Ordu... AKP zayıflar ama...

Ordu’da parkları ve kentin işlek caddelerini arşınlayan gençler, seçim arabalarından yayılan gürültülü çığırtkanlara pek kulak asmıyor. Oy kullanacak olanların çoğu da tercihini sandık başında yapacağını söylüyor.

21 Mayıs 2015 Perşembe, 22:11
Abone Ol google-news

Bölünmüş yola rağmen, Samsun- Ordu arasındaki 160 kilometre mesafeyi hız sınırı nedeniyle 3 saat 10 dakikada katetmek zorunda kalan midibüsün şoförü gazeteci olduğumuzu öğrenince herkesin tek sohbet mevzusu olan “Ne olacak seçimler” sorusuyla söze başlıyor. Kısmen bir erime yaşasa da AKP’nin yüzde 42 civarında oy alacağını söylemem kızdırıyor. Herkesin kendi durduğu siyasal ve sosyal çevreden bakarak tahminde bulunduğunu kanıtlarcasına “Görürsün yüzde 30’dan fazla oy alamayacaklar” diyor. Dediğine göre Samsun’da her gün yüz yüze kaldığı yolculardan AKP’ye oy vereceğini söyleyenlerin sayısı çok azmış, hem arkadaşları da öyle söylüyormuş. Karadeniz’in tamamında yüzde 60’lar seviyesinde oy alan bir partinin nasıl olup da zayıflayacağı konusunda ekonominin durumu ve buna bağlı olarak işsizlik olduğuna ilişkin yorumlar yapıyor şoförümüz. AKP’yi zayıflatmanın matematiksel tek geçer yolunun HDP’nin barajı aşması olduğu fikrimize katılsa da kendisinin oy vermeyeceğini söylüyor; ama umutlu, “Yüzde 12 oy alacaklar” diyor.

Denizin kıyısındaki şirin kent Ordu’da seçim havasından çok bahar havasının hâkim olduğu bir sakinlik söz konusu. Tüm Türkiye’nin iktidarı zayıflatacak yegâne seçenek olarak barajı aşıp aşamayacağını merak ettiği HDP’yle AKP arasında seçimlerin geçtiğini düşünmesinden olsa gerek Ordu’da gözle görülür bir heyecan yok. HDP’nin en zayıf olduğu yer Karadeniz bölgesi. AKP dışında kalan diğer partilerin de kaçan oyların doğal olarak kendilerine yöneleceğinin hesaplarıyla, elbette sınırlı olanaklar nedeniyle cadde ve sokaklara pankart ve döviz asmak, seçim arabalarıyla gürültü çıkarmak dışında yapılan ciddi bir çalışma da yok.

‘Beni ne kadar anlayabilir?’

Deniz kenarındaki parklarda ve kentin işlek caddelerini arşınlayan gençler, seçim arabalarından yayılan gürültülü çığırtkanlara pek kulak asmıyor. Şehrin cadde ve sokaklarındaki pankart ve dövizlerin tercihlerini etkilemeyeceğini söyleyip sadece kirlilik yarattığını söylemekle yetiniyorlar. Tercihleri de net aslında: hiçbirisi. Ama her şeye rağmen oy kullanacak olanların çoğu da tercihini sandık başında yapacağını söylüyor. Dediklerine göre mevcut partilerin, genel başkanlarının ve milletvekili adaylarının kendilerini temsil edebildiklerini düşünmüyorlar. Sorularımıza yanıt yerine soruyla karşılık veriyorlar: “Ben 20’li yaşlarımda internet çağında doğup büyümüş bir genç olarak teknolojiyi Facebook’tan, karşısındakini yok sayan siyasi bir anlayışla paylaşımlar yapan bir adayla neyi ne kadar paylaşabilirim? Aynı dili bile konuşamazken beni ne kadar anlayabilir? Üniversiteyi bitirdiğimde aralarına katılacağım kalifiye işsizler için hamaset dışında somut ne çareleri var? Anne babamın her gün saatlerce çalışmasının karşılığında yine de kirayı, faturaları nasıl ödeyeceğini düşünmesini ve bir çözüm bulamamasını nasıl giderecekler? Üniversite harçlarımı ödeyebilmek için neden çalışmak zorundayım?..”

Gençlerin sandığa mesafeli yaklaşımı orta yaş ve üzeri seçmende yok. Ordulular devam eden seçim mitinglerine ilgi gösteriyor.

Kavuşamadığı sevdiği Mehmet’e olan sevdasını anlattığı türküde Hacer, “Aksa yukarı aksa” dediği Ordu’nun derelerinin “Derin derin çağlıyor” olduğunu da söyler. Karadeniz’de hâlâ birbirine kavuşamayan âşıklar birbirine türkü yakıyor elbette. Şimdilik hâlâ derin derin çağlayan dereler var; ama birkaç yıla kalmaz kimsenin Ordu’nun derelerinin nasıl çağladığından bahsedemeyeceği de bir gerçek. Çünkü doğanın canına okuyan hidro elektrik santralları (HES) projelerinin en sık karşılaşıldığı yerlerden birisi Ordu. Yapılan talanı “kalkınmacılık” olarak gören amigoluk düzeyindeki iktidar yandaşlarının dışında kalan Ordulu herkesin ortak fikri artık derelerin aşağı da akamayacağı... Bu talandan en çok etkilenecek nüfusun yaşadığı kırsal bölgelerdeyse önceki seçim sonuçları ezici bir AKP üstünlüğünü ortaya koyuyor. Bölgenin diğer kentleri gibi işsizlik kıskacında olan ve sürekli dışarıya göç veren Ordu’da seçmeninin yüzde 60’tan fazlası kırsal bölgelerde yaşıyor. Bu bölgelerden AKP’nin aldığı oy oranıysa 12 yılda girdiği seçimlerin hiçbirinde yüzde 52’nin altına düşmedi. Bu bölgelerde CHP’nin yüzde 16 civarındaki oy oranını MHP ise yaklaşık yüzde 9 ile takip ediyor. Yüzde 11’lik seçmen oranına sahip, yoksulluğun en yoğun hissedildiği, sosyoekonomik olarak alt gelir grubu olarak tarif edilen bölgelerin birinci partisiyse yüzde 53’lük oy oranıyla açık ara AKP. İktidarın seçim başarılarının sadece cehaletten beslediği kolaycılığına kaçanların tezlerine inat Ordu’da yüzde 30 civarında seçmene sahip orta ve orta üst sınıf seçmenin olduğu bölgelerde de AKP’nin oy oranı yüzde 42’yle, CHP’nin yüzde 25, MHP’nin ise yaklaşık yüzde 5 seviyesindeki oy oranının toplamından daha fazla.

MHP sürpriz yapabilir

Gençlerin sandığa mesafeli yaklaşımı orta yaş ve üzeri seçmende yok. Şehrin merk ezindeki parklarda bahar güneşinin tadını çıkaranlar AKP’nin oy kaybedeceğini düşünüyor ancak bu kayıp Ordu’nun sonuçlarını değiştirmeye yeteceğini düşünen pek yok.

Nüfusu artmış gösterilip büyükşehir statüsü kazansa da milletvekili sayısı bir eksilerek 5’e düşen Ordu’da AKP’nin 4 vekil kazanacağını düşünenler çoğunlukta. Daha önce bir vekile sahip olan CHP’nin ilk sıra adayı, Seyit Torun şanslı görünse de işinin zor olduğu düşünülüyor. Daha etkili bir seçim çalışması yürüten MHP’nin sürpriz yapacağı konuşulsa da birinci sıra adayının Ordulular nezdinde seveni kadar sevmeyeni de bulunan Cemal Enginyurt’un olması tercihleri değiştirebilir. 1999 seçimlerinde Ordu’dan MHP’nin çıkardığı ilk vekil olan Enginyurt’un Meclis performansını hemşerileri sadece kavgalarla anımsıyor ancak yerel seçimlerde en çok oy barındıran Fatsa, Altınordu ve Ünye’de MHP’nin ikinci sırayı alması Enginyurt’un şansını artıran en önemli faktör. Dolayısıyla Ordu’da seçim yarışı AKP’den sonra kalan bir adayın CHP’den mi yoksa MHP’den mi seçileceği arasında geçiyor.