Öğrencilere 12 Eylül işkencesi: Ölürüm Türkiye

Emniyet’in önünde protesto yaptıkları için gözaltına alınan öğrencilere 12 Eylül işkencesi yapıldı. Otoparkta ters kelepçeyle yüzükoyun yere yatırılıp dövülen öğrencilere, polis aracında da ‘Ölürüm Türkiyem’ marşı dinletildi.

02 Nisan 2015 Perşembe, 21:59
Abone Ol google-news

Öğrencilere 12 Eylül işkencesi

Saatlerce bekletilen öğrencilerin yüzükoyun yatırılmış haldeki fotoğrafı, Facebook’ta, “İstanbul Emniyet Müdürlüğüne Araç giriş kapısından girmeye çalışan DHKP-C’liler. 24 kişi gözaltındalar” notuyla paylaşıldı.

Alican Tüfenkoğlu “Çatışmada yaralanan arkadaşımız Mustafa Güneş’i ambulansa götürmek yerine, kafasına çuval geçirip başına silah dayayarak örgüt soruları sormaya başladılar” dedi. Bir öğrenci “Bizi dövmeye başladılar. Bir arkadaşımızın burnu kırıldı. Gözaltı aracına ‘Ölürüm Türkiyem’ marşı çaldılar. Haseki hastanesinde bize bir darp raporu vermediler” FKF üyesi Aybüke Ercihan, İleri Haber’e yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Sürekli ‘sizleri burada öldüreceğiz, terörist olacağınıza orospu olun daha iyi tarzı alaycı konuşmalar ve hakaretlere maruz kaldık.”

Bu fotoğraf Facebook’ta ‘Şeffaf Emniyet Güçlü Türkiye’ hesabından paylaşıldı.

Cenaze evine saldırı

Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı rehin alan 2 DHKP-C militanından Şafak Yayla’nın cenazesi memleketi Giresun’un Çanakçı ilçesine bağlı Karabörk Köyü’ne götürüldü. Yayla’nın köyde topraga verilmesine karşı çıkan bir grup cenaze evini taşladı.

Yayla’nın cenazesi otopsinin ardından Karabörk Köyü’ne götürüldü. Köy girişinde Çanakçı deresi üzerindeki köprüyü kesen protestocular, cenazenin köye girmesine izin verilmeyeceğini söyledi. Grup ceneze aracına yönelerek, “Terörist buraya defnedilmesin, kimsesizler mezarlığına gömülsün” diye bağırdı. Jandarma barikat kurarak aracın geçişini sağladı. Bu sırada kısa bir süre arbede yaşandı.

Cenaze evinin bulunduğu bölgeye giden grup evi taş yağmuruna tuttu. Grup jandarmanın müdahalesinin ardından dağıldı. Yayla’nın cenazesi ise yakınlarının katıldığı törenle evinin bahçesinde toprağa verildi.

Şafak Yayla’nın dayısı Esat Berberoğlu, yeğeninin tabutuna sarılarak gözyaşı döktü. Berberoğlu, “Şimdi çekiyorsunuz, altına ‘terörist’ diye yazacaksınız. Bu ülkenin asıl teröristi kimse ona lanet olsun. Terörist bu ülkeyi soyanlardır. Buradan ilan ediyorum Şafak Yayla terörist değildir. O savcıya da yazık. O bizim düşmanımız değil ki” dedi.

Ağabeyi de geldi

Şafak Yayla’nın ağabeyi olan ve DHKP-C üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanıp bir süre önce tahliye edildiği öğrenilen Bulut Yayla da kardeşinin cenazesine katıldı

Grup Yorum  gözaltında

İstanbul’da 2 gündür üst üste gerçekleştirilen saldırılar üzerine İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri dün sabaha karşı Okmeydanı’nda aralarında Gençlik Federasyonu Derneği, İdil Kültür Merkezi, Okmeydanı Haklar ve Özgürlükler Derneği’nin bulunduğu adreslere eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi. Operasyonlara, özel hareket ve çevik kuvvet polisleri ile havadan polis helikopteri destek verdi.

Operasyon sırasında Okmeydanı ara sokaklarında zırhlı araçlar ile TOMA’lar konuşlandırıldı. Polisler sokak başlarında ellerinde uzun namlulu silahlarla nöbet tuttu. 24 kişinin gözaltına alındığı operasyonda 2 ruhsatsız tabanca, otomatik av tüfeği, sinyal kesici cihaz, çok sayıda mermi ele geçirildiği belirtildi.

11 çelik kapı iddiası

3 katlı Gençlik Federasyonu Derneği binasına girmek için polis ekipleri, itfaiyenin merdiven araçlarını bölgeye çağırdı. Pencere ve demirleri keserek derneğin ikinci ve üçüncü katlarına girdi. Polis binada, çelik plakalarla duvara sabitlenerek güçlendirilmiş 11 çelik kapıyla karşılaşıldığını, içerideki 6 şüphelinin polisler girene kadar çok sayıda örgütsel dokümanı yaktığı ve dizüstü bilgisayarları kırdığını öne sürdü. Binada, duvarları, zemini ve tavanı çelik levhalarla güçlendirilmiş özel bir oda bulunduğu, çok sayıda doküman ele geçirildiği, odada sinyal kesici cihaz bulunduğu iddia edildi.

İdil Kültür Merkezi’nin de çelik kapısını kırmaya çalışan ancak açamayan polis, penceredeki demir korkulukları keserek içeriye girdi. Grup Yorum üyelerinin enstrmanları, kullandığı teknik aletleri kullanılamaz hale geldi. Grup Yorum üyelerinden Ezgi Dilan Balcı, Cihan Keşkek, İlkay İşler ve Grup Yorum’un davetlisi olarak bir süredir Türkiye’de olan İskoç Steeve Kaczky gözaltına alındı. Karabük ve Kars’ta 12 gözaltı.

2 ilde 12 gözaltı

Öte yandan DHKP-C’ye yönelik yurt çapında da operasyonlar sürüyor. Karabük ve Kars’ta 12 kişi gözaltına alındı. Eskişehir’de önceki gün gözaltına alınan 6 kişi ise dün serbest bırakıldı.

Milyonlarca kişi olacağız

Grup Yorum üyeleri dün İdil Kültür Merkezi önünde operasyonu protesto etti. Grup Yorum üyelerinden İbrahim Gökçek, “Asıl teröristleri biz çok iyi biliyoruz. Terörizm 14 yaşındaki çocuğun 700 gün boyunca bilinen katillerini adaletin önüne çıkartmamaktır” dedi. Grup Yorum üyesi İnan Altın ise “Başlarına bir şey geldiğinde İdil Kültür Merkezi, Gençlik Federasyonu basılıyor” diye konuştu.

Konserlerimiz engellendi

Grup Yorum’un konserini engellemeye çalıştıklarını öne süren Altın, özetle şunları söyledi:

“Bu iktidar sesimizin daha da büyümesini engellemek için stadyumları yasaklıyor, engelliyor. İktidar şimdi de 12 Nisan’da vermeye hazırlandığımız bağımsız Türkiye konserini de engelleme girişimlerine başladı. Bu baskınlar kurumumuzun da basılması diğer demokratik kurumların da basılması 12 Nisan’a o görkemli güne hazırlanmamızı da engelleme çabasıdır. Ama nafile. Bir hafta sona orada milyonlar olacağız.”

Avukatın isyanı soyunmak oldu

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın adliyedeki odasında öldürülmesinin ardından İstanbul Adliyesi’ne girişlerde avukatlar aranmaya başladı. Uygulamaya tepki gösteren avukatlara çevik kuvvet müdahale etti. Müdahalede avukat Refika Korkmaz başını yere çarparak bayıldı. Avukatlar Hüseyin Boğatekin ve Zülfikar Erden de gözaltına alındı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, savcı Kiraz’ı öldüren saldırganların avukat cüppesiyle adliyeye girdiğini ileri sürmüş, cüppeli avukatların aranabileceğini söylemişti. Bu açıklamaların hemen ardından uygulama hızlı bir şekilde hayata geçirildi. Aramaya tepki gösteren avukatlara çevik kuvvet polisleri ve güvenlik görevlileri kalkanlarla müdahalede bulundu. Avukatlar adliyeden yaka paça dışarı atıldı. Avukatlar Hüseyin Boğatekin ve Zülfikar Erden de gözaltına alındı.

Kabin konuldu

C kapısı önüne avukatlar için X-Ray kabini konuldu. Kabinden geçen avukatların üstleri ayrıca el dedektörüyle aranırken, çantaları da arama cihazından geçirildi. Arama uygulaması için ise Başsavcı Hadi Salihoğlu’nun talimatı olduğu belirtildi.

Adliyenin demirbaşı

Ezilenlerin Hukuk Bürosu ve Özgürlükçü Hukukçular Derneği üyesi avukatlarında aralarında olduğu bir grup avukat C kapısında X-Ray cihazlarının bulunduğu noktada aramaya tepki göstererek, nöbet tuttu. Özel güvenlik amiri, aramaya tepki gösteren avukatların dışarı çıkmasını istedi. Güvenlik amirinin, avukatlara “Ben buranın demirbaşıyım” dediği duyuldu. Bir kadın özel güvenlik ise aramaya karşı çıkan kadın avukatı duvara sıkıştırarak “Kimsin sen” diye bağırdı.

Bariyer konuldu

Sabahtan başlayarak mesai saati sonuna kadar tartışma ve arbedeler sürünce güvenlik görevlileri bu kez avukat giriş noktasına bariyer çekti. CHP Milletvekili Melda Onur da aramaya tepki gösteren avukatlara destek verdi. Onur, avukatların üzeri aranırken duruşmalara geç kaldıklarını kaydederek “Bu operasyonun başarısızlığını buraya değil kendilerine kessinler. Herkes ölmüş, ne başarısı. Milletvekili kartımı gösterdim. ‘Hala milletvekili misiniz?’ diye sordular” dedi.

Açığın sorumlusu avukatlar değil

Avukatların aramaya tabi tutulmasını değerlendiren İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal adliyede bir güvenlik zaafı olduğunu ancak bunun sorumlusunun avukatlar olmadığını söyledi. Kocasakal, “Herkes ayrım yapılmadan aynı şekilde aynı prosedürle adliyeye girmeli. Bu adliye bizim de adliyemiz. Bir parçasıyız yargı camiasının. Avukata farklı bir prosedür uygulayıp diğerlerine ayrı bir prosedür olmaz. Hâkim-savcı cübbesi ne kadar önemliyse avukat cübbesi de o kadar önemli” dedi.

Adlliyedeki polis müdahalesi sırasında düşerek başını yere çarpan avukat Refika Korkmaz baygınlık geçirdi.