Opera başyapıtı Turandot’u okumak...

Turandot adı “Turan’ın kızı” anlamında bir tamlamadır. Yapıtın çevirisini “Turankızı/ Çin Prensesi Turandot” başlığıyla sunmak hikâyeyi meydana getiren “öz”e sadık kalan bir çevirmen kararına işaret ediyor.

25 Eylül 2020 Cuma, 16:41
Abone Ol google-news

Padova’lı tiyatro yazarı Kont Carlo Gozzi’nin 1762 yılında kaleme aldığı düzyazı oyunu Turandot’tan yola çıkan Friedrich Schiller 5 perdelik manzum bir versiyon kaleme alır. 1801’de tamamlanan yapıt 1802’de Weimar Saray Tiyatrosu’nda sahnelenir.

Schiller’in yapıtı özenli bir çeviri ve duru bir Türkçe’yle geçtiğimiz günlerde Kaynak Yayınları tarafından basıldı. Çevirmenler Senar Ülger ve Selçuk Ülger’in de sunumda belirttikleri üzere “Turandot” bir doğu masalı ve masalın başkişisi Çin Hanı’nın kızının adını taşıyor.

Farsça “docktar” (kız) ve “Turan” (Türk yurdu, Türkistan) sözcüklerinin bir araya gelmesiyle (Almanca Turantochter) oluşan Turandot adı “Turan’ın kızı” anlamında bir tamlamadır. Yapıtın çevirisini “Turankızı/ Çin Prensesi Turandot” başlığıyla sunmak hikâyeyi meydana getiren “öz”e sadık kalan bir çevirmen kararına işaret ediyor. Çevirinin bir diğer başarısı da okurda bıraktığı etki.

Gelelim bir çırpıda okunan bu akıcı şiirin ne anlattığına. Opera severlerin dışında, edebiyat meraklıları için de okumaya değer bu yapıt romantizmin erken dönem izleklerinden akıl ve ruh ikiliğini, Turankızı’nın üstün duruşuyla maskelemeye çalıştığı bir çatışma şeklinde merkeze alır.

Öte yandan Turankızı’nın babası Efsanevi Çin Hakanı Altun’un sarayında görevli Başvekilin Commedia Delle Arte’den Pantalone’nin adını taşımasıyla uyanan anakronik çağrışım okurun dikkatinden kaçmaz.

Hikâye’nin akışında sergilenen dolaplar / kurnazlıklar / oyunlar Avrupa tiyatrosunun “Fars” geleneğiyle buluşurken, Timur Han’ın oğlu Astrahan prensi Kalaf’ın dünyalar güzeli Turankızı’nın kalbini çalmasıyla; kızın bu akıllı ve hoş kahramanı denediği bilmecelerle Binbir Gece Masalları’nın kapısı da aralanır.

BAŞKALDIRAN TURANKIZI

Böylece Avrupa ve Doğu edebiyatlarının geleneksel türlerini bir araya getiren yapıt Turankızı’nın Kalaf’ı sınamaları sırasında devreye giren sağduyulu baba, divan bilginleri, köle kadınlar, Harem ağası gibi yan kişilerin kişisel tasarıları, kendi “ajandaları”yla örülü hareketli bir hikâyeyi anlatır.

Zeki, kendine güvenen ve alışılmış değerlere başkaldıran güzel Turankızı’nın dediğim dedik, inatçı kişiliğinin çevresinde kurulan olay örgüsü tüm bu kişilerin kâh akıl veren manipülatif söylemleri kâh sağduyu talep eden sözleri olay örgüsü ilerledikçe dalgalana dalgalana Baktinyen polifoni’ye açılır.

Kişiler duruma ve Turankızı’nın tutumuna göre sürekli yön ve söylem değiştirirken okuru da giderek hareketlenen bir eylem alanında peşlerinden sürüklerler. Oyunun sonuna doğru Turankızı’nın kaya gibi direnci bile yılankavileşir; Barok’a özgü bir değişkenlik, oynaklık (inconstance) hissedilmeye başlar.

Schiller’in oyunu yalnızca kişilerinin kişisel kaygılarıyla dalgalanan söylemleriyle değil, uzak coğrafyaları Batılı akıl ve Doğulu duyumsayışla kurgulayarak birden çok yazınsal anlatının sesini barındırması açısından da çokseslidir. Keyifle okunacak bir yapıt.

Turankızı. Çin Prensesi Turandot / F. Schiller / Çevirenler: Saner Ülger-Selçuk Ülger / Kaynak Yay. / 166 s. / 2020.