Mevsimlik tarımda çalıştırılan çocuklar anlatıyor: ‘Burada sadece çamur ve toprak var’

Çocuklar Türkiye’de çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri kabul edilen alanlarda, yani sokakta, küçük ve orta ölçekli işletmelerde ağır ve tehlikeli işlerde, tarım alanlarında çalışıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre 48 bin kayıtlı çocuk çalışanın bulunduğu 2018’de 7 bin 94 kaza yaşandı.

13 Haziran 2020 Cumartesi, 06:00
Abone Ol google-news

11 yaşındaki Leyla, her sabah saat 6.00’da uyanıyor. Günde iki defa 15- 20 dakikalık molalarla 10 saat boyunca tarlada kalıyor.

Tarladan döndükten sonra da kaldıkları çadırı temizleyen, yemek yapan Leyla, Türkiye’deki yaklaşık 400 bin akranı gibi çocukluğunu yaşayamıyor, yasal olarak çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinden biri olarak kabul edilen mevsimlik tarımda çalıştırılıyor.

2012’den bu yana Adana, Düzce, Ordu, Sakarya, Şanlıurfa ve Zonguldak, Hatay, Diyarbakır ve İstanbul’da çocuk işçiliğinin önlenmesi için çalışan Hayata Destek ekibi, mevsimlik gezici tarım alanları başta olmak üzere farklı alan ve sektörlerde çalıştırılan ya da çalıştırılma riski altındaki çocukların, ihmal ve istismardan korunmasını, haklarına erişmesini amaçlıyor.

Derneğin çağrısı şöyle: “Gelin artık ‘Geçinemiyoruz, çocuğumuz da çalışmak zorunda, ne yapacağız?’, ‘Sadece aile işlerine yardım ediyor, ne var bunda?’, ‘Ailesine destek oluyor’, ‘Okula gitmek istemiyor, bari iş öğrenir, meslek sahibi olur’ gibi bahaneler bulmayalım. Çocuk işçiliğinin hiçbir türünü kabul etmeyelim. Çocukların çalıştırıldığını gördüğümüzde ilgili kamu kurumlarına bildirimde bulunalım. Çocuklarımızı birlikte koruyalım. Çocukların çocukluğunu yaşayabilmesi, temel haklarına erişebilmesi, okula devam edebilmesi ve çocuk işçi olmaması bizim elimizde.”

Hayata Destek iletişim sorumlusu Gözde Kazaz, 12 Haziran Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü nedeniyle Adana, Konya ve Şanlıurfa’dan Abdullah, Ayşe, Hasan, Leyla, Yusuf ve Zeynep’i bize yakından tanıtıyor.

‘ÇÖPLÜK VAR, SEVMİYORUM’

Abdullah, 13 yaşında (Adana-Tuzla)

Burada arkadaşlarım, akrabalarım var, akrabaların çocuklarıyla oynuyoruz. Oynamaktan en çok hoşlandığım oyun saklambaç. Çadır alanında hiçbir yer uygun değil, o yüzden yolda oynuyoruz. Bir de burada çöplük var orayı hiç sevmiyorum. Koku geliyor, sinek, böcek her türlü pislik geliyor. Tarlaya 15-20 kişi motorla gidiyoruz. Yol 20 dakika sürüyor. Bazen tarlaya gitmiyorum. O zaman çadırda oturuyoruz. Topumuz var, kardeşlerimle çadırın önünde top oynuyoruz. Ev işlerini annem ve ablalarım yapıyor. Ben de bazen yardım ediyorum. Annem yemek yaparken istediklerini getiriyorum. Okula gidiyorum. 8. sınıftayım. Okulu seviyorum, arkadaşlarımı özledim. Okul koronavirüs yüzünden kapandıktan sonra dersleri telefondan ‘EBA’dan takip ettim. Hâlâ da takip edebiliyorum. Okulu bitirdikten sonra spor hocası olmak istiyorum.

‘NEYLE OYNAYACAĞIZ Kİ?’

Ayşe, 14 yaşında (Adana, Çağırkanlı)

Ailem işte çalışıyor, sabah gidip akşam geliyorlar. Kardeşlerim evde kalıyorlar. Şu anda yevmiye işi yapıyoruz. Buradan başka yere gitmeyeceğiz çalışmak için, yaz kış buradayız. 05.30’da uyanıyoruz. 06.15’te işe gidiyoruz. Yol yarım saat sürüyor. 15-20 kişi gidiyoruz. Tarlada sekiz saat çalışıyorum. İki sefer mola veriyoruz. 17.30’da eve dönüyoruz. Tarladan dönünce ev işleri yapıyorum. Arkadaşlarımla, kardeşlerimle oyun oynamıyorum. Neyle oynayacağız ki? Oynayacak bir şey yok. Okula gitmiyorum. En son 6. sınıfa gitmiştim.

‘OKULA GİDEMİYORUM’

Hasan, 13 yaşında (Adana-Mürseloğlu)

Sabah saat 07.00’de kalkıyorum. Biraz spor yapıyorum sonra oturuyorum. Bazen babama yardım etmek için işe gitmeye çalışıyorum, beni işe almıyorlar, o zaman evde kalıyorum. Arkadaşım yok, park yok, o yüzden sadece evde oturuyorum. Oyun alanlarımız bile yok. Burada sadece çamur, toprak var, başka bir şey yok. Oyun oynayacak halimiz de yok. Kardeşlerim küçük diye aralarında oynuyorlar. Taşlarla, çamurla oynuyorlar. Okula gidiyordum da şimdi maddi durumumuz olmadığı için okuyamıyorum.

‘OYUNA ZAMAN YOK’

Leyla, 11 yaşında (Konya-Makas)

Ne zamana kadar burada kalacağız bilmiyorum, sonra da fındık toplamaya gideceğiz. Bir günüm çok sıkıcı geçiyor. Saat 06.00’da uyanıyoruz, kahvaltımızı yapıyoruz, 07.00’de tarlaya gidiyoruz. Tarla, çadırın tam karşısında, 10-15 dakika yürüyoruz. Günde iki defa mola veriyoruz. Yedi saat çalışıyoruz. Benim kardeşlerim hiç oyun oynamıyor, hep evde sıkılıyorlar. Ben de burada sıkıntıdan patlayacağım. Arkadaşlarımla oyun oynayamıyorum. Hiç vaktimiz olmuyor ki.

‘ODUN KIRIP SU GETİRİYORUM’

Yusuf, 13 yaşında (Şanlıurfa - Viranşehir)

Burada iş bitince Manisa’ya gideceğiz, erik, kiraz toplayacağız. Sabah kalkıyorum, elimi yüzümü yıkıyorum, yemek yiyorum. Sonra araba geliyor işe gidiyoruz. Sabah 09.00’da bir de öğlen 13.00’te yarım saatliğine mola veriyoruz. 17.00’ye kadar çalışıp eve dönüyoruz. Akşamları ders çalışıyorum, boş zamanlarımda kitap okuyorum. Yabancı hikâyelerden hoşlanıyorum. Çadıra gelince ev işlerini genellikle yengem yapıyor. Ben de onlara odun kırıyorum, su getiriyorum. Okula gidiyorum. Fen dersini çok seviyorum.

SALGIN RİSKİ ARTIRDI

Covid-19 salgını, çocuk işçiliği riskini daha da artırdı. Salgın yüzünden maddi sıkıntılar çeken ailelerden bazıları çocuklarını çalıştırmaya başladı. Kırsal alanlarda, mevsimlik ya da yerleşik tarım alanlarında yaşayan ama televizyonu, interneti olmayan ailelerin çocukları uzaktan eğitime de devam edemedi.

YÜZDE 34.3’Ü OKULA GİTMİYOR

İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Emre Erdoğan’ın verdiği bilgilere göre çalışan çocukların,

- Yüzde 70.6’sını erkek, yüzde 29.4’ünü kız çocukları oluşturuyor.

- Yüzde 65.7’si eğitime devam ediyor.

- Yüzde 30.8’i tarım, yüzde 23.7’si sanayi, yüzde 45.5’i ise hizmet sektöründe yer alıyor.