NATO Zirvesi'nin sonuç bildirisi: Stratejik ortaklık türküsünden havalimanı bekçiliğine

Belçika'nın başkenti Brüksel'de gerçekleştirilen NATO Zirvesi tamamlandı. Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller zirve sonrası deklare edilen bildiriyi Cumhuriyet.com.tr'ye değerlendirdi.

15 Haziran 2021 Salı, 15:06
NATO Zirvesi'nin sonuç bildirisi: Stratejik ortaklık türküsünden havalimanı bekçiliğine
Abone Ol google-news

ABD Başkanı Joe Biden’ın ilk kez katıldığı ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilk yüz yüze bir görüşme gerçekleştirdiği NATO Zirvesi’nin sonuç bildirisi geçtiğimiz gün yayınlandı. Rusya ile olağan ilişkilere geri dönülemeyeceği ve Çin'in sistematik meydan okumalarına karşı konulacağı vurgulanan bildiride, Türkiye'nin desteklendiği ve 2030 Strateji Konsepti'nin kabul edildiği belirtildi.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller ve Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, zirvenin sonuç bildirisinin ne anlama geldiğini ve Türkiye’ye hangi rollerin biçildiğini Cumhuriyet.com.tr’ye değerlendirdi.

Güller zirvenin, NATO Zirvesi öncesi yapılan G7 Zirvesinin de sonucuna uygun olarak, Çin ve Rusya’yı hedef aldığına işaret etti.  “Zirve sonunda açıklanan 79 maddelik Brüksel Bildirisinin maddelerinin yarıya yakını doğrudan ve dolaylı olarak Rusya’yla; önemli bir bölümü de doğrudan ve dolaylı olarak Çin’le ilgili” diyen Güller açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“Maddeler ayrıntılı incelendiğinde, ABD’nin NATO ve ortakları ile Çin ve Rusya’ya karşı iki cephe inşa etmeyi planladığı görülüyor.  ABD ve NATO Rusya’ya karşı Baltık bölgesinden başlayan, Doğu Avrupa ve Karadeniz üzerinden Kafkasya’ya, oradan da Orta Asya’ya uzanan bir cephe inşa etmek istiyor. ABD ve NATO Çin’e karşı Orta Asya’dan başlayan, oradan Hint Denizi’ne inen ve Çin’in güneyindeki ülkeleri kapsayarak Güney Kore ve Japonya’ya uzanan bir cephe inşa etmek istiyor.”

KARADENİZ'İ NATO GÖLÜ HALİNE GETİRMEK İSTİYOR

Güller değerlendirmesinde, sözünü ettiği bu iki cephenin belli noktalarının ne yazık ki doğrudan Türkiye’yi de ilgilendirdiğine dikkat çekti. Güller, sözlerine şöyle devam etti:

“Bunlardan birincisi Karadeniz. NATO, bildiriye de yansıdığı gibi, Ukrayna ve Gürcistan’ın üyeliğini, Karadeniz bölgesinde kara, deniz ve havada varlığını artırmayı hedefliyor. Bu haliyle Türkiye’yi yakından ilgilendiren bir konu. Zira ABD, Ukrayna ve Gürcistan’ı da NATO üyesi yaparak Karadeniz’i “NATO gölü” haline getirmek istiyor. Bunun Türkiye-Rusya ilişkilerine olumsuz yansıyacağı ortada.

Türkiye’yi ilgilendiren bir diğer alan, Afganistan. 20. yılında Afganistan’dan çekilen ABD, bu bölgenin Çin’in nüfuz alanına girmemesi için bağını sürdürme arzusunda. AKP hükümeti ise hem içerideki sıkışmışlıktan ötürü Batı’nın desteğini almak hem de NATO içindeki ağırlığını artırmak için Afganistan’da “havalimanı bekçiliğine” talip oldu ne yazık ki... Özetle NATO Zirvesi’nde Türkiye’ye yeni rol ve görevler çıktı.”

Türk-Amerikan ilişkilerinin ortasında duran ağır sorunlardan tekine bile bir çözüm çıkmadığını belirten Güller açıklamalarını, “Hatta yandaş medyanın “Biden’dan hesap sorulacak” diye listelediği konuların bazılarının, örneğin soykırım suçlamasının, Erdoğan tarafından gündeme bile getirilmediği ortaya çıktı ne acı ki! Dahası, Erdoğan “Türk-Amerikan ilişkilerinde çözülemeyecek sorun yok” diyerek, aslında tavize hazır olduğunu da açıkça ilan etmiş oldu” şeklinde sürdürdü.

"ELİMİ TAŞIN ALTINA KOYARIM"

Erdoğan’ın NATO Zirvesi ve Biden’la görüşmesinden sonra sosyal medyadan paylaştığı cümle, AKP’nin beklentisini de, hedefini de, siyaseten konumunu da ortaya yeterince açık bir şekilde koyduğuna dikkat çeken Güller, Erdoğan’ın şu ifadelerini hatırlattı:

“Akdeniz’den Karadeniz’e, Avrupa’dan Asya’ya kadar NATO’nun sağladığı güvenlik şemsiyesine ihtiyaç duyulan her yerde, ittifak aktif rol üstlenmelidir. Dönem sorumluluktan kaçma değil elini taşın altına koyma dönemidir.”

Güller son olarak, “İçeride “dış güç” diyerek tabanını konsolide etmeye çalışan iktidar, dışarıda NATO’ya, dolayısıyla ABD’ye tam teslimiyet içinde ve “elimi taşın altına koyarım” diyerek yeni görevler beklentisinde...

Bu tablo şu acı gerçeği bir kez daha önümüze koyuyor: Siyasal İslamcılardan milliyetçilere, liberallerden sosyal demokratlara uzanan siyasal kesimler pek çok konuda karşı karşıyadırlar ama hepsi NATO'culukta ortaktırlar!” değerlendirmesinde bulundu.

KEMAL OKUYAN: ‘NATO YAYILMACI EMPERYALİST BİR ÖRGÜTTÜR’

Okuyan, zirvenin sonuç bildirisini genel olarak, “NATO zirvesinde bizim açımızdan şaşırtıcı hiçbir şey yok. NATO kurulduğundan beri savaşçı, yayılmacı bir emperyalist örgüt. Zirve sonrasında açıklanan bildiri ve NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in basın toplantısında söyledikleri uluslararası alanda son derece tehlikeli bir tırmanışa işaret ediyor. Burada Çin’e karşı öngörülerimizin ötesinde saldırgan bir üslup kullanıldığını söyleyebiliriz. Özetle NATO, kendi coğrafyasının ötesinde bütün dünyayı bir savaş alanı olarak gördüğünü bir kez daha teyit etmiş oldu” şeklinde değerlendirdi.

STRATEJİK ORTAKLIK TÜRKÜSÜ YENİDEN PİYASAYA SÜRÜLECEK

ABD ve NATO’nun Rusya’yı kuşatma planlarında Karadeniz ile Baltık Bölgesinin son derece büyük bir önem taşıdığının altını çizen Okuyan şu ifadeleri kullandı:

"Romanya ve Bulgaristan uzun bir süredir ABD’nin istediği bir çizgide duruyor. Ukrayna zaten Rusya’ya karşı NATO şemsiyesinde bir askeri karşı karşıya geliş için ortam yaratma derdinde. Türkiye eskiden beri Karadeniz’de daha itidalli bir politika sürdürüyordu ve AKP bunu değiştirmek için uygun zamanı kolluyordu. İçeride ciddi siyasal ve ekonomik açmazlarla karşı karşıya olan Erdoğan’ın ABD ile ilişkileri düzeltebilmek için elindeki en önemli kozlardan biri Karadeniz’di. Bir süredir bu doğrultuda adımlar atılıyordu. NATO Zirvesi’yle birlikte artık bütünlüklü bir stratejiyle karşı karşıyayız. AKP’lilerin “emperyalist oyunları bozduk” edebiyatı her zaman koftu ama şimdi bunlar yerini “NATO’nun güvenilir ve vazgeçilmez unsuru” böbürlenmesine bırakıyor. Stratejik ortaklık türküsü de yeniden piyasaya sürülecektir. Hem işbirlikçi hem riyakârlar."

İSLAMCI GÜÇLERİ REGÜLE VE KOORDİNE ETME GÖREVİ VERİLİYOR

Okuyan açıklamasının devamında, “Karadeniz’in dışında Türkiye’nin askeri ve siyasi varlığı açısından özellikle önem taşıyan Suriye ve Libya’da Ankara’nın politikalarını NATO stratejisinin ayrılmaz parçası haline getirme kararlılığı gözüküyor” dedi.  

Bu bağlamın özellikle “Türkiye’nin Suriye’nin geniş sayılabilecek bir bölgesindeki egemenliği NATO tarafından tescil edilmiş olduğunu” vurgulayan Okuyan ifadelerini şu şekilde sürdürdü:

“Suriye’nin fiilen bölünmesi yolunda ilerliyorlar. Afganistan’da havaalanı dahil bazı stratejik noktaların güvenliğin Türkiye tarafından sağlanması ise basit bir mesele değil. Konunun ABD çıkarlarını Mehmetçiğin korumasının ötesinde boyutları var. NATO Zirvesi, Türkiye’ye İslamcı güçleri regüle ve koordine etme görevinin verilmekte olduğunu gösteriyor. Afganistan’da önümüzdeki dönem Taliban’ın ağırlığı artacak. Türkiye’ye bunu engellemek değil, NATO çıkarlarıyla uyumlu hale getirme görevi veriliyor. Batı emperyalizminden demokrasi bekleyenlerin, hayal kırıklıklarına onlardan laiklik bekleyenlerin hayal kırıklığını eklemeli."

EMPERYALİZM, GERİCİLİK VE SÖMÜRÜ İLİŞKİLERİ BÜTÜNDÜR

Okuyan son olarak, “TKP ısrarla emperyalizm, gericilik ve sömürü ilişkileri bir bütündür diyor. NATO Zirvesi bu gerçeğin kanıtıdır. NATO varsa sömürü vardır. NATO varsa zorbalık, adaletsizlik, gericilik, militarizm vardır. NATO en büyük suç örgütüdür” ifadelerini kullandı.