Okulda polis kurşununa öğrencilerden tepki

Okul idaresini ve polisi protesto eden çok sayıda öğrenci derslere girmedi. İHD ve Eğitim-Sen polisi kınadı.

07 Kasım 2014 Cuma, 11:13
Abone Ol google-news

Mersin polisinin, Pozantı cezaevi mağdurlarından Ü.T’yi, AKİB Zafer Çağlayan Meslek Lisesi bahçesinde döverek gözaltına almasına ve duruma müdahale eden öğrencileri darp ederek havaya ateş açmasına tepki gösteren öğrenciler, ‘bize sahip çıkmadılar’ diyerek okul idaresini suçladı. İHD, olaylarla ilgili olarak polisi suçlarken ve Eğitim-Sen’den ‘Can kaybı olmaması tesadüf’ açıklaması geldi.

Pozantı Çocuk Cezaevi’nde bir süre kaldıktan sonra tahliye olan AKİB Zafer Çağlayan Lisesi öğrencisi 19 yaşındaki Ü.T, tasdiknamesini almak için geldiği okulda polis tarafından dövülerek gözaltına alınmış, duruma müdahale etmek isteyen öğrenciler polis tarafından darp edilmiş ve polis ekipleri okul bahçesinde havaya ateş açmıştı. Olaylarda darp edilen öğrencilerin yanı sıra olaya tanıklık eden çok sayıda öğrenci dün sabah okula geldi ancak derslere girmedi. Okul bahçesinde bir süre oturma eylemi yapan öğrenciler daha sonra toplu halde İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi’ne geldi.

Burada öğrenciler adına açıklama yapan H.K, yaşadıklarını “Ben bir kız öğrenci olarak devletin okuluna gittim ve okul bahçesinde polis tarafından darp edildim. Boğazımı sıktılar. Bana küfürler ettiler. Bana babam bile tokat atmamışken o polislerin bana vurmaya, bana küfür etmeye ne hakları var? Gözaltına alınan Ü.T’yi feci şekilde dövdüler. Silahın arkasıyla kafasına vurdular. Ben de tepki gösterdiğim için darp edildim. Birçok arkadaşım darp edildi. Polis ateş açtı. Okulda bunlar olurken sadece 3 öğretmen karşı çıktı. Okul müdürü, müdür yardımcıları ve diğer öğretmenler uzaktan izlediler, bize sahip çıkmadılar. Olaydan sonra okul müdürüne gidip güvenlik kamerası kayıtlarını istedik ama vermediler. Ben de darp raporu aldım. Bana bunu yapanların peşini bırakmayacağım” sözleriyle anlattı.

Öğrencilerden D.D. de okul bahçesinde öğrencileri darp edip silah kullanan sivil polis memurlarının Ü.T’yi dövdüklerini, yerlerde sürüklediklerini gördüklerini belirterek “O şekilde götürmeleri şart mıydı? Biz tepki gösterince bizi de dövdüler, tehdit ettiler. Silahlarını kullandılar. Arabaya binip giderken bile arabanın penceresinden ateş ediyorlardı” dedi.

İnsan Hakları Derneği Şube Başkanı Ali Tanrıverdi de, Ü.T’nin tasdiknamesini almak için okula geldiğini, müdürün ‘yarım saat sonra gel’ demesi üzerine arkadaşı S.Ş ile birlikte okuldan çıkarken polislerin Ü.T’nin üzerine atıldığını, Ü.T’nin onlarca öğrencinin gözleri önünde yerde sürüklenerek, kafasına silah kabzasıyla vurularak araca götürüldüğünü, araç içinde de şiddetin sürmesi üzerine öğrencilerin müdahale ettiğini ve olayın büyüdüğünü anlattı

Tanrıverdi, kendilerine yapılan başvurulara göre Ş.S, M.A, O.S, H.K, E.İ adlı öğrencilerin darp sonucu yaralandığını söyledi. Polisin olay sırasında kullandığı silahların mermi kovanlarının resmi üniformalı polislerce toplandığını ve bu şekilde delillerin karartıldığını kaydeden Tanrıverdi, “Okul önünde dövülerek gözaltına alınan Ü.T, daha önce Pozantı Cezaevi’nde kalmıştır, Pozantı mağdurudur. Gözaltına ve hapiste işkence gördüğünü derneğimize yaptığı başvurularda beyan etmiştir. Ü.T, Pozantı Cezaevi’nden tahliye edildikten sonra baskılar nedeniyle okulunu terk etmek zorunda kalmıştır. Ü.T. de diğer Pozantı mağduru çocuklar gibi Mersin’î terk etmesi için baskıya maruz kalmaktadır” diye konuştu.

Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Sinan Muşlu da, okulu ziyaret edip idarecilerle, öğretmenlerle ve öğrencilerle görüştüklerini belirterek şunları söyledi: “Okulda buz gibi bir hava esiyor. Ortam gergindi. Arkadaşlardan aldığımız bilgiye göre Ü.T, açık liseye kaydını yaptırmak için tasdiknamesini almak amacıyla okula geliyor. O sırada polisler Ü.T’yi gözaltına alıyor ve bu olaylar yaşanıyor. Eğitim yuvasında polisin silah kullanması kabul edilebilir bir durum değil. Bu olayda can kaybının olmaması bir tesadüftür. Ü.T’nin o okulun kapısında, dövülerek gözaltına alınması şart değildi. Farklı bir yerde de gözaltına alınabilirdi. Tam da öğrencilerin öğle yemeğinde olduğu, öğrencilerin dışarıda olduğu bir sırada, böyle bir gözaltı işlemi yapmak kabul edilemez.”