Merkez Bankası'ndan riskli adım

Merkez Bankası, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP çevrelerinin “cesur faiz indirimi” beklentisine karşın politika faizini 25 baz puan indirerek yüzde 7.50’ye çekti. Analistler kararın enflasyona olumsuz etki edebileceğini söyledi.

25 Şubat 2015 Çarşamba, 04:52
Abone Ol google-news

Merkez Bankası (TCMB), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP çevreleri tarafından “cesur faiz indirimi” beklentisine karşın politika faizini 25 baz puan indirerek yüzde 7.50’ye çekti.

TCMB faiz koridorunun üst bandını 50 baz puan indirerek yüzde 10.75’e, alt bandını ise 25 baz puan indirerek yüzde 7.25’e indirdi. Gecelik borçlanma imkânı faizini ise yüzde 10.75’ten yüzde 10.25’e çekti. Koridorunun üst bandında indirim beklentilerin üzerinde oldu.

Merkez, seçim öncesi büyümenin desteklenmesini isteyen siyasilerin artan çağrılarına rağmen ölçülü bir indirim yaparak “bağımsızlık” mesajı verse de analistlere göre piyasa şartları faiz indirimini desteklemiyor. Analistler TL’deki son değer kaybının ve petrol fiyatlarındaki düşüşün durmasının hatta sınırlı yükselişlerin başlamasının da etkisiyle enflasyondaki düşüşün TCMB’nin tahmin ettiği kadar hızlı olmayabileceğinden endişe ediyorlar. Diğer yandan Fed belirsizliği de sürüyor. Para Politikası Kurulu (PPK) karar metninden “enflasyonun yıl ortasında hedefe yaklaşacağı” söylemini çıkarması da bu endişeleri destekliyor. TCMB Başkanı Erdem Başçı, şubat başında manşet enflasyonda 1 puanlık düşüşü erken bir indirim için işaret etmişti. Ancak PPK’de bunun yerine “çekirdek enflasyon” söylemine geçildi. Metinde “Uygulanan temkinli para ve maliye politikaları ile alınan makro ihtiyati önlemler özellikle enerji ve gıda dışı (çekirdek) enflasyon göstergelerini ve beklentilerini olumlu yönde etkiliyor” denildi. TCMB, gıda ve enerji fiyatlarındaki artan oynaklığı da dikkate alarak faiz oranlarındaki indirimin ölçülü tutulmasının uygun görüldüğünü belirtti.

Diğer yandan Merkez, “para politikasındaki sıkı duruşun devam edeceği cümlesini de “para politikasında temkinli duruşun devam edeceği” şeklinde değiştirdi.

Enflasyondaki düşüşün kalıcı olması için para politikasında temkinli bir yaklaşımın gerektiğine vurguladı. Dolar/ TL karara ilk tepki olarak 2.4601’e kadar gerilese de kredibiliteye ilişkin soru işaretleriyle 2.4720’den kapandı,. Fed Başkanı Yellen’in hızlı sıkılaştırmaya işaret etmeyen açıklamaları TL’deki kaybı sınırladı.

 

Kredibilite zarar görüyor

Burgan Yatırım Başekonomisti Haluk Bürümcekçi, faiz kararının Merkez Bankası’nın getiri eğrisi tanımına uymadığını belirterek “Bardağın dolu tarafından bakarsak beklenenden daha düşük bir indirim oldu. Ancak piyasa şartlarına göre Merkez’in faizleri hiç değiştirmemesi daha doğruydu. Bu faizlerin hiçbir zaman indirilmeyeceği anlamına gelmiyor. Beş yıl tahvil faizi yüzde 7.80 iken politika faizi bunun altına çekildi. Enflasyon göstergelerinde artan petrol fiyatlarından dolayı düşüşün devamını getirecek bir eğilim yok. Kredibilite zarar görüyor” dedi.

Para Politikası Kurulu karar metninde risklerin değişmiş gözüktüğünü vurgulayan Bürümcekçi şunlara dikkat çekti: “Metnin satır araları enflasyon görünümünde bozulmaya dikkat çekiyor, enflasyonun hedefe yıl ortasında yaklaşacağı cümlesi kalktı. Beklentimiz şubat ayında enflasyonun ocak ayındaki yüzde 7.24’ün üzerine çıkması. Tüm bunlara rağmen faiz indirimi yapıyorsanız bu kararı güvenilir bulmak zor.”

Koridorun üst bandının kredi faizleri açısından bir gösterge olduğuna dikkat çeken Bürümcekçi, ancak bankaların bunu faizlere yansıtmayıp kâr marjlarını yükseltmek yönünde de kullanabileceğini belirtti.

BGC Partners Başekonomisti Özgür Altuğ ise “Enerji fiyatlarının yeniden artması, TL’deki değer kaybı ve gıda enflasyonundaki volatilite gibi nedenler daha büyük bir faiz indirimine engel oldu. Bizce politikacıların politika faizi ve üst banttaki indirimlerden memnun olmaları gerekiyor. Enflasyondaki düşüş eğilimine bağlı olarak daha fazla faiz indirimi görebiliriz, ancak bizce bu indirimler sınırlı olacak.”

 

KİM NE DEMİŞTİ?

Siyasilerin TCMB’ye yönelik açıklamaları faiz kararının ardından da devam etti. Başbakan Ahmet Davutoğlu, faiz oranlarının düşme trendinde olmasının olumlu olduğunu ancak daha fazla bir ivmeyle seyretmesi gerektiğini söyledi. Faiz tartışmalarında daha önce şu görüşler dillendirilmişti:

Tayyip Erdoğan: Ey Merkez Bankası daha neyi bekliyorsun? Merkez Bankası bağımsızsa, ben de bağımsızım. Gerekirse çağrıp konuşacağız. İnsanı böyle adeta çıldırtacaklar, enflasyon düşerse faizi düşüreceklermiş. Bu anlayış anlayış değil, bu yanlış bir mantık.

Erdem Başçı: Yüksek enflasyon ve deflasyon büyümeyi zayıflatabilen unsurlardır. Merkez bankaları açısından büyümeyi desteklemenin en önemli yolu fiyat istikrarını sağlamaktır. Beşeri sermaye, istihdam piyasası, teknoloji, yenilikçilik ve fiziki altyapı alanında yapılacak reformlar Türkiye’nin büyüme potansiyelini artıracaktır.

Yiğit Bulut: Cumhurbaşkanı bu ülkenin başıysa, bu ülkenin bir kurumu bağımsızlık arkasına sığınarak halkın kaynaklarının 5 bin gerçek ve tüzelkişinin cebine transfer olmasına seyirci kalamaz. Bunu yapamıyorum diyorsan o zaman kalkarsın, korkmayan biri oturur.

Ali Babacan: Merkez Bankası’nda gayet yetkin bir ekibimiz var, ekibimize güveniyoruz. Merkezlerin kullanabileceği araçlar kısıtlı. Elinde sihirli değnek yok. Büyümeyi sağlamak hükümetlerin görevidir.

Nihat Zeybekçi: Merkez Bankası’ndan piyasayı sürükleyen, piyasayı istedikleri yere götüren, cesur kararlar bekliyoruz. Faiz indirimine zaten geç kalındı. Dolar/ TL’nin yükselmesinin Türkiye’de faiz indirimi beklentileri üzerinde olumsuz bir etkisi olmaz.

Mehmet Şimşek: Merkez Bankası bağımsızdır. Herkes kendi görüşünü tabii ki ifade eder. Bizim Merkez Bankası’na olan güvenimiz tamdır.