‘Ölecektik hepimiz ancak hikâyelerimiz yaşayabilirdi’

Zafer Köse ölümcül bir hastalık nedeniyle son günlerini yaşayan Zeynep’in hikâyesini aile kavramı üzerinden anlattığı Neydi O Gelecek Bayramlar’da ailenin göründüğü kadar kutsal olmadığının altını çiziyor.

26 Eylül 2020 Cumartesi, 16:31
Abone Ol google-news

 

Neydi O Gelecek Bayramlar’ın her satırında bu sorgulamayı ve sarmalı görmek mümkün. Ama biz yine de güveni ve sevgiyi orada aramaya, bir umut bulmak için çabalamaya her zaman hazırız. Aile insanın ait olma ihtiyacının onu kısıtlayan ve aynı zamanda sorguladığı kadar özgür olmasını sağlayan handikabı.

Hayatının kalan üç haftasını geçirmek için ailesinin yanına Gemlik’e dönen Zeynep’in hikâyesini yeğeni Fidan’dan dinliyoruz. İçinde sosyal medyalı, facebook yazışmalı, bilerek düzeltilmediği anlaşılan bolca imla hatalı yazışmalardan, Zeynep’in günlüğünde birçok anlatım biçimine tanık oluyoruz.

Zeynep hep ailesine güvenmek istemiş. Ailemize güvenmeyeceksek kime güvenebiliriz? İşte bu sorgulamayla okunuyor Zafer Köse’nin satırları. İkisi erkek üç kardeşin en küçüğü olan Zeynep aile içinde kendini o kadar değersiz hissediyor ki, güven duygusu daha küçücük yaşlardan zedeleniyor. Çünkü ona ne istediği ne hissettiği hiç sorulmuyor.

Çocuk yaşta kaybettiği babasının genç kız olduğunda ona nasıl davranacağını kız lisesinde okuduğu arkadaşlarının babalarının davranışlarıyla anlamaya çalışıyor. Hani neredeyse çocukluktan ergenliğe geçen kızların kendilerinden uzaklaşan ve bir anda kötü davranmaya başlayan babalarının neden böyle olduklarını yaşayarak anlamaya çalışmadığı için kendini şanslı bile hissediyor.

Kitabın en sevdiğim satırları yıllarca o baktı, bu takip etti baskısıyla yaşayan kadınların aslında neden tacize, tecavüze bu kadar maruz kaldıklarını anlamamızı sağlayan Zeynep’in “Ya, ne c¸o¨zu¨msu¨z bir bela bu! Rahatsız edenlerden kurtulmak bir dert, bizi koruyanlardan kurtulmak bas¸ka... Bizi koruyanlardan kaynaklı derde ‘bas¸ka tu¨rlu¨’ demek bile hafif kalıyor, c¸o¨zu¨msu¨z bir bela!” sözleriyle anlattığı kadınların o büyük çaresizliğiydi.

DELİ METİN

Kitabın Zeynep’in ailesi dışında en ilgi çeken kahramanı bağımsız düşüncelerin temsilcisi Deli Metin. İyiliğin, eşitliğin, güvenin, maceranın ondan sorulduğu, toplumdaki yanlışların altını çizmekten asla korkmayan Deli Metin ortak aklın ve duyguların simgesi kitapta.

Zeynep’in de okuduğu kız lisesinin önünde bekleyen gençlere, serserilere ve bu durum için kızlarını suçlayan ailelere yönelik yaptığı efsane konuşmayla her mahalleye lazım. Nerede bir yanlış var Deli Metin kitabın hiç görünmeyen kahramanı olarak ortaya çıkıyor ve en mantıklı çözümü buluyor.

Neydi o Gelecek Bayramlar ölümün erkenden gelip kapısına dayandığı kasabalı bir kadının tek başına ayakta kalma mücadelesi. Ama içsel bir mücadele, hep ötekileştirilmiş bir kız çocuğunun bütün kadınlar için aradığı güvende olma duygusu. Ailenin bireylerden bağımsız bir organizma olarak yaşamaya çalışırken herkesten neleri alıp götürdüğünün bir kanıtı.

Küçük şehirlerdeki insanların kasabalı olmaktan çıkıp şehirli olmaya çalışırken verdiği çabaların anlatıldığı kitap kadınların gözünden o kadar iyi anlatılmış ki, yazarın bu denli başarılı olmasına şaşırdığımı söylemeden edemeyeceğim.

Ailesinden özgürleşerek birey olmaya çalışan ve hiçbir yerde hiç kimsede bulamadığı güven duygusunun peşinden ömrünün son günlerinde doğup büyüdüğü kasabaya, ailesine geri dönen Zeynep’in hikâyesi, öldükten sonra da hikâyelerde yaşamak istediği şu sözlerle bitiyor: “Ölecektik hepimiz. Ancak hikâyelerimiz yaşayabilirdi.”

Neydi O Gelecek Bayramlar / Zafer Köse / Doğan Kitap / 248 s. / Temmuz 2020.