Müslüman da eşcinsel olabilir...

Meşcid ya da uzun adıyla Müslüman Eşcinseller Derneği adı altında toplanmışlar. Dini cemaatlerin LGBT bireylerle ilgili “sapkın” söylemlerinden rahatsızlar, ama kendilerinin de LGBT örgütlerine karşı bir öfke taşıdıkları aşikâr. Çünkü onlar için eşcinsellik kimliği büyük bir kargaşa. En iyisi bırakalım onlar anlatsın...

20 Ekim 2013 Pazar, 14:54
Abone Ol google-news

Onlar için eşcinsel kimlikleri bir kargaşa. Duygularıyla düşüncelerinin çatıştığını söylüyorlar. Kuşkusuz bunda dini inançlarının payı da büyük. Kendilerine, Müslüman Eşcinseller Derneği kısa adıyla “Meşcid” diyorlar. Ancak görülen o ki, isimlerinde eşcinsel kelimesi geçse de kullandıkları dil, LGBT örgütlerine öfkeleri iktidar anlayışına yakın.

- Cinsel kimliğinizi ne zaman keşfettiniz?
Cem: Üniversitede... Hocalarıma danıştım. Bununla yaşamayacağıma karar verdim. Buna alış, bu senin kimliğin, diyen bir anlayış var. Ama benim bir yanımda da erkek olma arzusu var. Dolayısıyla bir çatışma hali. Benim de kız arkadaşım, sevgilim olsun istiyorum. Öte yandan da eğilimim erkeklere...
Mustafa: Bir eğilim hissediyorsun, ama böyle bir şey olsun istemiyorsun. Ben de farklı bir yolun olması lazım, diye arayışa girdim. Bu işle ilgilenen çok az insan var. Olanlar da eşcinsel yaşamı benimseyen insanlar. Bunun alternatifinin olduğunu kimse bilmiyor.
Cem: LGBT örgütlerinin “özgürlük” propagandaları nedeniyle bizim sesimiz duyulmuyor.

 



- Ne kadar erkek egemen bir ülkede yaşadığımız ortada. Gazetelerde, haberlerde LGBT bireylerin nasıl lanse edildiği de. Her ay en az bir LGBT birey sadece cinsel kimliği yüzünden öldürülüyor. O yüzden “LGBT propagandası”, “Bunun alternatifinin olduğunu kimse bilmiyor”, laflarınız pek inandırıcı gelmiyor bana.

Mustafa: Eşcinsel duyguları olup böyle yaşamak istememekle, eşcinsel duyguları olup böyle yaşam seçmek; iki farklı durum. Şu anda piyasada, vitrinde sadece bununla barışık insanlar olduğu için herkesin öyle olduğunu düşünüyoruz. Ama intihara kalkışan bir sürü insan var.

- Çünkü yoğun bir toplumsal baskı var. Mesela siz hiç eşcinsel kimliğinizi kabullenip yaşadınız mı?

Cem: Belki benim kimliğimdir, bununla yaşamaya çalışayım diye aklımızdan geçmedi değil tabii ki. Alışma sürecinde görüyorsun çok sancılı, depresyona giriyorsun. Karşına bir erkek çıkıyor, ona hayran oluyorsun. Bakıyorsun sokakta bir kız-erkekle elini tutup dolaşıyor. O zaman benim niye sevgilim yok, sokakta ben niye birinin elini tutamıyorum, madem alıştım, madem eşcinselim o zaman bir erkeğin elini tutup dolaşmak isterim. Bu olamaz bu toplumda, daha doğrusu hiçbir yerde.
Mustafa: Katı bir görüşümüz yok, bütün eşcinseller düzeltilmeli demiyoruz biz. İsteyen benimser, istediği gibi bir hayat yaşar, o onun tercihi.
Cem: Ama isteyen tedavi edilmeli.
Mustafa: Zamanında Amerika’da yapılmış, zorla tedavi, elektroşok denenmiş, işkence yapılmış. Biz onu savunmuyoruz tabii ki. Eğer öyle hislere sahipse nasıl isterse yaşasın insanlar. Ama biz de düzeltilmek istiyoruz.

- “Düzeltilmek”, “tedavi edilmek”... “Eşcinsel duyguları taşıyan” bir birey olarak bu söylemlerinizle nefret suçlarını körüklediğinizi düşünmüyor musunuz?

Mustafa: Hasta demeyelim, danışan diyelim o zaman. Hasta kelimesine takılmayalım.
Emre: Ben eşcinsel duyguları hissedebilirim, bu benim elimde değil, kabul ediyorum. Benim eşcinsel yaşamım oldu. Bundan rahatsızlık duydum ama.
Mustafa: Biz aslında kimseye karşı bir şey söylemiyoruz. Hayatta hiçbir bilimsel bilginin sonsuza kadar kesinliği olmadığını, mutlaka bir yerden sonra farklı bir söylem geldiğini, bildiğimiz doğruların yanlış olduğunun ortaya çıkabildiğini söylüyoruz.

- O zaman neden sadece bunları söylemek yerine sohbetin başından beri sanki toplumu LGBT örgütleri yönetiyormuş gibi bir söylemle konuşuyorsunuz? Onlara karşı bu öfkenizi anlayamıyorum.

Mustafa: Başka bir görüşe sahip olmamaları bizim canımızı sıkıyor.

- Toplumun LGBT örgütleri üzerindeki baskısına karşı mısınız peki?

Emre: Tabii ki.

- Ama bunu söylemeden sadece LGBT örgütlere laf söylüyorsunuz.

Emre: Çünkü biz laf söylediğimizde onlar da bize soytarı, yalancı diyorlar.
Mustafa: Eşcinselliği seçmek tercih değil, ama eşcinsel yaşantıyı seçip seçmemek tercih. 8-9 senedir tedaviyedim, tamam, terapideyim diyelim, evlendim. Bir sorun yaşamıyorum. Bilimsel olarak araştırmalar istiyoruz.

- Peki gelelim adınızdaki Müslümanlık vurgusuna...

Mustafa: Müslümanlıkla eşcinsellik yan yana getirilmeyen iki kavram ya, Müslüman olan eşcinsel olmazmış gibi, tamamen görmezden gelinen bir durum. Eşcinsel olan herkes Müslüman hassasiyetlerini yitirmiş gibi bakılıyor, buna inat olsun diye de adımızı böyle koyduk.

Emre: Dini cemaatlerin uydurduğu saçma sapan söylemlerin yanlışlığını da göstermek istedik. Bizde bu çıkmaz, şu çıkmaz, ne demek? Bunlar konuşulmadığı için toplumda baskılar oluşuyor. Türkiye’deki dindar cemaatler aslında gizli eşcinseldir. Sahtekâr, üçkâğıtçı ve dolandırıcıdırlar bu konuda. Türkiye’de bunları da konuşamıyoruz, iktidar partisinden dolayı bir baskı var. Bir kısmımız onların içinde bulunup çıktı. Türkiye’de cemaatlerin gizli eşcinselliğin kamuflesi olduğunu söylüyoruz. Bu bizim manifestomuzun maddelerinden biri. Aslında kadına karşı şiddetin bu kadar artmasının nedeninde bile, bu bastırılmış duygular yatıyor.

Mustafa: Dini cemaatler bunu sapkınlık olarak görüyorlar. Anlattığında, nasıl kurtulabilirim, dediğinde, günde yüz tane tespih çek, sabret kardeşim, diyorlar. Bu bir yardım sağlamıyor ki kişiye. Bu kadar bununla ilgili bilgi çünkü. Bu nedenle terapinin önemli olduğunu düşünüyoruz.