“Onat Kutlar Bir Şenliktir”

Uzun yıllar İstanbul Film Festivali'nin direktörlüğünü yapan Hülya Uçansu, ölümünün 25. yılında dostu ve çalışma arkadaşı Onat Kutlar için bir mektup kaleme aldı.

13 Ocak 2020 Pazartesi, 15:01
Abone Ol google-news

Şair, yazar, sinema eleştirmeni Onat Kutlar'ın ölümünün 25. yılında Süreyya Operası'nda bir anma gecesi düzenlendi. 11 Ocak 1995’te uğradığı bombalı saldırı sonucu 59 yaşında hayatını kaybeden Kutlar için düzenlenen “Onat Kutlar Bir Şenliktir” adlı anma programında Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı’nın açılış konuşmasıyla başladı. Ardından Hülya Uçansu, Adnan Özyalçıner, Türk Sinematek Derneği kurucularından Cevat Çapan birer konuşma yaptılar ve sanatçı Genco Erkal, Kutlar’ın eserlerinden bölümler okudu. Zeynep Oral ile Selçuk Metin’in hazırladığı; Zeynep Oral ve Cem Davran’ın sunuculuğunu yaptığı gece piyanist İdil Biret’in vereceği resitalle son buldu.

'Sizi bizden koparan bomba...'

Programda konuşma yapan isimlerden Hülya Uçansu çalışma arkadaşı ve dostu Onat Kutlar'a yazdığı mektubu okudu. Konuşmasına “Bundan dört yıl önce Onat Kutlar’a Mektup Var adında bir kitap hazırlamıştım. O kitap için Kutlar’ın arkadaşlarından ona bugünden yazılmış mektuplar istemiştim. Ama kendim bir mektup yazmamıştım. Bu akşam için işte o zaman yazmadığım mektubu yazdım. Şimdi sizlerle onu paylaşacağım.” diyerek başlayan Uçansu'nun mektubu şöyle:

“Sevgili Onat Bey,

Çok değer verdiğim yaşlı bir dostumun “Bizi anan son kişi hayatta oldukça, yaşamaya devam ederiz” sözünü kulağıma küpe yapmıştım. Bu sözden yola çıkarak 80 inci yaş gününüzde çok sayıda dostunuzla birlikte sizin için bir kitap hazırladım.

O kitapta kuzeniniz Akten Köylüoğlu’ndan, Yaşar Kemal, Ülkü Tamer, Can Yücel, Sennur Sezer gibi artık aramızda olmayan can dostlarınızdan, yaşamınız boyunca emek verdiğiniz kurumlarda birlikte çalıştığınız pek çok genç arkadaşınıza kadar herkes size duydukları derin hasreti dile getirdi.

Biz, yani dostlarınız sizi her vesileyle ve hep hasretle anmaya devam ediyoruz. Aramızdan ayrılışından çeyrek asır sonra dahi varlığıyla hala bu kadar canlı ve bizlerle birlikte olmaya devam eden kaç eski dost vardır bilemiyorum.

Sizinle vedalaşalı 25 yıl oldu. Bu çok uzun bir zaman. Ülke maalesef, sizi bizden koparıp götüren bombanın benzerlerinden daha pek çoğuna maruz kaldı. Her bombayla sayısız insan, genç yaşlı, çoluk çocuk sevenlerinden koparılıp götürüldü. Şiddet yıllardır bir hastalık gibi toplumun kılcal damarlarına işlemeye devam ediyor ve hayatımızın her katmanına yayılıyor. Kadınlar, gençler, farklı düşünen herkes, toplumun bütün “ötekileri” bu şiddetten nasiplerini alıyor.

Size yirmi beş yılın ardından güzel haberler de vermek isterim. Gazo’yla Mazlum sinema ve eğitim alanlarında çalışmalarını başarıyla sürdürüyorlar. Üstelik sizi dede bile yaptılar. Sevgili Filiz bütün pozitif enerjisi ve azmiyle tiyatro alanında çalışmalarını sürdürüyor. İnanmayacaksınız ama Göçmen sevgilisi 70’likle helâlleşti, bir daha dönmemecesine ona veda etti. Ama bence en güzel haber Sinematek’in 1 numaralı üyesi Jak Şalom’dan geldi. Jak Fransa’da emekli olduktan sonra Türkiye’ye döndü ve Kadıköy Belediyesi’nin çatısı altında her zamanki çalışkanlığı ve azmiyle yeni bir Sinematek Derneği kuruluş çalışmalarını başlattı ve sürdürüyor. Sizin adınızı da bir salona vereceklerdir, eminim.

Sizin önce ’60 larda Sinematek çalışmalarınızla, sonra da İKSV çatısı altında ’80 lerde hep birlikte ülkemizde yaymaya çalıştığımız, ülkenin çeşitli köşelerine savrulan sinema sevgisinin tohumları artık filizlerini veriyor. Şimdi onların meyvelerini topluyoruz. Bugün ülkede 30 tane ulusal, 11 tane de uluslararası film festivali düzenlenmekte.

Sinema Günleri adıyla başlattığımız İstanbul Film Festivali’ne gelince, o artık rüştünü ispat edip dünyada festivaller arenasında adından saygıyla söz ettiren önemli bir sinema etkinliği oldu. İlk yılında hep birlikte rezervasyon zarfı zımbalayarak sabahladığımız geceler unutulur gibi değil. Çok emek verdik, onunla ne kadar iftihar etsek azdır.

Bu mektubu başka bir bilgenin deyişiyle bitirmek istiyorum: İnsan sizin gibileri ancak kendi öldüğünde yitirebilir. Biz yaşadıkça siz de bizler için var olmaya devam edeceksiniz.

Hayatlarımıza kattığınız her şey için size yeniden içtenlikle teşekkür ediyorum.


Sevgilerimle.”