Manguel’in kütüphanesinde…

‘Kütüphanemi Toplarken’, Türkiye’de de kendine ciddi bir okur kitlesi edinen Alberto Manguel’in uzun yıllar yaşamını sürdüğü Fransa’dan ayrılmak zorunda kalışı ve bununla birlikte ortaya çıkan kütüphanesini taşıma sıkıntısı, üzüntüsü üzerine kurulmuş bir anlatı. Manguel’in kitaplarıyla kurduğu ilişkiyi anlamada deyim yerindeyse tamamlayıcı bir metin. Ünlü yazarın kitaplarıyla kurduğu ilişkiyi en duygusal biçimde ele aldığı kitabı.

27 Haziran 2021 Pazar, 00:05
Abone Ol google-news

 

EN DUYGUSAL KİTABI

Kendini bir “yazar”dan çok “okur” olarak gören ve kitaplarla kurduğu ilişki kadar, kitapların kahramanlarıyla kurduğu ilişkiyi de anlatmaktan hiçbir zaman geri durmayan bir kalem Alberto Manguel. Tüm dünyada da bu özellikleriyle, yani bir anlamda kitapların sesi olabilmesiyle tanınıyor. Manguel, kitapların kendisi kadar kendi kitaplarını, kütüphanesini de anlatmayı seviyor ayrıca. Bir anlamda kitaplarla ördüğü dünyasından, yazdığı kitaplarla arada sırada dışarı mektup yolluyor diyebiliriz onun için.

Kitap kurtları ise Manguel’in kâğıttan sarayından dışarı yolladığı her mektubu hem imrenerek hem de keyifle okuyor. İmrenmeleri; Manguel’in titizlikle biriktirdiği, özenle sakladığı, gururla anlattığı kütüphanesi kadar geniş çaplı bir kütüphaneye sahip olamamalarından muhakkak. Keyifleri ise kitapla kurulan ilişki düzleminde, kendilerini anlayan birinden mektup almalarından ileri geliyor.

Bu bağlamda Manguel’in kitaplarla kurduğu ilişkiye dair çok söz söylenebilir…

Onun iflah olmaz bir romantik olduğu söylenebilir örnekse. Ya da benliğini kitaplarla var etmiş biri denebilir kendisi için. Ne denirse densin; kendisinin kitaplarla, kitaplarıyla kurduğu ilişkiyi anlatabilmek açısından eksik kalacağını biliyoruz artık.

Manguel’in daha önce pek çok kez değindiği bu ilişkiyi merak edenler, Yapı Kredi Yayınları tarafından önceki yıllarda okurlarla buluşturulmuş ‘Geceleyin Kütüphane’, ‘Okuma Günlüğü’, ‘Okumanın Tarihi’ ya da ‘Efsanevi Yaratıklar’ adlı yapıtlarına mutlaka uğramalılar.

Bu kitaplarında sadece kitap tutkusundan bahsetmiyor Manguel. Kitapların dünyasına, kendi kalemiyle paralel bir evren açıyor âdeta. Gördüğü, hissettiği, algıladığı dünyayı bir miras gibi okurlarına bırakıyor. Ama şimdi tüm bu kitapların yanına bir tane daha eklemek gerekiyor; ‘Kütüphanemi Toplarken’.

‘Kütüphanemi Toplarken’, Manguel’in uzun yıllar yaşamını sürdürdüğü Fransa’dan ayrılmak zorunda kalışı ve bununla birlikte ortaya çıkan kütüphanesini taşıma sıkıntısı, üzüntüsü üzerine kurulmuş bir anlatı. Bu anlamda Manguel’in kitaplarıyla kurduğu ilişkiyi alımlama bakımından deyim yerindeyse tamamlayıcı bir metin. Yazarın kaleminden çıkmış diğer kitaplarla da yakın akraba ayrıca. Dahası; ünlü yazarın kitaplarıyla kurduğu ilişkiyi en duygusal biçimde ele aldığı kitabı.

 

‘YÜK’ÜN NİCELİĞİNE BAKMAK

“Yerleştiğim her yerde adeta kendiliğinden doğmak suretiyle bir kütüphane boy atmaya başlardı,” diyor Manguel kitabında. Buenos Aires, Paris, Londra, Milano, Tahiti, Toronto ve Calgary… Manguel, yaşadığı her yerde ciddi sayıda kitaplar biriktirmiş. Her şehirdeki kütüphaneyi toplamanın ve dağıtmanın ayrı sevinçler ve hüzünler yarattığını belirtiyor yazar.

Fransa’daki kütüphaneyi kendisi için özel kılan ise orada, otuz beş bin kitabıyla birlikte uzun yıllar yaşamış olması. Manguel, Paris’ten ayrılırken bu “yük”ü de yanında taşıyor doğal olarak. ‘Kütüphanemi Toplarken de işte bu “yük”ün niteliğinden çok niceliğine doğru bir yolculuğa çıkarıyor okurunu. Manguel, aslında yine ve yeniden, bir kitabın asla sadece bir kitap olamayacağını anlatmaya çabalıyor bu kitabında da.

Dile kolay; otuz beş bin kitap… Bu büyüklükte bir kitaplığın taşınması demek her birinin teker teker kontrol edilip kolilenmesi demek. Bu kontrol esnasında arada kaybolmuş kitapları tekrar bularak sevinebilmek demek.

Bunun yanında bir ayıklama süreciyle beraber bir sürüsüyle vedalaşmak demek. En güzeli de ele alınan her kitapla o kitabın hikâyesini yeniden yaşamak demek. Nereden alınmıştı, kim hediye etmişti, ne için saklıyordum?.. Bir dünya soruyla, bir dolu hikâyeyle başa çıkabilmek demek.

GİTGİDE BOŞALAN RAFLARIN HÜZNÜ

Tüm bu soruların ve hikâyelerin getirdiği duygu yükü ile kaleme almış Manguel Kütüphanemi Toplarken’i. Kitapların ayıklanma, kolilere doldurulma ve nakil süreci, kimilerini belki de bir daha görememe ihtimali, gitgide boşalan raflar… onu, bu ağıtı yazmaya sürüklemiş.

“Fransa’daki kütüphanemden son kez ayrıldığım gün kendimi fena halde mutsuz hissettim ve sanki kütüphane son bir dostane davranışta bulunarak kitaplarını bana açmışçasına intikama, azgın öfkeye ve umarsızlığa dair hatırladığım satırlar dalga dalga ‘kafamın içinde uğuldamaya’ başladı,” diyor Alberto Manguel kitabının bir bölümünde.

Bu ağıtın temelini de bu cümle meydana getiriyor aslında. Manguel, kütüphanesinden ayrılmanın verdiği hüzünle yine kütüphanesine kulak vererek “kafasının içinde uğuldayan” seslerden ahenkli bir bütün oluşturmaya karar vermiş ve sonuç olarak da ortaya ‘Kütüphanemi Toplarken’ çıkmış. Manguel’in kaleminden çıkan bu kitap okuru bir kitaplıktan ayrılma fikrinin ne kadar hüzün verebildiğini anlatmanın yanında kütüphanelerin tarihi, sözlükler, rüyalar ve anılar eşliğinde renkli bir yolculuğa da çıkarıyor aynı zamanda.

Kitap kurtlarının bayılacağı, meraklıların Manguel’in dünyasına bir adım daha yaklaşacağı bir kitap Kütüphanemi Toplarken.

Kütüphanemi Toplarken / Alberto Manguel / Çeviren: Yeşim Sefer / Yapı Kredi Yayınları / 126 s.