Nuriye Gülmen'e önce ceza sonra tahliye... Semih Özakça'ya beraat kararı

İşlerine dönebilmek için 269 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın davasında karar çıktı. Duruşmaya getirilmeyerek savunma imkânı verilmeyen Gülmen’e “terör örgütü üyeliği”nden 6 yıl 3 ay hapis cezası verilirken, tahliyesine hükmedildi. 5 ay tutuklu kalan öğretmenler Semih Özakça ile Acun Karadağ ise tüm suçlardan beraat etti. Duruş- mada son sözü sorulan Nuriye Gülmen, “Kahrolsun faşizm, emperyalizm. Yaşasın açlık grevimiz. Yaşasın Yüksel direnişimiz” dedi.

01 Aralık 2017 Cuma, 10:00
Abone Ol google-news

<video:877995>

Tahliyenin ardından Semih Özakça ve Nuriye Gülmen bir araya geldi ve bu fotoğraf çekildi

KHK ile atıldıkları işlerine geri dönebilmek amacıyla 269 gündür açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yargılandığı davanın 6. duruşmasında dün karar çıktı. Mahkeme, 193 gündür tutuklu olan ve bir kez dahi mahkeme huzuruna çıkarılarak savunma imkânı tanınmayan Nuriye Gülmen’i “terör örgütü üyeliği” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Kararla birlikte Gülmen’in tahliyesine hükmedildi. Mahkeme, öğretmenler Semih Özakça ile Acun Karadağ’ın ise tüm suçlardan beraatına karar verdi. Özakça, 20 Ekim’de 150 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmişti.

Eğitimciler Gülmen ve Özakça ile öğretmen Karadağ’ın “örgüt üyesi olmak, propagandasını yapmak ve 2911 sayılı yasaya muhalefet etmek” suçlarından yargılandığı davanın karar duruşması Sincan Cezaevi Kampusu içerisinde yapıldı. Ankara 19. Ceza Mahkemesi’nin baktığı duruşmaya sağlık gerekçesiyle Gülmen yine getirilmedi.

Nuriye Gülmen'in özgürlüğe kavuştuğu anlar

Bozuk sistemle savunma!

Mahkemeye Numune Hastanesi’ndeki mahkûm koğuşundan SEGBİS ile bağlanan Gülmen, duruşma boyunca sık sık sesi duyamadığını, söylenenleri anlamadığını kaydetti. Bunun üzerine konuşanlar anlattıklarını tekrar etmek zorunda kaldı. Gülmen de son savunmasında bağlantı sorunu nedeniyle mahkeme başkanı tarafından sözü kesilerek, anlaşılmayan kısımları tekrarlaması istendi. Bir kez de görüntü ve ses bağlantısındaki sorun çözülmeyince duruşmaya 10 dakika ara verildi. Numune’deki görevli, “Bazen sinyal kesiliyor” dedi. Gülmen, tüm duruşmalarda mahkemeye getirilerek, heyetin yüzüne bakarak suçlamalara yanıt vermek istediğini kaydetmişti.

Saçılık: Açlık grevini önerdim

Gülmen ve Özakça’nın Yüksel Caddesi’ndeki eylemine destek veren ve kendisini de ihraç edilen sosyolog Veli Saçılık, tanık olarak dinlendi. Kendisinin 22 Kasım 2016’da ihraç edildiğini, 24 Kasım’dan itibaren Yüksel Caddesi’ndeki eyleme katıldığını belirten Saçılık, şunları kaydetti: “İhraç edildikten sonra hiçbir eylem yoktu. Sesimizi duyurmamız gerekiyordu. AKP il başkanı ‘ağaç kökü yesinler’ demişti. Bu çok zoruma gitmişti. Eylem yapmamız gerektiğimizi düşündüm. Açlık grevi yapılması ilk olarak benim fikrimdi. Şimdi 388 gündür eylemi sürdürüyoruz. Her gün de dayağımızı yiyoruz. Ama mutlaka işimize döneceğiz.”

Söz verilen savcı, daha önceki mütaalasını tekrar ederken, Gülmen’in delilleri karartma ve kaçma şüphesi olmaması, dosyada toplanmamış değil kalmaması gerekçesiyle tahliyesini talep etti.

‘Son sözümün zamanı gelmedi’

Mahkeme heyeti karar vereceklerini söyleyerek sanıkların son sözlerini sordu. Söz alan Karadağ henüz savunma yapmadığını, savunma yapmadan mahkemenin karar vereceğini söyledi. Yüksel Caddesi’nde yaşadığı bir anıyı anlatan Karadağ, “Öğrencilerime hep derim dünyayı cennete çevirmeye çabalarsanız cennete, cehenneme çevirmeye çalışırsanız cehenneme gidersiniz. Benim için cehennem vicdan azabadır. Şimdi size söylüyorum vicdanlarınızda yanmayı göze alıyorsanız iktidara uygun karar verirsiniz. Ancak cehennemde yanmayı göze alıyorsanız iktidara uygun karar verirseniz size hakkımızı helal etmiyoruz” dedi. Özakça ise, “Son bir sözüm var ancak bunun henüz zamanı gelmedi. Zaten son sözü siz söyleyeceksiniz” dedi. Gülmen’in ise son sözü, “Kahrolsun fazişm, emperyalizm. Yaşasın açlık grevimiz. Yaşasın Yüksel direnişimiz” oldu.

Mahkeme yüzü göremeden ceza

Mahkeme, aranın ardından kararını açıkladı. Kararı okuyan Mahkeme Başkanı, Gülmen’in “Silahlı terör örgütü üyeliğinden” 6 yıl 3 ay hapis cezası verildiğini bildirdi. Gülmen, “tutuklu kaldığı süre ve ceza miktarı” gerekçesiyle tahliye edildi. Tahliye kararı üzerine Gülmen ve yanında bulunan avukatları birbirine sarılarak sevindi. Ceza verilen Gülmen, bir kez dahi mahkeme önüne çıkarılmadan, savunma yapamadan cezalandırılmış oldu. Tüm suçlardan beraat ettirilen Semih Özakça ve Acun Karadağ hakkındaki adli kontrol kararları da kaldırıldı.

Nuriye Gülmen’den 193 gün sonra ilk fotoğraf

Kardeşi Beyza Gülmen refakatinde hastaneden çıkan Gülmeni Yüksel Direnişçileri evinin önünde bekledi. Ambulanstan inen Gülmen’in morali iyi görünürken ilk sözleri “Sizi gördüğüme inanamıyorum” oldu. Kendisi için hazırlanan odada Semih ve Esra Özakça, Gülmen’i karşıladı.

NURİYE GÜLMEN: İKTİDARIN HÜKMÜ

Dünkü duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlanan Nuriye Gülmen, henüz savunmasını vermediğini, buna karşılık mahkemenin kendisinden savcının mütalaasına karşı beyanını istemesini anlayamadığını kaydetti. Mahkemeye gelerek savunma yapmak istediğini daha önce söylediğini anımsatan Gülmen, hastanenin “Nuriye Gülmen her şeyi, ölümü dahi göze alarak geleceğine ilişkin onay yazısı versin” dediğini söyledi. Gülmen, şunları söyledi:

“Mahkemenin bulunduğu çözüm buydu. Nuriye ölmeyi göze alsın buraya gelsin, bu şekilde savunmasını yapsın. Benden böyle bir dilekçe istediler. Burada olma sorumluluğu bende değil. Ben burada zorla tutuluyorum. Açlık grevinin vücudumda yarattığı zararların farkındayım. Vücudum her geçen gün lime lime eriyor. 268. gün bugün. Her gün buna şahit oluyorum. Dayatılınca da insan yazmak istemiyorum. Hekimler yazmazsan gidemezsin dediler. Sonunda düşündüm gitmeyi kabul ettim. Ama doktorlar yine gitmeme izin vermeyen bir rapor verdi. Ben ölüm pahasına göze alarak oraya gelmeyi göze almıştım. Bütün sorumluluğumu üstüme aldım. Ama nitekim gelemedim.”

Hastanede tutulma koşullarını eleştiren Gülmen, 24 saat ışığın açık olması nedeniyle uyuyamadığını, bunun bedeninde yarattığı olumsuzluğun daha ağır olduğunu kaydetti. Mahkemenin kuvvetli suç şüphesi gerekçesiyle kendisini tahliye etmediğini anımsatan Gülmen, “Açlık grevi örgüt talimatıyla yapılıyor. Nasıl almışım örgüt talimatını? O hiyerarşiyi bir anlatın. Böyle bir şey mi var, somut gerçeklik mi var? Böyle bir şey yok. O zaman başından söyleyin siz bizim gözümüzde suçlusunuz deyin. İlk iki duruşmada, tanık beyanı yoktu. O zaman bizi tutacak ne vardı dosyada? Heyetin acelesi var. Hüküm kurmak istiyor. Bir hüküm kurulacak ama bu mahkemeye ait bir hüküm değil. Bu iktidara ait bir hüküm” dedi.

SEMİH ÖZAKÇA: İşim için ekmek için sizler için...

Duruşmada esas hakkında savunmasını yapması için Semih Özakça’ya söz verildi. Oturduğu tekerlekli sandalyeden konuşan Özakça, mahkemenin acele karar vermeye çalıştığını belirterek, “Bu kadar çabuk hüküm kesme, bu kadar çabuk bizden kurtulmakla adalet sağlanmış olacak mı” diye sordu. Savcının, kendisine “üye olmamakla birlikte yardımdan” ceza istediğine dikkat çeken Özakça, “Bunun kanıtı nerede” diye sordu. AKP sözcüsü Mahir Ünal’ın, Rıza Sarraf’ın serbest bırakılmak için her şeyi söyleyebileceğini, iftira attığını söylediğini anımsatan Özakça, “Ben suçsuzluğumu ispat etmekle yükümlü değilim. Siz benim suçlu olduğumu ispat etmek zorundasınız. Yardım ve yataklık, para vererek, evinde saklayarak olur. Açlık grevi ile nasıl bir yataklık yardım olur” diye konuştu.

Talimat öğrencilerimden

Semih Özakça, açığa alındığı ve ihraç edildiği dönemde görev yaptığı Mardin’in Mazıdağı ilçesinde olduğunu, bu süreçte bunalım yaşadığını ve beklemekle hiçbir şey elde edilmediğini anlattı. “Bu eylemin bu kadar uzun sürmesinin sebepleri nedir” diye soran Özakça, bunun örgüt talimatıyla olmadığını söyledi. Eylemlerinin meşru olduğunu belirten Özakça, şöyle devam etti: “120 gün boyunca biz açlık grevi yapmadık. Benim vicdanım, onurum beni buna itti. Ekmeğimi geri alma, öğrencilerime kavuşma düşüncem. Bizim kafamızı, gözümüzü şişirdiler bu eylemlerde. Bacaklarımızda ödem oluştu. Nuriye Hoca ile kol kola yürüyorduk, polisler bize gülüyordu. Gözaltına alındığımızda polis anamıza küfür ediyordu. İnsan muamelesi görmedik. Açlık grevinin sebebini orada arayın. Haysiyetimizle oynandı. Orada burada örgüt talimatıyla aramayın. Talimatı yani ağrıyan bedenlerimizde, kırılan burunlarımızda bacaklarımızda arayın. Ağlayan öğrencilerime söz verdim. Dedim ki ben geleceğim, tekrar döneceğim. Ben talimatı öğrencilerimden aldım. Direneceğim ve kazanacağım. Ailelerimiz hükümet yetkilileriyle görüşmeye gittiler. O dönemde bir adım atılsa açlık grevi diye bir şey olmayacaktı.” Öğrencilerine seslenmek istediğini belirten Özakça, “İşim için, ekmeğim için, sizler için direniyorum” dedi.

ACUN KARADAĞ: Alnınıza silah dayanmış

Savcının beraatını istediği tutuksuz sanık Acun Karadağ, bu mahkemeyi dehşetle takip ettiğini söyledi. 20 yıllık öğretmenliğinde öğrettiği her şeyi tersyüz eden bir mahkemeye şahitlik ettiğini belirten Karadağ, şöyle konuştu: “İki insan 268 gündür açlık grevinde. Biri tahliye edilip diğerinin ısrarla tahliye edilmemesi vicdana da hukuka da sığmaz. 388 gündür yürüttüğümüz bu eylemde çok haklıyız. Hakkımızda hiçbir soruşturma olmadan ihraç edildik, öğrencilerimizden koparıldık. Buna karşılık hiçbir şey yapmadan ses çıkarmadan bunu sineye çekmemiz ve bir köşede kutsal devletimizin bizim hakkımızda verdiği karara karşı susmamız beklendi. Siz böyle bir şeye uğrasaydınız, birinin sizi zorlamasına gerek duyar mıydınız? Hiç mi içinizde onur kırıntısı olmayacaktı? Bir örgütün bize talimat vermesini mi bekleyeceğiz? Biz tırnaklarımızla kazıyarak bu işe geldik.” Karadağ, heyete “Adalet neyse öyle karar verdim demeli mahkeme. Öyle karar verin ki biz de bunu dışarıda anlatalım. Vicdanen karar vermiyorsanız adaletle, hukukla karar verin. Bütün toplumun vicdanında da yargılanmayın...” diye seslendi. Karadağ’ın bu sözleri izleyiciler tarafından alkışlandı.

Bir önceki duruşmada neler yaşandı?