses düzenlerini idare eden menajerlerinin ( belediyenin kültür sanat müdürü Hüseyin Arslanköylü) resmi makamları ikna etmek için (hatta bir yerde izin çıkmayınca oyunu iptal ediyorlar) türlü taklalar atışına tanık oluyoruz.

Arslanköylü kadınlar, ilk filmde de görüp anlamıştık gerçi, çok doğal yollardan feminizmi hissedip yaşayan bireyler. Güçlü, bağımsız, sorumluluk sahibi her biri. Birlikteyken daha da güçlü olduklarının bilincinde olan, hepsi de zehir gibi zeki, ince bir mizah duygusuyla donanmış, mucize kadınlar... Her biri bir Kraliçe... Oyunculukarı da hiç fena değil doğrusu. Pelin Esmer olmasaydı onları ne biz ne dünya tanırdı belki ama onlar tiyatro yapmaya devam ederdi gibi geliyor bana. Dünyada onlar gibi insanların, onlar gibi aydınlık kadınların var olduğunu bilmek insana umut, güç, yaşama hevesi veriyor. Sırf bunun için, yani bu bulaşıcı umuttan faydalanmak için bile gidip görmek lazım “Kraliçe Lear”ı.

FİLMİN NOTU: 8/10