'Nerede ihanet var orada Bahçeli, Kılıçdaroğlu var'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu anlamda ihaneti yapan varsa Bahçeli'dir Kılıçdaroğlu'dur. Sürekli olarak nasıl karıştırırız, bakın okullar karışmaya başladı. Bunların iki dili var" diye konuştu.

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, TÜİK tarafından dün açıklanan 2012'nin büyüme rakamlarını değerlendirdi.
Türkiye ekonomisinin 2012'nin ilk çeyreğinde yüzde 3.3, ikinci çeyreğinde yüzde 2.9, üçüncü çeyreğinde yüzde 1.6, 4. çeyrekte yüzde 1.4 büyüdüğüne işaret eden Erdoğan, Türkiye ekonomisinin 2012'de geneli itibarıyla yüzde 2.2 oranında büyüdüğünü anımsattı.
Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın 2011'de 1 trilyon 298 milyar liraya ulaştığını ifade eden Erdoğan, ''2012 sonu itibariyle ise Gayri Safi Milli Hasılamız 1 trilyon 417 milyar lira oldu. Dolar cinsinden ise milli gelirimiz 2011'de 774 milyar dolardı, şu anda 786 milyar dolar olarak gerçekleşti. 10 yıl önce 2002 sonunda milli geliri 230 milyar dolar olarak devraldık, 10 yılda milli gelirimiz 3 kattan fazla artırdık 786 milyar dolara ulaştık. Kişi başına milli geliri 2002'de 3 bin 500 dolar olarak devraldık. 2011'de 10 bin 469 dolar gerçekleşen kişi başına milli gelir, 2012 sonunda 10 bin 504 dolar oldu'' diye konuştu.
'Avrupa'dan çok daha iyi durumda'
Erdoğan, yüzde 2,2'lik büyüme oranına rağmen gelişmiş ülkelerden, özellikle Avrupa'dan çok daha iyi durumda olduklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Belçika ekonomisi 2012'de yüzde 0,2 oranında küçüldü, büyüme oranı yüzde eksi 0.2; Çek Cumhuriyeti yüzde 1,3 oranında daraldı, büyüme yüzde eksi 1.3; İtalya 2012'de yüzde 2,4 oranında daraldı, büyüme yüzde eksi 2.4; Danimarka eksi 0.6; Macaristan eksi 1.7; Hollanda eksi 0.9; Finlandiya eksi 0.2; Yunanistan için yapılan projeksiyon ise eksi 6.4. Almanya 2012'de yüzde 0.7 olarak büyüdü, İngiltere ve ABD bizim kadar yüzde 2.2 büyüdü. Japonya'nın büyüme oranı yüzde 2. 2012 büyümesinde AB, yüzde eksi 0.3; Avro bölgesi ortalaması yüzde 0.6. Beklentilerimizin altında dahi olsa gelişmiş ekonomilere, Avrupa ekonomilerine nazaran Türkiye bir kez daha son derece başarılı performans sergilemiştir. 2012 büyüme oranlanın açıklanmasıyla birlikte Türkiye'nin borç yapısıyla ilgili manzara da daha net biçimde ortaya çıktı. 2012'de kamu net borç stokunun milli gelire oranı yüzde 61,5'tu. Son açıklanan büyüme rakamlarıyla birlikte borç stokunun milli gelire oranı yüzde 17'ye kadar geriledi. Borç, bu şekilde ölçülür; milli gelirinize oran nedir? İşte 61.5'tan düştüğü yer ortada. AB tanımlı borç stokumuz ise 2002'de yüzde 74'ken, 2012 sonu itibariyle yüzde 36'ya düştü. Ekonomin her cephesinde hamdolsun son derece kontrollü, itidalli, ayaklarımız yere basarak ilerlemeye devam ediyoruz.''
'Bilimsel ve adil değil'
Erdoğan, Menkul Kıymetler Borsası'nın değiştiğini, borsanın sadece menkul kıymetler olarak değil, altın borsasını ve vadeli opsiyon borsasını da bünyesine alarak, faaliyetlerini Borsa İstanbul olarak sürdüreceğini anımsattı. Erdoğan, bugün de yönetimin oluşturulacağını ifade etti.
Başbakan Erdoğan, ''Yanı başımızda kimi ülkeler çok büyük zorluklar yaşarken Türkiye istikrarla büyümeye, hedeflerini tek tek tutturmaya, dünyada dikkatleri üzerine toplamaya devam ediyor'' diye konuştu.
Bir uluslararası derecelendirme kuruluşunun geçen hafta içinde, Türkiye'nin kredi notunu arttırdığını anımsatan Erdoğan, ancak bunun yeterli olmadığını vurguladı. Erdoğan, iflas içinde olan bir ülkeyle ilgili 6 kat artış yaparken, Türkiye ile ilgili böyle bir artışı ortaya koymalarının bilimsel ve adil olmadığını kaydetti. Erdoğan, ''Biz bilimsel, adil yaklaşım istiyoruz, ideolojik yaklaşım istemiyoruz. Bunun düzeltilmesi lazım. Hakkın teslimi noktasında yine de biz bu açıklamayı önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz'' şeklinde konuştu.
Teşvik sistemi
Başbakan Erdoğan, Nisan 2012'de yeni bir teşvik sistemi uygulamaya koyduklarını, 81 ili gelişmişlik durumlarına göre 6 bölgede sınıflandırdıklarını, her bölge için son derece cazip teşvikler getirdiklerini söyledi. Erdoğan, aradan 1 yıl geçtiğini, bu yeni teşvik uygulamasının, özellikle az gelişmiş illerde ciddi sonuçlar doğurduğunu, umut verici sonuçlar getirdiğini gördüklerini anlattı.
Erdoğan, 6. bölgede, tamamı Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunan 15 il ve Gökçeada'nın bulunduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: ''20 Haziran 2010 tarihinden 1 Nisan 2011'e kadar 6. bölgedeki iller için 445 adet belge alınmıştır. Aynı tarihler arasında 2011'den 2012'ye kadar bu illerde 440 bin teşvik belgesi alındı. 2012'den 1 Nisan 2013'e kadar bu bölgede 445 teşvik belgesi alındı. Yatırım miktarlarındaki değişim de son derece önemli. 2010-2011 arası bu illerde 2,2 milyar liralık yatırım teşvik belgesi alındı. 2011-2012 arasındaki yatırım miktarı 1,9 milyar liraydı. Son 1 yıl içinde ise yeni teşvik sistemiyle yatırım miktarı 5,5 milyar liraya ulaştı. İstihdama bakıyoruz 2010-2011 arası teşvik belgeleriyle öngörülen istihdam 10 bin kişiydi. 2011-2012 arası istihdam 7 bine düştü. Son 1 yıl içinde ise öngörülen istihdam 22 bin 288 kişi oldu. Son teşvik sistemiyle 6. bölgede yatırımların ve istihdamın yaklaşık 2,5 kat arttığını görüyoruz. Bu sonuçların üzerinde son derece hassas şekilde durmamız gerekiyor. 20 Haziran 2012'den 1 Nisan 2013'e kadar yatırım ve istihdamın 2,5 kat artış kaydetmesi sadece yeni teşvik sisteminin, sadece ekonomideki iyi gidişin eseri değildir. Bu artış, bu canlanma aynı zamanda istikrarın, güven ortamının, bölgede çoğalan ümidin eseridir.''
'Akil insanları tespit ettik'
Erdoğan, çözüm sürecinde rol alacak olan akil insanlarla ilgili açıklamada bulundu. Erdoğan, çözüm sürecinin önemli bir aşaması olarak süreci takip edecek, sürece yönelik toplumsal desteği perçinleyecek, çözüm iradesini güçlendirecek, toplumsal algıyı olumlu istikamette geliştirecek, farklı kesimlerin görüşlerini değerlendirecek bir heyeti, kamuoyunda yaygın kullanılan adlandırmayla ''akil insanları'' tespit ettiklerini bildirdi.
Erdoğan, sözüne güvenilen, sözü dinlenen, meseleyle ilgili birikimi olan, toplumun çeşitli kesimlerinin itibarını kazanmış yazar, akademisyen, sanatçı ve sivil toplum örgütlerinden oluşan bir heyeti teşekkül ettirdiklerini ifade ederek, bir havuz oluşturduklarını kaydetti.
Bu havuz içinde bugün çalışmalarını yapacaklarını ifade eden Erdoğan, 7 ayrı coğrafi bölgeye göre bir planlama yapıp kısa süre zarfında da bu heyettekilerin isimlerini kamuoyuna duyuracaklarını söyledi.
Erdoğan, heyetle büyük ihtimalle Perşembe akşamı bir araya gelerek istişare edeceklerini belirterek, şöyle konuştu: ''Hem biz bu heyetteki akil insanların görüş ve önerilerini dinleyecek, onlarla istişarede bulunacağız hem de onlar bölgelerimizde bir kısım etkinlikler gerçekleştirerek halkımızla, kanaat önderleriyle bir araya gelecekler. Oralarda dolaşırken birçok belki sempozyumlar, paneller, konferanslar düzenleyebilecek, orada bire bir görüşmeler yapabilirler. Yerel, ulusal, uluslararası medyayla yine görüşmelerini yapabilirler. Bu konuda geniş bir çalışma zeminini onlar için hazırlamak istiyoruz. Yeter ki bize bu bir aylık süre içinde bu çalışmaları yapıp ondan sonra bize raporlarını sunsunlar. Tabii onlar bu süreçte ne kadar aktif yer alırlarsa alsınlar, Türkiye'nin tüm akademisyenlerine, sanatçılarına, yazarlarına da ihtiyaç olduğu, onların da katkısının son derece önemli olduğu gayet açıktır.''
'Temsili bir kadro...'
Erdoğan, buradakinin ''temsili bir kadro'' olduğunu ve bunun dışındaki kesimlerle de irtibatlarının olmayacağı anlamına gelmeyeceğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Tahriklere, sabotajlara, süreci bozmaya ve bulandırmaya yönelik girişimlere karşı herkesin gücü nispetinde sürece dahil olmasını özellikle rica ediyoruz. Hemen zaten başladılar yazmaya, çizmeye, televizyon kanallarında, ekranlarda falan bazı şeyler. Akildi, akil değildi, akil olsun olmasındı. Akiller kimisi oburdu, obur değildi, bilmem neydi. Böyle garip garip...Bakıyorsunuz; Arapça ve Türkçe arasındaki harflerin, bunların analizini yapmaya varacak kadar bu işlerden uzak... Diyorum ya, siz bir şeyi çözmenin gayreti içerisindesiniz, onlar da kendilerine göre bakıyorsun, Arapça bilim dilinde çok çok başarılı insanlar, hemen buradan yaklaşarak bunu buradan değerlendirmenin gayreti içine giriyorlar. Biz burada Arapça gramerler üzerinde çalışma yapmıyoruz, bunun dilimize yansıması neyse buna göre bazı adımlar atıyoruz. Ama bunu halkla, bu işi takip edenler de zaten dinliyorlar. Akleden dinliyor, akletmekten nasibini almayanlar bunu farklı yerlere çekiyor olabilirler. Biz iş üretmenin peşindeyiz; bunun gayreti içindeyiz. Bu gayret içinde bu sürece destek verenler-vermeyenler bizim için çok da önemli değil. Biz destek verenlerle yolumuza devam ederiz. Buradaki derdimiz başka, biz milletçe üzümü yiyelim, bağcı ile bizim işimiz yok. Birileri bağcıyı dövmeye gayret edecek, o dövülen bağcı bizsek, bir yere kadar sabrederiz. Ondan sonra da biz bir yanağını vur, öbür yanağını uzat, o anlayışta da değiliz. Onu da söyleyeyim. Bizim bir yanağımıza vuran, karşılığını bulur. Onu da bilmelerini isteriz.''
'Tüm toplumsal kesimler...'
Bu süreçte en geniş katılımla başarıya ulaşmanın gayreti içerisinde olduklarını ifade eden Erdoğan, ''Bu gayretimizi ortaya çok açık ve net koyuyoruz ve koyacağız'' dedi. Tüm toplumsal kesimlerin sürece destek vermesini, teröre karşı duyarlılık ortaya koymasını arzu ettiklerini kaydeden Erdoğan, ''Ama şimdi biz bu eleştirileri yapanlara bakıyoruz; bazı sanatçılar korkuyor, niye korkuyor? 'Beni dışladılar, ben bu tür şeylere katılmak istedim, beni aforoz ettiler. Bana bir çok yerlerden program vermez duruma geldim.' diyorlar. Ama lafa geldiği zaman demokratız. Sol öyle diyor ya 'böyle demokratız, şöyle demokratız...' Ne demokrasisi? Bunların düşünce dünyasını paylaşmadığın zaman tamamen aforoz ederler. Onların bağlı olduğu yerler bellidir zaten'' diye konuştu.
Erdoğan, terörün, çatışmanın, öldürmenin karşısındaki her bir vatandaşımızın aklıyla, yüreğiyle, duasıyla sürece omuz vermesini özellikle istediğini ifade ederek, ''Allah'ın izniyle milletimizin desteğiyle, oluşan umut ve bahar havasının önünde hiç kimse duramayacaktır. Türkiye inşallah bu meseleyi rafa kaldırarak daha emin adımlarla, hatta koşar adımlarla geleceğe ilerleyecektir'' dedi.
Erdoğan, Ankara'dan Doğu ve Güneydoğu illerine yatırım yapmak için girişimde bulunulduğunda, bölgede yatırımların önüne engeller çıktığını, çetelerin, mafyanın bu yatırımların önünü kestiğini, terörün bu yatırımlara engel olduğunu söyledi. Değil özel sektör, devletin bile kendi köyüne, ilçesine, hatta şehrine yatırım götüremez hale geldiğini belirten Erdoğan, orada işleyen bir kısır döngünün bulunduğunu kaydetti. Erdoğan, Ankara'nın bahanelerin arkasına sığınıp oradan elini çekerken, terörün de o boşluğu doldurduğunu, yoksulluğu, işsizliği, altyapı eksikliğini istismar edip, oradan kendisine güç devşirdiğini anlattı.
AKP olarak sadece çetelerle, mafyayla, cuntalarla, karanlık suç örgütleriyle mücadele etmediklerini dile getiren Erdoğan, ''Doğu ve Güneydoğu'da bu kısır döngüyle, canlar üzerinden hesap yapan bu kirli ticaretle de mücadele ettik'' şeklinde konuştu. Yol, hastane, havaalanı yapmak istediklerinde engel olunduğunu vurgulayan Erdoğan, tüm tehdit, baskı, saldırılara karşı yılmadıklarını, usanmadıklarını, yol, hastane, okul, havaalanı da yaptıklarını anlattı. Erdoğan, üniversiteler açtıklarını, yurtlar inşa ettiklerini, konutlar yaptıklarını, sosyal yardım, teşvik, burs, kredilerle bölge insanını kazanmanın mücadelesini verdiklerini vurguladı.
Başbakan Erdoğan, ''İstanbul'da ne varsa Van'da da o olacak dedik, İzmir, Antalya'da ne varsa, Diyarbakır, Muş, Batman, Şırnak'ta da o olacak dedik. Tehditler karşısında geri adım atmadık, saldırılara boyun eğmedik. Bizden öncekilerin yaptığı gibi olumsuzluk karşısında diz çöküp, pılımızı pırtımızı toplayıp Ankara'ya hapsolmadık. Onlar yıktılar, biz daha iyisini yaptık, onlar bozdular, biz tamir ettik, tahkim ettik'' diye konuştu.
'Bunlar ikiyüzlü'
Başbakan Erdoğan, yeni bir ilkbahara, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye rağmen hep birlikte ulaştıklarını ve ulaşmaya da devam ettiklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Sayın Bahçeli'nin, bu süreçle ilgili olarak 'ihanet süreci' ifadesini aynen kendisine iade ediyorum. Çünkü onlar bugüne kadar hep bu ihanetlerle bu ülkeyi küçülttüler. Hep bu ihanetlerle, bu ülkedeki emperyalist yapılara maalesef alt yapı oluşturdular. Bizden önce 3,5 yıl iktidar oldular. Bu iktidarlarında devletin bankalarını malum şebekelere peşkeş çektiler. Faizi bir gecede yüzde 7500'lere çıkaran bu şebekeydi. Onlara yataklık yapan da ve bu ülkenin maalesef adeta ihaneti içinde olan başta Sayın Bahçeli'dir. Bunlar, bunu yaptılar. Bütün bu adımları atarken şimdi sıkılmadan, bu ülkede ciddi bir sıçramayı meydana getirelim, güven, istikrar, yatırım, üretim ortamını artıralım derken onların bu çözüm, barış, milli birlik sürecine ihanet süreci demelerini anlamak mümkün değil. Eğer bu ülkede, bu anlamda bir ihanet varsa bu ihanetin içinde olan Bahçeli'dir, Kılıçdaroğlu'dur. Bunlardır. Çünkü hiçbir zaman bu işi nasıl çözelim diye bir araya gelmeye asla yanaşmamışlardır. Sürekli olarak nasıl karıştırırız. İşte okullar, üniversiteler karışmaya başladı. Niye; bunlar ikiyüzlü, bunların iki dili var, bir de görünmeyen dilleri üç. Bu iki dil, 'Biz ülkücüleri sokağa dökmeyeceğiz'... Peki Bursa'da 'vur de vuralım, öl de ölelim' dediklerinde, 'Onun da zamanı gelecek, onun da zamanı geldiğinde talimatı vereceğim' diyen Bahçeli'nin kendisi. Bu açıklamadan sonra şimdi buyurun Bahçeli'nin gençleri Erciyes Üniversitesi'nde ellerinde 'vur de vuralım, öl de ölelim' pankartlarıyla, saldırılarıyla, Muğla Üniversitesi'nde orada karşıt görüşlü gençlerle vuruşmaya başladılar. O karşıt görüşlü gençler de malum. Onlar da zaten bugüne kadar böyle bir zemini arayan aşırı sonuçlar. İstedikleri bu. Yapmak istedikleri bu. Bunların derdi ilim değil, bunların derdi terör. Bunların milliyetçiliğinin tanımında da bu var. Sayın Bahçeli zaman zaman bize de bu meydanları okumadı mı, okudu. Gördüğün zaman, böyle ikili olduğunda melek yüzlü zannedersin ama arkasında başka şeyler var. Sayın Bahçeli, biz seni tanıyoruz. Sen bizden önceki iktidarın borçlusu durumundasın. Siz bu ülkeyi adeta çöküşe götürdünüz, bu ülkeyi adeta bitiriyordunuz. Ama milletimiz bunun farkına vardı, sizi parlamentonun dışına bıraktı, bizi de tek başına iktidar yaptı. O günden bugüne milletimiz AK Parti'yi devamlı yükseltti, yüceltti. Şimdi ne yapalım da yeniden toparlanalım diye bu yanlış yollara başvurmaya başladılar. Ne demek vur de vuralım, öl de ölelim.''
'Dün söylediklerini yarın inkar eder'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, aynı şeyin Kılıçdaroğlu'nda da olduğunu, Kılıçdaroğlu'nun çok daha farklı yaklaşım metodu bulunduğunu söyledi. Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun akşam başka, sabah başka, ne dediğinin farkında olmadığını ifade ederek, ''Dün söylediğini yarın rahatlıkla çok pişkin şekilde inkar eder'' dedi. Erdoğan, son birkaç aydır farklı bir sürecin içinde olduklarını vurgulayarak, sadece bu birkaç ay içinde bile bölgedeki canlanmayı, değişimi, umudu hissedebilir hale geldiklerini kaydetti.
Sakarya'da MÜSİAD üyesi 14 girişimcinin, Mardin, Diyarbakır, Batman'a gittiğini, yatırım imkanlarını araştırdığını belirten Erdoğan, ''İnanın çok daha fazla yatırımcı ve yatırım oraya gidecek. İstikrar, güven ortamı güçlendikçe, tehditler ortadan kalktıkça, silah aradan çekildikçe bölgenin çehresi çok daha hızla değişecek'' diye konuştu.
Erdoğan, bölge için kurdukları hayallerin, gerçekleşmeyecek hayaller olmadığını dile getirerek, şunları kaydetti: ''Bunlar bizim kararlılıkla, samimiyetle arkasına düştüğümüz, gerçeğe dönüştürmek için adeta çırpındığımız hayaller. Şanlıurfa, neden Türkiye'nin, Ortadoğu'nun, hatta dünyanın tarım, tahıl merkezi olmasın? Muş neden bölgedeki ihracatın üssü olmasın? Van, neden bölgenin bir sanayi merkezine dönüşmesin? Hakkari Üniversitesi neden uluslararası bir üniversite olmasın? Hakkari sokaklarında dünyanın her ülkesinden gelen öğrenciler neden dolaşmasın? Ağrı Dağı'nın, Cudi'nin, Süphan'ın eteklerinde, Mardin'in sokaklarında, Diyarbakır'ın caddelerinde Paris, Londra, Prag'daki kadar neden turist olmasın? Anneler, babalar dağa kaçırılan çocuklarının yolunu gözleyeceklerine okul, fabrika yolunu gözetlesin istiyoruz. Akşam bir sofra kurulsun, dedeler, nineler, anneler, babalar, çocuklar hep birlikte o sofranın başında muhabbet etsin istiyoruz. Bırakın kepenk kapatmayı, öyle bir güven, güvenlik ortamı olsun ki dükkanların kapıları bile kapatılmasın. Silah, bomba seslerinin, çığlıkların, feryatların, ağıtların değil çocuk seslerinin egemen olduğu, gece yarılarına kadar muhabbetlerin devam ettiği sokaklarımız, caddelerimiz olsun. Bu zor değil. Bunlar bizim hayallerimiz. Ama sadece hayal değil, bunlar bizim hedeflerimiz.''
'Bizim neyimiz eksik?'
Erdoğan, yıllarca yurt dışına çıkan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının batıdaki şehirleri, oradaki huzuru, güven ortamını görüp iç çektiklerini belirterek, yıllarca başkalarına gıptayla baktıklarını söyledi. Türk vatandaşlarının iş, ekmek, özgürlük, çocuklarına aydınlık gelecek için başka ülkelere göç ettiğini belirten Erdoğan, ''Allah aşkına benim milletim neden başka ülkelere gıptayla baksın? Benim milletim neden başka milletlerin gerisinde kalsın. Benim ülkem neden özlem, hasret içinde yaşasın? Bizim neyimiz eksik? Bizim tarihimiz var, zengin bir medeniyetimiz var. Bizim bir medeniyet tasavvurumuz var. Genç nüfusumuz, dinamik nüfusumuz var. Biz neden başka diyarlara bakıp iç geçirelim? Biz dünyaya nizam vermiş, dünyada sistem kurmuş bir milletiz, biz camiler, köprüler, hanlar, kervansaraylar kadar çarşı pazarlar kurmuş, o çarşı pazarlara, ticarete, ekonomiye yön vermiş bir medeniyetin mensuplarıyız'' şeklinde konuştu.
780 bin kilometre kare üzerinde değil, üç kıta üzerinde, 24 milyon kilometre kare alanda adaleti tesis etmiş, özgürlükleri güvence altına almış, birlikte var olma kültürünü yaşatmış bir millet olduklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu: ''Biz her şeyin en iyisini hak ediyoruz; hem de ziyadesiyle hak ediyoruz. Biz 780 bin kilometre karelik vatan toprağıyla dünyaya bakamayız. Bizim bakışımız çok daha farklı olmalı. 10 yıldır her türlü engellemeye, her türlü saldırıya rağmen böyle bir Türkiye, böyle şehirler, böyle mesut bir millet için adeta çırpınıyoruz. 10 yıldır vatanımıza, milletimize, şehirlerimize, çocuklarımızın istikbaline musallat olan terör ve savaş baronlarını etkisiz hale getirmenin mücadelesini veriyoruz. Ülkenin belli kesimleri, belli şehirleri değil, 81 vilayet, 76 milyon, 780 bin kilometre kare aynı imkanlara, aynı fırsatlara sahip olsun diye gece gündüz çalışıyoruz. Şu anda eski rakamla 40 katrilyona doğru yürüdüğümüz Güneydoğu, Ortadoğu yatırımlarına baktığımızda oralarda bir şey görüyoruz; 10 yıl öncesi bölge ile bugünkü bölge çok değişik. Altyapısı, üstyapısı olmayan, okulları, sağlık tesisleri olmayan, enerji noktasında her şeyi bitmiş olan bölge bugün çok çok farklı...Bilimde, sanatta her şey...Bir değişim yaşanıyor o bölgede. Batıda olanların Doğu ve Güneydoğu'da olduğu bir Türkiye'yi inşa ediyoruz şu anda. Geçmişte nasıl ecdadımız yaptıysa bugün de biz onların yaptığını yapabileceğimize, hatta daha iyisini inşa edebileceğimize biz yürekten inanıyoruz.''
'Ne Kılıçdaroğlu ne Bahçeli provoke edebilir'
Erdoğan, çözüm sürecine işaret ederek, şunları kaydetti: ''Bunu herkesin, aziz milletimin, 76 milyonun her bir ferdinin bilmesini istiyorum; çözüm süreci adını verdiğimiz bu yeni süreç, daha güçlü, daha demokratik, daha huzurlu bir Türkiye hedefinin ileri bir adımıdır. Kimse bunu provoke etmeye gayret etmesin. Bunu ne Kılıçdaroğlu provoke edebilir, ne de bunu Bahçeli provoke edebilir. Yeter ki milletim buna şu andaki yüzde 58 desteğini artırarak, bu desteğini bizden esirgemesin. Biz artık elinde silah olanın değil, silah tüccarlarının, kan tacirlerinin değil milletin kazanmasını istiyoruz. Biz artık çatışma kültüründen beslenenlerin değil, 76 milyonun, özellikle gençlerin, özellikle çocukların kazanmasını istiyoruz. 780 bin kilometre karenin topyekün kalkınmasının önünde tek engel kalkmıştır; o de terör belası. Birinci sınıf bir demokrasinin, ileri bir demokrasinin önünde tek engel kalmıştır; o da çatışmacı anlayıştır. İşte Erciyes Üniversitesi'nde, Muğla Üniversitesi'nde bu çatışmanın içinde yer alanlar bilsinler ki kendileri kazanmıyor. Tam aksine onlar bu vatana ihanet etmenin içerisindedirler, böyle bir gayretin içerisindedirler. Ben bu genç evlatlarıma söylüyorum; biz 80 öncesinde bunun belalarını çok ağır ödedik. Aynı belayı, aynı faturayı siz ödemeyin. Bu yanlış yollardan vazgeçin, kardeş olmanın bilinci içinde okullarınızı zamanında bitirin ve bu ülkeye, bu millete katkınız olsun.''
'Kan, çatışma ve gençlerin hayatı üzerinden istismar son bulmalı'
Erdoğan, terörün varlığı üzerine, çatışma kültürü üzerine inşa edilmiş bir anlayışın miadını tamamen doldurduğunu belirterek, ''(Vur de vuralım, öl de ölelim) diyerek, bu sloganlar karşısında 'bunun da zamanı gelecek' diyerek kan, çatışma ve geçlerin hayatı üzerinden istismar üretmek artık son bulmalıdır'' dedi.
Kendisinin 12 Eylül sonrasında yaşanan idamları anlattığını, gencecik yaşında hayatına son verilen gençleri örnek verdiğini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bu gencecik ölümlerden geriye acıdan, hüzünden başka ne kaldı? Sokakta vurulan nice gençten geriye ne kaldı? Kaç tanesinin hazin öyküsünü hatırlıyoruz? Birileri 'vurun' dedi, birileri 'ölün' dedi, 'öldürün' dedi, birileri 'bir sağdan, bir soldan' dedi ve gencecik fidanları, gencecik hayatları söndürdü. Soruyorum; kim kazandı? Gençler, hiçbir suçu olmayan gençler asıldı da kim kazandı? Hiçbir günahı olmayan delikanlılar birbirine düşman edildi de kim kazandı? Küçücük çocuklar birbirine düşürüldü, birbirine kırdırıldı da kim kazandı? Kimin kazandığını bugün çok net görüyoruz. Çatışma kültüründen beslenenler kazandı. Ayrılıktan, bölünmüşlükten, parçalanmışlıktan, kardeşler arasında husumetten çıkar sağlayanlar kazandı. Toplumu korkutmak, toplumu dizayn etmek isteyenler kazandı. Bunların kazanmasına daha ne kadar seyirci kalınabilir? Gençlerin kaybetmesine ama bunların koltuklarını muhafaza etmelerine daha ne kadar müsamaha edilebilir. 'Benim oy oranım yükselsin de kaç genç şehit olursa olsun' diyenlere daha ne kadar tepkisiz kalınabilir? 'Çözümsüzlük devam etsin yeter ki ben koltuğumda oturayım' diyenlere karşı daha ne kadar sessiz kalınabilir?''
'Bu meseleyi çözmek zorundayız'
Erdoğan, 10 yıllardır gençlerin kanı ile beslenen kan tutkunlarına rağmen bu meseleyi çözmek zorunda olduklarını belirterek, ''Gençleri, çocukları sokağa sürüp onların arkasında saklanan korkaklara rağmen biz bu sorunu çözmek zorundayız. 3 tane oy almak için gençleri tahrik eden gözü dönmüşlere rağmen biz bu meseleyi çözmek zorundayız'' dedi.
Millete seslenmek istediğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: ''Buradan aziz milletime sesleniyorum; AK Parti'ye oy versin ya da vermesin her bir kardeşime sesleniyorum. CHP, MHP ve BDP'ye oy veren kardeşlerime de sesleniyorum. Herkes ama herkes gönlünü ferah tutsun. Hiç kimse tedirgin olmasın. Hiç kimse yersiz endişelere kapılmasın. Çatışma kültüründen beslenen siyasi partilerin yaydıkları korkulara hiç kimse aldanmasın, prim vermesin. Öyle bir Türkiye yükseliyor ki bu Türkiye'de inşallah acılar bitecek, gözyaşları dinecektir. Öyle bir Türkiye yükseliyor ki bu Türkiye'nin ayağında artık prangalar olmayacak. Öyle bir Türkiye yükseliyor ki 76 milyonun daha güçlü bir şekilde bir olduğu, beraber olduğu, kardeş olduğu, çalıştığı, ürettiği ve büyüdükçe büyüdüğü bir Türkiye olacak. Ekonomisiyle daha güçlü bir Türkiye'yi inşa ediyoruz. Dış politikasıyla çok daha aktif, itibarlı, etkili, güçlü bir Türkiye'yi inşa ediyoruz. Demokrasisiyle örnek bir Türkiye'yi inşa ediyoruz. Bütün planlara, senaryolara, tezgahlara rağmen birbirine sıkı sıkıya kenetlenmiş bir ve beraber olmuş Türkiye'yi inşa ediyoruz. 76 milyonun kendisini ifade edebileceği, yaşam tarzıyla, kimliğiyle, kültürüyle, gelenekleriyle varlığını idame ettireceği, kimsenin kimseye zulmetmeyeceği, hakkına tecavüz etmeyeceği Türkiye'nin özlemiyle yürüyoruz. Açık söylüyorum; Bu Türkiye yeni bir Türkiye değil; normalleşmiş, aslına rücu etmiş, tabi mecrasında akan bir Türkiye'dir. Bu Türkiye 23 Nisan 1920'de TBMM açılırken tasavvur edilen, tahayyül edilen bir Türkiye'dir. Bu Türkiye, Selçuklu'nun, Osmanlı'nın ruhuna, onların adaletine, özgürlük anlayışına, onların muhafaza ettiği kardeşlik ruhuna sahip bir Türkiye'dir. Bu Türkiye'de dışlama, horlama olmayacak, artık ayrı gayrı olmayacak. Bu Türkiye'de ikinci, üçüncü sınıf vatandaş olmayacak, çatışma kültüründen beslenenler kazanamayacak, işte biz sadece ve sadece böyle bir Türkiye inşa etmenin gayreti içerisindeyiz. Bir tarafı yaparken bir tarafı bozmanın değil, 76 milyon için yaşanılabilir bir Türkiye'yi imar etmenin mücadelesi içindeyiz. İşte onun için milletim rahat olsun, gönül rahatlığı ve ferahlığı içinde olsun. Milletim söylenene değil, yapılana, sonuca baksın. 10 yıldır milletimize korku salanlar nasıl mahcup oldularsa, inanın şu anda ağızlarından köpükler saçarak nefretin diline teslim olanlar da mahcup olacaklar. Korkaklar ve korkutanlar kaybedeceklerdir. Göreceksiniz, milletimiz kazanacak, Türkiye kazanacak.''
Başbakan, karate elbisesi giydi
Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından, güreş ve karate şampiyonalarında madalya kazanan milli takım sporcuları ile hatıra fotoğrafı çektirdi. Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç da milli sporculara eşlik etti.
Erdoğan önce, Ümit Genç Avrupa Karate Şampiyonası'nda 18 madalya kazanan Ümit Genç Karate Takımı ile hatıra fotoğrafı çektirdi. Başbakan Erdoğan kendisine hediye edilen, arkasında ''26 Şubat 1954, Recep Tayyip Erdoğan'' yazılı siyah kuşak karate elbisesi giydi.
Başbakan Erdoğan, Gürcistan'da yapılan Avrupa Güreş Şampiyonası'nda madalya kazanan güreşçiler ile de hatıra fotoğrafı çektirdi. Güreşçiler adına kadın güreşçi Erdoğan'a çiçek verdi.
Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı Başkanı Abbas Gündüz ve Yönetim Kurulu üyeleri ise çözüm sürecine destek çerçevesinde Başbakan Erdoğan'a plaket takdim etti.
Erdoğan, Bosna-Hersek Üniversitesi'nden gelen öğretim üyeleri ile de hatıra fotoğrafı çektirdi. Grup Toplantısı'nda, özellikle kadın izleyiciler Erdoğan'a yoğun sevgi gösterisinde bulundu. Partili kadınlar, sık sık ''Allah'ına kurban, Recep Tayyip Erdoğan'' sloganı attı.

En Çok Okunan Haberler
-
‘Savunmasına katılmazsam namerdim’
-
Hukuksuzluk bitti, gazetecilik beraat etti
-
Bozdağ, AKP’li Osman Gökçek’i yalanladı!
-
Zorlu Holding'ten Cem Köksal'ın yerine 'eski' atama!
-
Özel'den TBMM Başkanı Kurtulmuş'a 'süreç' çağrısı
-
O şartı sağlayanların aylıkları artacak!
-
Bakan Ersoy’un eşinden ‘destek’ geldi!
-
Sigara fiyatlarına dev zam: Tarih verildi!
-
163 bıçak darbesiyle öldürdü, 'gülerek' savunma yaptı
-
‘Affedebileceğim bir şey değil’