Muhalefet, Akar ve Soylu'nun Gara ile ilgili bilgilendirme ziyaretini değerlendirdi: "Başarısız operasyonu örtme çabası"

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 13 Türk vatandaşının yaşamını yitirdiği Gara operasyonu konusunda, önce CHP ve İYİ Parti liderlerine, ardından da TBMM'ye bilgi verdi. Muhalefetin, "başarısız operasyon karşısında meşruiyet ve destek arayışı" olarak yorumladığı ziyaretlerde bakanlar, 13 Türk yurttaşının PKK tarafından öldürüldüğünü belirterek, bunun kanıtı olarak da otopsi raporlarını ve fotoğraflarını, muhalefet liderlerine de gösterdiler.

BBC Türkçe
17 Şubat 2021 Çarşamba, 00:23
Muhalefet, Akar ve Soylu'nun Gara ile ilgili bilgilendirme ziyaretini değerlendirdi:
Abone Ol google-news
Muhalefet, Akar ve Soylu'nun Gara ile ilgili ziyaretini değerlendirdi:
Getty Images

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 13 Türk vatandaşının yaşamını yitirdiği Gara operasyonu konusunda, önce CHP ve İYİ Parti liderlerine, ardından da TBMM'ye bilgi verdi.

Muhalefetin, "başarısız operasyon karşısında meşruiyet ve destek arayışı" olarak yorumladığı ziyaretlerde bakanlar, 13 Türk yurttaşının PKK tarafından öldürüldüğünü belirterek, bunun kanıtı olarak da otopsi raporlarını ve fotoğraflarını, muhalefet liderlerine de gösterdiler.

İçişleri Bakanı Soylu ve Akar, TBMM Genel Kurulu'ndaki bilgilendirme öncesinde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'i ziyaret ederek, operasyonla ilgili bilgi verdi.

Akşener'le görüşme ba şbaşa gerçekleşirken, Kılıçdaroğlu'na, Grup Başkanvekili Özgür Özel ve Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak eşlik etti.

HDP'den randevu talep edilmezken, AKP ile "ittifak ortağı" olan MHP'nin lideri Devlet Bahçeli ise Genel Kurul'da iki bakanı dinlemeyi tercih etti.

FOTOĞRAF VE OTOPSİ RAPORLARINI GÖSTERDİLER

Akar ve Soylu'nun ilk adresi Kılıçdaroğlu oldu. Görüşmede, "Biz bu terörle mücadeleyi bütün ülkemiz ve sizlerin desteğinizle yapıyoruz" mesajı veren bakanlar, 13 Türk yurttaşının Gara'ya yapılan operasyon sırasında yaşamlarını yitirdiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını ifade ettiler.

Bakanların, bazı otopsi raporlarını ve "vücut bütünlüğünün korunduğu" fotoğrafları göstererek, "bombalama sonucunda vücut bütünlüğünün bozulacağına" işaret ettikleri öğrenildi.

Bakanların görüşmede, büyük ölçüde Genel Kurul'daki konuşmalarında verdikleri bilgileri, CHP heyeti ile de paylaştığı kaydedildi.

Kılıçdaroğlu'nun ise 5-6 yıldır PKK tarafından alıkonulan 13 kişiyle ilgili defalarca çağrı yapmalarına karşın adım atılmamasını eleştirdiği belirtildi.

MUHALEFET: SİYASET VE ULUSLARARASI ÖRGÜTLER DEVREYE SOKULMALIYDI

CHP ve İYİ Parti'de, bakanların yaptığı bilgilendirme, "başarısız olan operasyonu örtme çabası, dışarıdan gelebilecek eleştirilere karşı birlikte görüntü verme çabası" olarak nitelendirildi.

CHP'li üs düzey bir yönetici, PKK'nın alıkoyduğu yurttaşların kurtarılması için yeterli donanım ve özenin gösterilmediğini belirterek şu görüşü dile getirdi:

"Elbette devlet öldürdü gibi bir şey söylemiyoruz. Rehinelerin olduğu bir yere böyle tankla tüfekle girilmez. Orada bir psikoloğun olması gerekir, müzakere yapacak kişilerin olması gerekir. Ancak gördüğümüz, özensiz, yeterli donanım olmadan yapılmış bir operasyon. Bu ziyaretler, bir yandan 'Bunu biz yapmadık, PKK yaptı'yı anlatma, bir yandan da başarısızlığa muhalefeti ortak etmeye çabası. Bir yandan da uluslararası alanda gelebilecek eleştirilere karşı meşruiyet ve destek arayışı olarak görüyoruz. Eğer operasyon başarılı olsaydı, bu ziyaretler de olmazdı."

Muhalefet tarafından yöneltilen bir başka eleştiri ise bu tür kurtarma operasyonları konusunda siyasetin ve uluslararası insan hakkı örgütlerinin devreye sokulmaması.

İYİ Partili bir milletvekili, geçmiş yıllarda PKK'nın alıkoyduğu 300'ün üzerinde yurttaşın kurtarıldığına işaret işaret ederek, "Siyaset devre dışı bırakıldı. Meclis'te bir komisyon kurulabilirdi veya uluslararası insan hakları örgütleri devreye girebilirdi, müzakere edilerek bu insanlar kurtarılabilirdi" görüşünü dile getirdi.

İKİ BAKAN ARASINDA SORUN MU VAR?

Muhalefet kulislerinde dile getirilen bir başka iddia ise operasyon nedeniyle İçişleri Bakanı ile Milli Savunma Bakanı arasında "gerginlik yaşandığı" yönünde.

Bunun nedeni olarak da Soylu'nun, kurtarma operasyonundaki başarısızlıktan Milli Savunma Bakanlığı'nı sorumlu tutması gösteriliyor.

Bu iddiaları dile getiren bir siyasetçi, iki bakanın birlikte bilgilendirme yapmasını da bu "gerginliğe" bağladı:

"Akar, bakanlığının alanıyla ilgili normal bir bilgilendirme yaptı. Ama Soylu'nunki siyasi bir konuşmaydı, bir genel başkan adayı konuşması gibi. Meclis'e bilgilendirme için birlikte görevlendirilmeleri dikkat çekici. 'Akar bu işin altından kalkamaz, siyaseten Soylu yapsın' anlamı çıkıyor"

GERGİNLİK ÇIKMAMASI İÇİN GRUPLAR UYARILDI

Soylu ve Akar, daha sonra Genel Kurul'a operasyonla ilgili bilgi verdi.

Siyasi parti grup yöneticileri, "yaşamını yitirenlerin anısına saygı ve ailelerin incitilmemesi" için görüşmelerde kullanılan dile özen gösterilmesi ve gerginlik çıkarılmaması" konusunda milletvekillerini uyardılar.

İçişleri Bakanı Soylu'nun konuşması sırasında zaman zaman AKP ile HDP arasında laf atmalar yaşansa da Genel Kurul'da büyük bir gerginlik yaşanmadı.

AKAR: BOMBANIN ULAŞMASI MÜMKÜN DEĞİL

Genel Kurul'da ilk sözü alan Milli Savunma Bakanı Akar, bölgeye yönelik

Pençe Kartal-2 harekatının, kara desteği olmadan 35 kilometre derinlikte yapıldığını ve bölgeye ilk inildiğinde 2 askerin yaşamını yitirdiğini, birinin ise yaralandığını anlattı.

Operasyon için yoğun gizlilik önlemleri altında kapsamlı bir hazırlık süreci yaşandığını belirten Akar, bölgeye ilişkin fotoğraf ve krokiler eşliğinde 13 yurttaşın tutulduğu mağaraya yönelik operasyonla ilgili ise şu bilgileri verdi:

"Operasyon için yoğun gizlilik tedbirleri altında geniş hazırlık süreci yaşandı. Bölgeye 5 aydır yoğunlaşmıştık, harekât uçaklarla başladı. Ateş gelen mağaraya yoğunlaşılmıştır. Buraya herhangi bir şekilde hava kuvvetlerimizin bombasının ulaşması pek mümkün değil. Mağaraya hava unsurlarıyla etki etmek mümkün değildi. Mağaranın iki kapısı daha bulundu. İçeriden ateş ediliyor el bombası atılıyordu ve askerlerimiz de gerekli karşılığı veriliyordu. Sadece göz yaşartıcı gaz kullanılmıştır. Bunun dışında herhangi bir silah mühimmat kullanılması söz konusu değil.

"Bu sırada teröristlere teslim olmaları gerektiği hususu tekrar tekrar hatırlatıldı. Mağara girişinde sadece göz yaşartıcı bomba kullanıldı. Bir terörist teslim oldu. Diğer teröristlerden teslim olan olmadı. İkinci terörist yakalandı. YPG'nin PKK'dan farkı yok. Vatandaşlarımızın naaşları mağarada görüldü. Tedbirler alındıktan sonra naaşlar mağaradan dışarıya tahliye edildi."

SOYLU: BİR MİLLETVEKİLİ ORALARA GİTTİ

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise yaşamını yitiren 13 yurttaşın otopsi raporu ve fotoğraflarının bulunduğu bir dosya ile Genel Kurul salonuna geldi.

Operasyonlar sırasında cenazelerine ulaşılan 13 kişinin aileleriyle yaptığı konuşmaları anlatan Soylu, "Bu çocuklarımızın hiçbiri pikniğe giderken kaçırılmadı, operasyondayken de kaçırılmadı. Yaklaşık 4,5-5 yıldır hükümetimizin tüm birimleriyle çalışıyoruz, bu ailelere biz evlat olduk, her üç ayda bir görüştük" dedi.

Operasyon sırasında yaşamlarını yitirdikleri iddialarına sert tepki gösteren Soylu, "Hem acımız var hem bıçağı sokup biraz daha kanırtmak için söyleniyor" dedi.

Konuşmasında HDP ve İnsan Hakları Derneği'ne de sert eleştiriler yönelten Soylu, Gara'nın coğrafi koşullarının zor olduğunu belirtirken, "Bir milletvekili gitti, oralarda boy gösterdi, onu da biliyoruz. Kim olduğunu sorarsanız onu da söyleriz" dedi.

PKK'nın elinden bu kişileri kurtarmak için yeterince çaba harcanmadığı eleştirilerine de tepki gösteren Soylu, bakan yardımcısının ailelerle son 1 yılda 5 kez görüştüğünü ifade etti.

PKK'nin 1984'ten bu yana "6 bin 21 sivili katlettiğini, bunu ilk kez açıkladığını" belirten Soylu, "O İnsan Hakları Derneği denen canı çıkasıca dernek bir tanesi için bir laf söyledi mi? Hayır" ifadelerini kullandı.

Ailelerin, AKP yöneticilerine de geldiğini ve görüştüklerini belirten Soylu, şu görüşleri dile getirdi:

"Naci Bostancı'ya, Mehmet Uçum'a gelmediler mi defalarca? Bunun için her türlü imkan ortaya konmuştur. Dediler ki MLKP'li gözaltına alınmış, onu bırakın şu askerleri, polisi getirin dediler. Bu çocuklar kaçırıldığında Pervin Buldan'ı aramadınız mı? Buldan dedi ki, 'biraz misafir edecekler, sonra bırakacaklar'.

"10 tane çocuğa acımayan, askerime, polisime ve oradaki kahraman jandarmama acımayan sivil vatandaşıma acır mı? Vücut bütünlüklerinin fotoğrafların hepsi burada. İçimiz kan ağlıyor; ama bu fotoğraflara baktığınız zaman Allah şahittir o Murat Karayılan'ı bin parçaya bölmezsek rahat etmeyiz."

Otopsi raporları ve fotoğrafların olduğu dosyaları kürsüden gösteren Soylu, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti hukukun, terörle mücadelenin ve namusun dışında hiçbir şey yapmamıştır" görüşünü dile getirdi.

"KARA KARA DÜŞÜNDÜK"

"Bu evlatlar ülkesine, ailelerine canlı kavuşulsun diye büyük bir merak ve beklenti içindeydik. Dün aileleri ile nasıl konuşacağımızı kara kara düşündük" diyen Soylu, terörle mücadelenin bugün başladığını belirtti.

PKK'nın kökünü kazıyacaklarını ve operasyonların devam edeceğini belirten Soylu, "Türkiye'de 300'ün altına düştü doğru... Orada çocukların eline zorla silah tutuşturdukları için 15 bin kişi var" dedi.

"HDP'Lİ KADIN MİLLETVEKİLİ" İDDİASI

Soylu, Meclis'ten çıkarken gazetecilerin, "Gara'ya giden kadın milletvekilinin kim olduğu" sorusu üzerine, isim vermedi ancak HDP'li bir kadın milletvekili olduğunu söyledi.

Soylu, "Şu anda parlamentoda mı?" sorusuna ise "Evet" yanıtını vermekle yetindi.

HDP yöneticileri ise bölgeye giden bir milletvekillerinin olmadığını ifade etti.

BULDAN YALANLADI: KARA PROPAGANDA

HDP Eşbaşakanı Pervin Buldan ise Soylu'nun kendisine yönelik iddialarını, Genel Kurul'da olmadığı için yazılı açıklama yaparak yalanladı. AKP'li Öznur Çalık'a, "Biraz misafir edecekler, bırakacaklar" dediği iddiasının "gerçek dışı, saptırma ve kara propaganda" olduğunu belirten Buldan, şu görüşlere yer verdi:

"AKP Milletvekili Öznur Çalık, Grup Başkanvekili olduğum dönemde beni aradı ve alıkonulan bir askerin annesinin kanser hastası olduğunu ve oğlundan haber almak istediğini aktardı. Müzakere ve çözüm sürecinin devam ettiği bir dönemdi. Konuyla ilgili olarak eğer bir bilgiye ulaşılabilirse mutlaka paylaşacağımı kendisine ifade ettim.Alıkonulan askerin sadece sağlığının iyi olduğu yönünde bir bilgiye ulaşıldı ve Çalık'a, "Sağlığı iyiymiş. Umarım en kısa zamanda bırakılır. Biz elimizden geleni yapıyoruz" şeklinde bir paylaşımda bulundum. Aramızda geçen diyalog bundan ibarettir. Bunun dışındaki iddialar asla doğru değildir."


BBC Türkçe