Mükemmel suç!

Max Aub’un ilk kez 1957’de Meksika’da yayımlanan Örnek Suçlar kitabı bu sorunun peşinde gerçeküstü bir serüven. Onlarca katilin cinayet itirafları Max Aub’un deyişiyle ‘dolambaçsız, yatay ya da dikey, şiddeti açıklamaktan başka hiçbir ereği ya da isteği olmayan itirafların’ toplamı.

31 Ekim 2020 Cumartesi, 13:22
Abone Ol google-news

 

Meksikalı, İspanyol deneysel yazar, senarist ve eleştirmen Max Aub, kara mizahın büyük klasiklerinden biri kabul edilen Örnek Suçlar’ı, yirmi yılda topladığı malzemeyle yazdığını ve katilleri önyargısız konuşturabilmek için Meksika dağlarından toplanmış Oaxaca mantarlarından elde edilen bir tür uyuşturucuyu sorgulamalarda kullandığını ‘itiraf ediyor’.

Kitaptaki mikro öykülere 31 sanatçının bu suçları yorumlayan çizimleri eşlik ediyor. Çoğunlukla İspanyol ve Latin Amerikalı sanatçıların yer aldığı baskı titiz koleksiyoncuları tatmin edecek kadar estetik.

‘Örnek Suçlar’ kürdanla dişini temizlediği için, adamın yüzünde sivilce olduğu için, dişçi canını yaktığı için, kahvesini karıştırırken fazla ses çıkardığı için, sevişirken boş gözlerle tavana baktığı için, yemek yemesi için ısrar etttiği için, yapışkan bir piyango biletçisinden kurtulmak için, yeni beyaz takım elbisesini sigara ile yaktığı için, birisi ona cinayet için 20 lira verdiği için, kendisini yedi kere dansa kaldırdığı için, golü kaçırdığı için, hep aynı tangoyu çaldığı için, çok konuştuğu için, canı sıkıldığı için, randevusuna geç kaldığı için, kötü giyindiği için, kendisinden daha akıllı, zengin ve daha cömert olduğu için, onu uyandırdığı için, midesi ağrıdığı için’ gibi nedenleri utanma ve pişmanlıktan arınmış, en saf haliyle okura sunuyor.

YOSUNUN ÜSTÜNDE SUYUN FISILTISI!

Max Aub kitabın önsüzünde “İnsanlar oldukları gibidir. Onları bir anlık insanlık dışı davranışta bulunmaya iten güdüden, hayat boyu sorumlu tutmak, benim içine düşmeyeceğim bir özentidir” diyor.

Aub okuduklarımızın “Yosunun üstünde suyun fısıltısı’ olduğunu söylüyor ve ‘Bütün öbür kitaplarım gibi bunu da yayımlamamalıydım. Katkım ne? Hiçbir şey. Tarihe yeni bir şey katamıyorsa, hiçbir şeyin değeri yoktur. Zamanımızın insanı yalnızca başarısızlıkla ilgileniyor. Son büyük efsane de eskidiğinden değil, fazla güçlü olduğundan çöküyor” diyor.

Max Aub’un hayatını ve eserlerini güçlü biçimde şekillendiren belki de en büyük suç olan savaşlar olmuş. Paris’te doğan Aub, Birinci Dünya Savaşı’ndan kaçmak için ailesiyle İspanya’ya yerleştikten sonra uzun yıllar gezgin satıcı olarak çalıştı ve bu süreçte İspanya Sosyalist İşçi Partisi’ne katıldı.

İspanya İç Savaşı sırasında Cumhuriyetçi hükümet onu Paris’e kültürel ataşe olarak gönderdi. 1937’de Picasso’nun ‘Guernica’ eserinin Paris Uluslararası Sergisi’nde yer almasına ön ayak oldu. İkinci Dünya Savaşı’nda Fransa’da Vichy hükümeti tarafından ‘militan komünist, Alman Yahudisi ve casus’ olduğu gerekçeleriyle çalışma kampına gönderildi. 1942’de kamptan kaçarak Casablanca’dan Meksika’ya ulaşmayı başardı.

Meksika’dayken Luis Bunuel gibi sürgündeki diğer İspanyol sanatçılarla beraber çalıştı. Meksika vatandaşlığını da alan Max Aub, 1972’de, İspanyol faşist diktatör Franco’nun ölümünden üç yıl önce hayata veda etti.

EN ÇOK YAZMAYI SEVDİ

Aub, “Hayatta en çok hoşuma giden şey yazmak oldu; nasıl olduğumu anlamak için olsa gerek, konuşmadan. Anlayacaklar zannettim. Ama bir kez daha yanıldım” diyor. Örnek Suçlar’ı, ne konuşarak, ne de yazarak, ‘saf duygularla’ öldürerek karanlık bir sanatı ustalıkla kayıtlara geçiriyor.

Cinayet için her zaman nedene gerek yoktur. Ama illa gerekiyorsa Max Aub’un aşağıdaki paragrafı yeterli olabilir: “Aptal olduğu için öldürdüm onu, kötü niyetli, cahil, salak olduğu için, kalınkafalı olduğu için, hıyar ağası olduğu için, andavallı, iki yüzlü, hırtın teki olduğu için, yalancı, kalpazan hıyarın biri olduğu için, Cizvit olduğu için, siz seçin nedenini. Ama şunu unutmayın: Herhangi bir neden yeterli, iki tane gerekmez.”

Örnek Suçlar ve İtiraflar / Max Aub / Kırmızı Kedi Yayınevi / 144 s.