"Kürt halkından özür dileyin"

"Kürt halkından özür dileyin"

12.01.2010 14:26:00
Güncellenme:
Takip Et:

BDP Grup Başkanı Nuri Yaman, AKP'nin bu hafta içinde bazı açılım yasalarını Meclis'e sunacağını hatırlatarak, "Eğer açılım yapmak istiyorsanız önce Kürt halkının iradesine vurulan o kelepçeleri sökün. Tutuklu siyasetçileri, seçilmiş belediye başkanlarını serbest bırakın. Kürt halkından özür dileyin" diye konuştu.

BDP Grup Başkanı Nuri Yaman partisinin Meclis grup toplantısında son siyasi ve ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Bir grup TEKEL işçisinin de katıldığı grup toplantısında, 2010 yılının demokrasi-özgürlük-barış ve adalet isteyenlerle bunun karşısında duran güçler arasında kıyasıya bir siyasi mücadelenin yaşanacağı bir yıl olacağını ifade eden Yaman, Edirne, Çanakkale, Manisa'da yaşananları da değerlendirdi.

Manisa'da Roman yurttaşların karşı karşıya kaldığı linç girişimi sonrasında sürgüne gönderilmelerinin ibret verici olduğunu belirten Yaman, bu olayları kimlerin organize ettiği ve yerel yönetimlerin olaylardaki rolünün araştırılması ve sorumluların açığa çıkarılmasını istedi. Yaman "Saldırıları önlemeyip, sonradan timsah gözyaşları dökenlerin, 'Biz Romanları çok seviyoruz' demeleri, yaşanan insanlık ayıbının üzerine örtmeye yönelik sahte çabalar değil midir? Edirne'de üniversite öğrencilerine karşı organize edilen linç girişimlerini yönlendirenler, bu saldırının perde arkasında yer alan kamu görevlileri, bir takım dernekleri kullanmaya çalışanlar, birer birer açığa çıkarılmalıdır. Aksi takdirde bu tür linçler ülke genelinde giderek yaygın bir hal alacaktır. Ve ülkeyi toplumsal bir çatışmanın içerisine sürükleyecektir. Bunun sorumlusu da önlem almayan hükümet olacaktır." dedi.


"Farklı kimliklere saldırının temel nedeni MGK siyaset belgesi"

Yurttaşların farklı kimliklerinden ötürü saldırılara maruz kalmasının temel nedeninin MGK Siyaset Belgesi'ndeki 'iç düşman' tanımı olduğunu savunan Yaman, AKP'nin 7 yıllık iktidarı boyunca büyük çoğunluğu Kürtlere karşı olmak üzere 40'ı aşkın linç girişimi yaşandığını bildirdi. Hükümetin linçleri önlemek yerine seyirci kaldığını da savunan Yaman İçişleri Bakanı'ndan "linç girişimlerini organize edenlerle ilgili olarak gözaltına alınan olup olmadığı'nı açıklamasını istedi. Hükümeti gerekli önlemleri almaya çağıran Nuri Yaman "Buradan ilgilileri uyarıyoruz: Kendi yurttaşını düşman olarak tanımlayan bu Ergenekon zihniyetinin yol açacağı sonuç; halklar arası düşmanlık ve çatışma olacaktır. Bu tehlikenin herkes tarafından görülmesi ve son derece dikkatli olunması gerekmektedir. Yurttaşlarımızın bu tahriklere kapılmayacağına ve bu tehlikeli oyuna alet olmayacağına inanıyoruz." diye konuştu.


"AKP suya taş atarak Anayasa sahiplerini ürkütmek istemiyor"

Son günlerde vesayetçi-siyasetçi tartışmalarının yoğun bir şekilde yürütüldüğünü ifade eden Yaman, hükümetin tutumunun kapsamlı bir demokrasi mücadelesini yansıtmaktan uzak olduğunu söyledi. "Vesayet rejimine karşı siyasi mücadele verdiğini iddia eden bir siyasi iktidarın, bu rejimin temel dayanağı olan 12 Eylül darbe anayasasını değiştirmesi gerekmez mi? " diye soran Yaman, seçim meydanlarında yeni bir anayasa sözü verenlerin 367'nin arkasına sığındığını kaydetti. Yaman "AKP, açıkça darbe anayasasını savunur duruma gelmiştir. Kendilerine yönelen darbe girişimleri karşısında kıyameti koparan hükümet, darbe dönemlerinin bir bütün olarak sorgulanması ve sorumluların yargılanması noktasında ise, hiçbir çaba içerisinde girmemiştir. AKP'nin bünyesi değişim-dönüşüme kapalıdır. Bu nedenle AKP'nin her şeyden önce kendi içindeki zihniyetle mücadele etmesi gerekir. Milliyetçilik ve otoriterlik diğer sistem partilerinde olduğu gibi AKP'nin de mayasında mevcuttur. Bu maya değişmeden AKP'nin, gerçek bir demokrasi mücadelesi vermesi mümkün değildir. Kimse kendisini kandırmamalıdır. AKP, sığınılacak bir demokrasi limanı hiçbir zaman olmamıştır, olamaz da" dedi.


"Türk ve Tuğluk'un durumuna sevinenler oldu"

Demokrasinin alanını daraltan girişimler karşısında etkili bir duruş sergilemesi gereken Meclis'te bu yönde bir iradenin ortaya çıkmadığını ifade eden Yaman, Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili olarak "12 Mart 1971'de muhtıranın okunduğu bu Meclis'te, daha geçen hafta iki Kürt siyasetçinin; Sayın Ahmet Türk ve Sayın Aysel Tuğluk'un milletvekilliklerinin düşürülmesiyle ilgili kararlar da bir demokrasi ayıbı olarak yine bu Meclis'te okundu. Meclis bu karar karşısında demokratik bir refleks gösterebildi mi? Bırakalım refleksi herkes adeta bu karara sevinir bir tavır sergiledi. Evet, aradan 39 yıl geçti, ama değişen bir şey yok." diye konuştu.

Kürt sorunu çözümsüz kaldığı sürece vesayetin sona eremeyeceği ve siyasetin özgürleşemeyeceğini kaydeden Yaman, "Açılım adı altındaki açmazlarının geldiği nokta şu olmuştur. Kürt açılımı kelepçeye, Roman açılımı sürgüne, Alevi açılımı da oyalamaya dönüşmüştür" dedi.


"EMASYA protokolü" tepkisi

Özel Kuvvetler'deki kozmik odada yapılan aramayı hatırlatan Yaman, her şeyin araştırılması gerektiğini, aramaların sadece hükümete dönük bir takım girişimlerle sınırlı tutulmaması gerektiğini ifade etti. Bu aramaların kontrgerilla yapılanmasının ve faaliyetlerinin aydınlatılması için iyi bir fırsat olduğunu dile getiren Yaman şunları söyledi:
"Orduyla-hükümet arasındaki anlaşmayı içeren bir protokol var: Kısa ismi EMASYA olan Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü. Bu protokol, 28 Şubat 1997'deki post-modern darbenin ardından 7 Temmuz 1997'de Genelkurmay'la dönemin İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığı arasında imzalandı. Söz konusu bu Protokol, toplumsal olaylara ordunun el koymasının yolunu açan ve hiçbir yasal dayanağı olmayan bir protokoldür. Bu protokol Genelkurmay'ın direktifi doğrultusunda 6 Temmuz 2005'te yenilenmiş ve halen yürürlüğü devam etmektedir. Bu protokol çok açık bir biçimde askerin sivil otorite üzerindeki etkinliğini arttırmakta, yerellerdeki mülki amirlikleri, adeta EMASYA Komutanlıklarının emri altına sokmaktadır. Anti-demokratik bir yapılanmadır. Demokratik hukuk devletlerinde bu yapılanmaların yeri yoktur. Eğer hükümet samimiyse önce bu demokrasi dışı yapılanmaları derhal sona erdirmelidir."


"Sır kalkanı kaldırılmalı"

Türkiye'nin artık bir sırlar rejimi olmaktan çıkarılması gerektiğini de belirten Yaman, devlet sırrı adı altında yapılmayan hukuk dışı ve eylem kalmadığını savunarak "Hangi sırrı kaldırsanız ardından hukuk dışılık çıkacaktır. O nedenle bu sır kalkanı kaldırılmalıdır." dedi.


"Önce kelepçeleri sökün"

AKP'nin açılım yasalarını Meclis'e getireceğini söylediğini hatırlatan Yaman, hükümet eğer açılım yapmak istiyorsa önce 'Kürt halkının iradesine vurulan kelepçeleri' sökmesi gerektiğini söyledi. Yaman "Açılımın yolu kelepçelerden mi geçiyor? Buradan hükümete bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Eğer açılım yapmak istiyorsanız önce Kürt halkının iradesine vurulan o kelepçeleri sökün. Tutuklu siyasetçileri, seçilmiş belediye başkanlarını serbest bırakın. Onların yeniden demokratik siyasetin içine dönüşlerinin önünü açın.

Kürt halkından özür dileyin. Bunları yaptığınız takdirde ancak halk sizi affedebilir. Aksi taktirde bu halkın beyninde, yüreğinde ve vicdanında mahkum olmaya devam edeceksiniz." diye konuştu.


"TEKEL işçisine kölelik dayatılıyor"

Yaman, Türk-İş önünde eylemlerini sürdüren TEKEL işçilerine köleliğin dayatıldığını ifade etti. Yaman AKP hükümetinin TEKEL işçilerine ve binlerce çalışana 4/C uygulamasını dayatırken uyguladığı tek ölçütün IMF kriterleri olduğunu kaydetti.