‘Mirası Erdoğan’da'

Turgut Kazan: Evren’in yasası hâlâ geçerli. Eren Keskin: “Evren mirasını Erdoğan’a bırakarak gitti. Osman Başer: 2 tane eli kanlıya ceza vermekle bu dava çözülmez.

11 Mayıs 2015 Pazartesi, 06:05
Abone Ol google-news

12 Eylül 1980 darbesinin yargılama süreçlerini ve şimdi hesabın kimden sorulacağını hukukçular gazetemize değerlendirdi:

Diktatörlüğü miras bıraktı

Eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan 12 Eylül yargılamalarına ilişkin şöyle konuştu: “12 Eylül yargılamaları tamamen bir tiyatroydu. Duruşmaların her biri bir tiyatro sahnesiydi. Süreçte geçici 15. maddenin kaldırılması da yargıyı da ele geçirmek için kurulan düzmece bir oyundu. 12 Eylül’ü yargılayacağız diye bir şey attılar da ne oldu? Evren’in yasası hâlâ geçerliyken, % 10 barajı hâlâ geçerliyken adil bir yargılamadan, adaletten söz edilemez. O kişiyi yargılarken onun kurallarıyla yönetim sağlayamazsınız. İşin özü oyun olduktan sonra mahkûm oldular da ne oldu? O ihtiyarın yargılanamayacağını hepimiz biliyorduk. Bugünün kahramanının onun yanında diz çökmüş fotoğrafları varken kimi yargılıyorsunuz ki? Devlet hesap vermeli ama 12 Eylül’ün değil, bugünün. Evren’de öldü, o günlerin hesabı kime nasıl sorulabilir? Ancak bugün bütün kötülüklerin daha büyük olduğunu ve bugünlerin hesabınïn nasıl verileceğini merak ediyorum.”

Sistemi yaşıyor

12 Eylül davasına müdahil olan oğlu Cemil Kırbayır’ı gözaltında kaybeden Berfo Kırbayır’ın avukatı Eren Keskin ise şöyle konuştu:“12 Eylül askeri darbesi Türkiye’de militarizmin en uç noktasıydı. Bir çok acıya sebep olundu. Baş mimarı da Evren’di. Evren’in ölümüne kimsenin üzülmemesi bunun en büyük göstergesi. Ancak ölüm ya da kişi üzerine değil, sistem üzerine konuşmak gerekiyor. Evren öldü, ancak onun sistemi hala yaşıyor. Evren mirasını Tayyip Erdoğan’a bırakarak gitti. Bugün aynısını Erdoğan yürütüyor. 12 Eylül’ün acıları değil, tüm kurumları sahipleniliyor.”

Yargılama engellendi

80 darbesi döneminde cezaevine girip, cezaevinde avukat olarak çıkan ve 12 Eylül yargılamalarında da davaya müdahil avukatlardan biri olan Osman Başer ise süreci şöyle yorumladı: “Bir darbe dönemi kudretli generali öldü. Ölmesini istemezdim. Çünkü bir dönemin üniversite gençlerine Mamak’ta, Diyarbakır’da, Metris’te akla hayale sığmayan işkencelere maruz kaldı. 1980 tarihe düşülmüş kara bir leke. Yargılamalar Türkiye Cumhuriyeti için kara bir leke. Türkiye gençliği katledildiği bir olay yaşanırken, dava sahipsiz kaldı. 12 Eylülcüler davasında Türk hukukçular da iflas etti. Güçlü bir yargılama olmadı. Bunu en başta siyasiler engelledi. 2 tane eli kanlıya ceza vermekle bu dava çözülmez.”

Karar verilsin

Devrimci 78’ler Federasyonu avukatı olan ve 12 Eylül davasına idam edilen Erdal Eren, Veysel Güney, Necati Vardar, Ali Aktaş’ın avukat olarak katılan Mehmet Haruş ise davalara ilişkin şunları kaydetti: “Tahsin Şahinkaya hayatta olduğu için dosya düşmüş değil. Bu aşamada Yargıtay’ın bir an önce karar vermesini bekliyoruz. Bu mahkumiyet kararı bu 2 generalin nezdinden öte 12 Eylül rejimini mahkûm eden bir karardır. Bu isimler sembolik ancak tek yürütülen dosyalar bu 2 isim üzerine değil. Ankara Başsavcılığı’nda sıkı yönetim komutanları, valiler, il emniyet müdürleri, danışma meclisi üyelerinin soruşturulduğu davalar var. 57 ile dağıtılmış sistematik işkence soruşturmaları var. Yani bütün dosyalardan hızla karar çıkmalı. Ben bir dönemin kesinlikle kapandığını düşünmüyorum. 12 Eylül’ün tüm kurumları ayaktayken dönem kapanmaz.”