Önce kızımın hesabını versinler

Ankara katliamında yaşamını yitiren EMEK partisi Mersin il yöneticisi Şebnem Yurtman’ın babası özgürlüğüne kavuştu ...

06 Ağustos 2016 Cumartesi, 12:56
Abone Ol google-news
 
 
Önce kızımın hesabını versinler
 
Ankara’da 10 Ekim barış mitingine IŞİD’in canlı bomba saldırısında yaşamını yitiren 103 kişiden biri de  Hacettepe Üniversitesi kadın çalışmaları topluluğu kurucu üyesi , EMEK partisi Mersin il yöneticisi Şebnem Yurtman’dı. Herkesin gülüşüyle hatırladığı Yurtman, henüz 23 yaşındaydı. Yurtman ailesinin acısı bununla da dinmedi.  Yurtman’ın Adana’nın Karaisalı ilçesinde yaşayan TCDD’den emekli 60 yaşındaki duyma problemi yaşayan babası Mehmet Yurtman, 28 Temmuz’da köşe yazıları, haberler ve Leman dergisinin toplatılmasıyla ilgili sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle  “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçundan tutuklandı. Yurtman, 1 haftalık tutukluluğun ardından 3 Ağustos’ta serbest bırakıldı. 
 
Baba Yurtman: yapılanlar çok zoruma gitti 
 
Özgürlüğüne yeniden kavuşan baba Yurtman şimdi köyünde çok özlediği ailesi, yakınları ve 8 aylık torunu Derin Mavi ile hasret gideriyor. Ağaçlarını kendi elleriyle suluyor bakımını yapıyor.  Duyma problemi çeken babası Mehmet Yurtman ile görüşmemize yardımcı olan Serap Yurtman, babasının bu süreçte yaşadıklarını şöyle aktardı: “Açıkçası epey zorlanmış. Cezaevindeki arkadaşların yaşı nedeniyle saygıda bir kusur etmediklerini yemeğe çaya çağırdıklarını, gardiyanların da saygılı davranarak gazetelerde çıkan haberleri kendisine getirdiğin anlattı. Babam ‘önce kızımın hesabını versinler sonra bana hesap sorsunlar. Kızımı Ankara’nın göbeğinde nasıl koruyamadılar’ diyor. HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş ve CHP Milletvekili İlhan Cihaner bu süreçte çok destek oldular kendilerine çok teşekkür ediyor.. Kimseye hakaret etmediğini, gazetelerin birinci sayfalarını ve mizah dergilerini paylaştığını bunun da ifade özgürlüğünü olduğunu, yapılanların çok zoruna gittiğini söylüyor. Bu süreçte destek olan herkese teşekkür ediyor. ” 
 
Kaçma şüphesiyle tutuklanan baba: Şebnem’in mezarını bırakamam 
 
Babasının en çok kaçma şüphesiyle tutuklanmasına üzüldüğünü belirten Yurtman, “Benim 8 aylık bir kızım var adı Derin Mavi. Şebnem’e mavi gülüşlü kadın derlerdi. Derin ismini de o istemişti. Onun için Derin Mavi koyduk kızımın ismini. Babam torununa çok düşkündür. Ben Adana’da oturuyorum. Bize geldiğinde bile 1 gece kalmaz. ‘Kızımın Şebnem’in mezarı orada, Şebnem’i yalnız bırakamam’ der köye dönerdi. Babam, kaçma şüphesiyle tutuklanmasına çok içerledi, çok üzüldü” diye konuştu.  
 
Kardeş Yurtman: ne cenazemize geldiler ne başsağlığı dilediler 
 
Yurtman’ın kızı Serap Yurtman ise duygularını şöyle dile getirdi:  “10 ekim katliamının üzerinden yaklaşık 10 ay geçti. Dosyada gizlilik kararı tüm itirazlarımıza rağmen kaldırılmadı. Sorumluların yargılanması konusunda bir ilerleme bir istifa yok. Üzücü olan şu hiçbir yetkili ne arayıp başsağlığı diledi ne cenazemize geldi. Psikososyal ağ kurulmuş arkadaşlarımız vasıtasıyla oradan psikolojik destek aldık. Şebnem’in faillerini bulamayanlar, paylaştığı birkaç haber birkaç mizah dergisi için babamı 2-3 saat içinde gözaltına aldı ve tutukladı. Bu çok zorumuza gitti. Biz çok mücadele ettik. Arkadaşlarımız, yoldaşlarımız avukat Tugay abinin yardımıyla babamı söke söke aldık eve getirdik”
 
Avukat Bek: ortada bir suç yok ki af olsun 
 
Avukat Tugay Bek, “Mehmet bey emekli bir işçi ve oldukça yaşlı, 10 Ekim patlamasında Şebnem’i kaybetmelerinin ardından kendisi ve ailesi büyük acı çekti. O süraçten sonra sosyal medyadan 10 Ekim katliamı, mizah dergilerinin kapakları, köşe yazılarını paylaşmış ancak hiçbirinde hakaret yok. Karaisalı ilçe emniyet müdürlüğü 15 Temmuz darbe girişiminin ardından sosyal medyayı taradık hükümete ve devlet büyüklerine Mehmet Yurtman hakaret etmiş diye bir tutanak tutmuş. Bu tutanağın ardından Mehmet Yurtman gözaltına alındı ve tutuklandı. Bizim daha önce yaptığımız tahliye başvurusu reddedildi. Bu süreçte HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş ve CHP Milletvekili  İlhan Cihaner, devreye girdi ve bakanlıkla görüşmeler yaptı. İkinci başvurumuzun olduğu dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan bir defaya mahsus olarak davaları çektiğini açıkladı. Bu süreçte Cumhuriyet Savcılığı resen tahliye kararı vermiş. Ortada bir suç yok ki affedilecek bir durum olsun Bu ifade hürriyetiyle ilgili bir durum. Bu garip duruma da bir an önce son verilmeli” dedi.