Kutscher’den polisiyeden çok daha fazlası…

Volker Kutscher’in kaleme aldığı tarihî polisiye serisinin yeni yayımlanan kitabı Vaterland Dosyası, kriminal polis Gereon Rath’ın karşılaştığı vakalara, günlük hayatında yer alan sorunlardan edindiği deneyimlere ve en genel çerçeveden baktığımızda yaklaşan Nazi iktidarına ışık tutuyor.

31 Ekim 2020 Cumartesi, 00:45
Abone Ol google-news

 

Kutscher’in kahramanı Berlinli polis Komiser Rath ile İletişim Yayınları’ndan çıkan Islak Balık isimli serinin ilk kitabında tanışmıştık. Kimileri ise bu komiseri kitaptan uyarlanan ve epeyce ün kazanan Babylon Berlin isimli diziden tanıyor.

Yazarın bu seriye başlamadan önce senaristlik yapıyor olması, kitabın şekillenmesine epeyce yardımcı olmuş. Bu sebeple, Kutscher’in kurgu yeteneğini sergilediği Vaterland Dosyası, hem olay örgüsü hem de konusuyla benzeri polisiye kitaplardan epey önde.

Fon olarak da Berlin gibi bir metropolün seçilmiş olması, İkinci Dünya Savaşı’na ramak kalan bir süreçte bir yandan âri Alman ırkı yaratma paranoyasının insanlara yaşatmakta olduğu dramı, öte yandan da kaotik kısırdöngü fırtınasının egemen olduğu yaşamla ölüm arasında gidip gelen puslu atmosferi yansıtmak için çok doğru bir tercih.

Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik ve derbeder çıkan Almanya ile karşı karşıyayız romanda. Ülkenin yeni bir savaşa daha sürüklenmesine az kalmıştır. Nazilerin ve komünistlerin birbirlerini öldürdüğü vahşi bir ortamda yazar, tarihi polisiye türü ile bütünleştirerek bizi işte bu atmosfere sokuyor.

ADIM ADIM GERÇEKLİK

O dönemin Berlin’inde ünlü bir eğlence merkezi olan Vaterland’da işlenen bir cinayetin peşine düşen Komiser Rath, bu cinayetin işlenme yönteminin yıllar önce işlenen başka cinayetlere benzediğini, üstelik eski cinayetlerin üstünün örtüldüğünü fark ediyor. Kendini bir cinayet ve kaçakçılık ağının içinde bulan komiserimiz, olayların adım adım içine doğru ilerliyor.

Siyaset ile ancak zoraki bir bağı bulunan ve kendi doğrularına göre yaşamayı seçen Rath’la birlikte, kitapta kurmaca olmayan, gerçek tarihî karakterle de karşılaşıyoruz. Yakın tarihten olaylar, Rath’ın soruşturmalarıyla harmanlanarak okura sunuluyor.

Romanın gerçeklik ve kurgu arasında gidip gelen ince çizgisi içinde yazarın Gereon Rath’ı apolitik bir polis olarak okura sunması, komiserin dikkat çeken özelliklerinden biri olurken okurun da kitapta “tarafını” seçmesine olanak tanıyor.

Romanda altı çizilen kadın düşmanlığı, cinsiyetçilik ve ırkçılığın belirginliği okurda kasıtlı bir rahatsızlık uyandırıyor; alttan alta sosyolojik bir bakış taşıyan diyaloglar ve bunlar üstünden tanıdığımız karakterler ise objektif biçimde yansıtılıyor.

Kutscher’in 1930’ların Almanyası’na hakim oluşu bu seriye büyük bir artı kazandırıyor. Ayrıca kitapta yalnızca dönemin tarihine dair ayrıntılan bulmakla kalmıyoruz, Vaterland Dosyası’nda Alman kültürüne dair mitleşmiş hikâyeler de yer alıyor.

Ancak en öne çıkan şey, 1932 gibi Nazilerin yükselişi açısından kritik bir yılda halkın nasıl yavaş yavaş bir karanlığa gömüldüğünü görmek ve bunu fark etmediklerini izlemek… Bu açıdan Kutscher’in kitapları, bir polisiyeden çok daha fazlası…

Vaterland Dosyası - Gereon Rath'ın Dördüncü Vakası / Volker Kutscher / Çeviren: Gülçin Wilhelm / İletişim Yayınları / 498 s.