Önder: Heyeti Öcalan belirledi, kimse müdahale edemez

HDP'li Sırrı Süreyya Önder, İmralı heyetini Öcalan'ın belirlediğini ve kimsenin bu heyete müdahale edemeyeceğini söyledi.

12 Kasım 2014 Çarşamba, 11:58
Abone Ol google-news

HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken, Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder düzenledikleri basın toplantısında çözüm sürecinde gelinen noktaya ilişkin açıklama yaparak gazetecilerin sorularını yanıtladı. HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan çözüm sürecinin devam ettiğini söyleyerek,  "Bir süredir kesintiye uğramış olan diyalog sürecinin dün itibariyle heyetimizin çözüm kurulunda yer alan yetkililerle yapmış olduğu bazı temas ve görüşmeler sonucu sürecin kaldığı yerden devam etmesi konusunda karşılıklı bir irade ortaya çıktığını da belirtmek isteriz" dedi.

"BARIŞ ISRARIRIMIZA KARŞI HÜKÜMETİN VERDİĞİ CEVAP TEHDİT, ÇÖZÜMSÜZLÜK DİLİ OLMUŞTUR"

Buldan, "Çözüm süreci kapsamında heyetimizin İmralı'ya gitmesinin engellenmesi sürecin sonlandığı gibi olumsuz sonuç doğuracaktır. Heyetimizin ortaya koyduğu barış ısrarına karşı Hükümetin verdiği cevap, tehdit, müdahale ve çözümsüzlük dili olmuştur. Yapılması gereken kesintiye uğramış diyalog kanallarını bir an önce açmak olmalıdır. En çok da hükümet ve devlet yetkilileri bilmektedir ki partimiz ve heyetimiz barışa katkı sunmak konusunda son derece yapıcı bir tutum içinde olmuştur. Bu kararlılığımız bundan sonra da devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"DEMOKRATİK HAKLAR TEHDİT VE KISITLAMA ALTINDAYSA ORTADA NE KAMU KALIR NE DE DÜZENİ"

Buldan, "Kamu düzeninin sağlanmasının biricik yolu ülkede barış temelli tam demokratik düzenin tesisidir. Yapılması gereken görüşmelere ambargo koymak değil tam tersine görüşmelerin sıklığını arttırmaktır. Asıl olan bu görüşmelerin başlamasıyla sayın Öcalan'ın tarihi rolünü rahatça icra etmesinin koşullarının sağlanmasıdır. Bir süredir kesintiye uğramış olan diyalog sürecinin dün itibariyle heyetimizin çözüm kurulunda yer alan yetkililerle yapmış olduğu bazı temas ve görüşmeler sonucu sürecin kaldığı yerden devam etmesi konusunda karşılıklı bir irade ortaya çıktığını da belirtmek isteriz. Tarafların çatışma dili yerine sürece katkı sunacak çözüm dilini geliştirmesi, İmralı görüşmeleri üzerinden yapay gündemlerin oluşturulmaması.  Hükümetin her tıkanıklıkta heyeti ve İmralı görüşmelerini tartışma konusu yapmaması gerçekliğiyle biz de yıllardır barış iradesinin arkasında olduğumuzu belirtmek isteriz. Bu çağrı ve beyanımızın başta sayın Başbakan olmak üzere tüm devlet ve hükümet yetkilileri tarafından barışa ve demokrasiye dönük en büyük teminatımız olarak kavranması buna uygun bir dil ve tutum çerçevesinde değerlendirilmesi en büyük dileğimizdir" diye konuştu. 

Önder: Heyeti Öcalan belirledi

Hükümetten gelen silahların bırakılması çağrısını değerlendirmesi istenen Önder, "Bizim silahlı birliklerimiz yok. Bir algı ortaya çıktı. HDP olarak biz bu süreçte taraflar arasında diyalog ve koordinasyon gerçekleştirmekle kendimizi konumlandırmış durumdayız. Bize dönük 'silah bıraksınlar' çağrılarının manası yok. Gerçek değil" dedi.

Önder, "Biz sivil bir siyaset kurumuyuz, PKK silahlı bir örgüt. Baktığımız zaman farklılıklar olması normal. Ama bugüne kadar süreç ağırdan alındı, gereken ciddiyet kavranılamadı. Bu da bir gerçek. Süreci başlatan kuşkusuz sayın Öcalan'dır. Onun iradesi olmadan kamusal güç ne yapabilir? Bu şeref sayın Cumhurbaşkanına ait olsun. Bir an önce gereğini yapsın" dedi.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER:  ÖCALAN'IN DIŞINDA HİÇBİR MEKANİZMA BU HEYETE MÜDAHALE EDEMEZ

Öcalan'ın dışında hiçbir mekanizmanın bu heyete müdahale edemeyeceğini belirten Önder, "Bu heyeti sayın Öcalan belirledi. Sayın Öcalan'ın dışında hiçbir mekanizma bu heyete müdahale edemez. Böyle bir müdahaleyi ne biz ne sayın Öcalan ne de partimiz kabul etmeyecektir. Bu mecbur bırakma anlayışı barış süreçlerinin dili olamaz. Heyette bir değişiklik yok. Belli noktalarda benzer, müşterek, belli noktalarda hala ayrı düşünüyoruz. Barış süreçleri tam da budur. Elbette tartışmalı başlıklar vardır. Süreç de tam da bunun için gereklidir. İrade beyanı ve kararlılık izlenimi aldık. Bu izlenimi karşılıksız bırakmamak adına biz de anlaşılmayan belki de ısrarla yanlış bir zeminde tartışılan düşüncülerimize tekrar bir netlik ve vurgu yapmak için bunu yaptık" diye konuştu.

 
İDRİS BALÜKEN: HÜKÜMETİN YETKİLENDİRMİŞ OLDUĞU ÇÖZÜM KURULU GÖRÜŞME YAPTIK

Balüken, Hükümetin yetkilendirmiş olduğu çözüm kurulu görüşme yaptıklarını belirterek, "Yapmış olduğumuz bu görüşmede çözüm sürecinde askıya alınana bütün konuları masaya yatırdık. Gerek Kobani politikası ve müzakere mekanizmalarının kurulmaması ile ilgili genel durumları değerlendirdik. Burada kamuoyu üzerinde yapılmış olan polemiklerin getirmiş olduğu bazı sıkıntılar vardı. Bu sıkıntıların aşılması içinde bazı birtakım görüş alışverişleri oldu. Sürecin hızlandırılması noktasında karşılıklı bir irade beyanının şekillendiği somut bir sonucu sizlerle paylaşabiliriz. Yol haritası ile ilgili yeni paylaştığımız bir durum  söz konusu değil. Bugüne kadar detaylı bir yol haritası henüz heyetimizle paylaşılmış değil. Bizimle yol haritası taslağı paylaşılmış durumda. Biz bu taslağın detayının bir anca önce paylaşılması gerektiğini savunuyoruz. Dün yapmış olduğumuz görüşmenin çerçevesi sorun alanlarını giderme üzerinde şekillendi. Belki ileriki görüşmelerde yol haritası ile ilgili bir takım şeyleri paylaşma imkanımız da olur hükümetle. Müzakere mekanizmalarının kurulması nokrasında karşılıklı irade beyanının olduğunu söyleyebiliriz. Hükümetin yetkilendirmiş olduğu çözüm kurulu bütün hazırlıkları yürütüyor. Biz de dün bu çözüm kurulu ile görüşme yaptık" açıklamasında bulundu. 

SIRRI SÜREYYA ÖNDER: ARINÇ O TALİHSİZ  DEMECİ VERMEDEN ÖNCE OLUŞMUŞ BİR MUTABAKATTI

"Hükümetin süreçle ilgili 2015 seçimlerini bekleyin gibi bir talebi var mı?" sorusu üzerine Önder, "Sayın Arınç o talihsiz  demeci vermeden önce oluşmuş bir mutabakattı. Ve bu mutabakatın devam ettiği bilgisi var bizde. Bu üzerinde spekülatif tartışmalar yürütülecek bir şey de değil. Bir müzakere yürütüyorsanız onun çalışma koşullarını sağlamak durumundasınız. Bu çok akılcı, insani ve zorunlu bir yaklaşım. Bu mutabakatımız daha önce vardı. Sanırım sayın Arınç bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadan o demeci verdi" dedi.

"SEÇİMDEN ÖNCE Mİ SONRA MI TARTIŞMASI ABESLE İŞTİGALDİR"

Barışın bir partiye oy kaybettirmeyeceğine vurgu yapan Önder, "Milliyetçi oylar ve seçim meselesi oluşturulmuş bir yanlış algı. Eğer faşist değilse, hiçbir siyasal düşüncenin barışı sağlayan siyasal yapılara desteğini azaltacağını düşünmüyorum. Barışı getirseniz oyunuz düşer. Bu nerede görülmüş? Barışı getirmek niye bir iktidara ya da partiye oy kaybettirsin. Seçimden önce mi sonra mı tartışması abesle iştigaldir. Barış hemen şimdi. Bizim yaklaşımımız bu. Bu en akılcı ve hakça bir seçenek" dedi.

"AF DA DEMOKRATİKLEŞMENİN ÖNÜNDEKİ TÜM ENGELLER DE BUNA DAHİL"

Genel bir af veya Öcalan'ın serbest bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir soruya Önder şu yanıtı verdi: "Önümüzde şu anda çok daha acil halledilesi gereken bir gündem var. Bu tartışmalar meseleyi spekülatif bir noktaya taşır. Bu ülkede tarihi barışımız için ne gerekiyorsa bir an önce ve hep birlikte hayata geçirmek zorundayız. Af da demokratikleşmenin önündeki tüm engeller de buna dahil. Zaten öngörülen bu demokratikleşme süreci işlediğinde bütün bunların tartışma alanı olmaktan çıktığını da göreceğiz hep birlikte."

 "SİLAH BIRAKSINLAR ÇAĞRILARININ MANASI YOK BİZİM SİLAHLI BİRLİKLERİMİZ YOK"

Hükümetten gelen silahların bırakılması çağrısını değerlendirmesi istenen Önder, "Bizim silahlı birliklerimiz yok. Bir algı ortaya çıktı. HDP olarak biz bu süreçte taraflar arasında diyalog ve koordinasyon gerçekleştirmekle kendimizi konumlandırmış durumdayız. Bize dönük 'silah bıraksınlar' çağrılarının manası yok. Gerçek değil" dedi.

"ŞEREF SAYIN CUMHURBAŞKANINA AİT OLSUN BİR AN ÖNCE GEREĞİNİ YAPSIN"

Önder, "Biz sivil bir siyaset kurumuyuz, PKK silahlı bir örgüt. Baktığımız zaman farklılıklar olması normal. Ama bugüne kadar süreç ağırdan alındı, gereken ciddiyet kavranılamadı. Bu da bir gerçek. Süreci başlatan kuşkusuz sayın Öcalan'dır. Onun iradesi olmadan kamusal güç ne yapabilir? Bu şeref sayın Cumhurbaşkanına ait olsun. Bir an önce gereğini yapsın" dedi.