Oscar’ın belgeselleri: Bu yılki seçkide doğa da var hapislik de

Bu yıl en iyi belgesel dalında Oscar ödülüne aday olan 5 yapımı sizler için mercek altına aldık. Bu belgeselleri nerede izleyeceğiniz de yazımızda.

19 Nisan 2021 Pazartesi, 13:25
Abone Ol google-news

Çoğu yıllarda olduğu gibi bu yıl da Oscar’ın belgesel seçkisi bir hayli güçlü. 5 filmin aday olduğu liste, 8 adayın açıklandığı en iyi film seçkisiyle karşılaştırıldığında alabildiğine parlıyor açıkçası. Bu yılki seçkide doğa insan ilişkisi, yaşlılık, engelli hakları, basın özgürlüğü gibi başlıkların öne çıktığı dokunaklı insan hikâyeleri yer alıyor. Sırasıyla ele alalım isterseniz.

BİR SAĞLIK SKANDALI

“Gazeteciler otoriteye boğun eğdiği zaman otoriteyi elinde tutanlar vatandaşlara zulmeder.” Romanya yapımı “Colectiv”de gazeteci Catalin Tolontan’ın sarf ettiği bu sözler filmin içerdiği çarpıcı anlardan sadece biri. Bükreş’teki bir gece kulübünde çıkan yangın nedeniyle olay yerinde yanarak ölen 27 kişinin üzerine bir de hastanede tedavi olurken ölen 37 kişi eklenince olay kamuoyunda büyük yankı yaratır ve bir spor gazetesinin muhabiri meseleyi deşmeye başlar. Sonuç hükümetin değişmesine kadar gidecek çok katmanlı bir skandalın açığa çıkmasıdır. 2015’teki yangının ardından yaşananları kamerasıyla belgeleyen Rumen sinemacı Alexander Nanau bu filmiyle bu yıl çok sayıda ödül aldığı gibi en iyi uluslararası film dalında da Oscar’a aday olarak duble yaptı. Film kısa bir süre önce İstanbul Modern’in çevrimiçi etkinliğinde gösterilmişti. Şu sıralar izleme imkânı bulunmuyor ama umudumuz MUBI ya da İKSV’de açıkçası. (Metacritic notu: 95)

BİR ENGELLİ DEVRİMİ

1970’li yıllarda engelli gençlerin gittiği bir yaz kampı… New York’taki bu kampta ortak bir yaşamın tüm zorluklarına birlikte göğüs germeyi öğrenen gençlerin aslında nasıl hiçbir engele sahip olmayan bireylere dönüştüğüne tanık oluyoruz “Crip Camp”i izlerken. Filmin yönetmenlerinden James LeBrecht de gençliğinde aynı kampa gitmiş ve diğerleri gibi onun da hayatını buradaki geçirdiği günler, edindiği dostluklar şekillendirmiş. Buradan çıkan gençlerin bir kısmı 80’li yıllardan itibaren başlayan engelli hakları mücadelesinde ön saflarda yer alarak ciddi kazanımların elde edilmesine yardımcı olmuş. Sundance’te izleyici ödülü alan, yapımcıları arasında Michelle ve Barack Obama’nın da bulunduğu filmi Netflix’te izleyebilirsiniz. (Metacritic notu: 86)

YAŞLILAR EVİNDE CASUS

Şili’de eski bir Interpol ajanı olan bir özel detektif gazeteye verdiği ilanla 80-90 yaş aralığında birini işe alacağını duyurur. İş kentteki bir yaşlılar evine gizlice sızmak ve orada bulunan bir kadının kötü muameleye maruz kalıp kalmadığını ortaya çıkarmaktır. İlan için gelen yaşlılar arasında bir tanesi (Sergio) diğerlerinden daha istekli ve becerikli olduğunu kanıtlar ve kısa bir teknoloji eğitiminin ardından söz konusu eve gönderilir. Burada araştırmalarına başlayan ajanımız kısa süre sonra yaşlılar evinin en popüler dedesi olacak, önünde yepyeni bir hayatın farklı imkânlar sunan kapıları açılacaktır. Ne var ki gizli ajanımızın yaptığı araştırma onu bir yandan da karanlık gerçeklerle yüzleştirir. Şilili belgesel sinemacı Maite Alberdi’nin yönettiği “El Agente Topo” (Köstebek Ajan) bir yandan yaşlılık üzerine çok çarpıcı tespitlerde bulunurken bir yandan da aile, kadın erkek ilişkileri ve toplumun yaşlılara bakışı gibi meselelere de değiniyor. Filmi 24 Nisan’dan itibaren 40. İstanbul Film Festivali’nin çevrimiçi programında izleyebilirsiniz. (Metacritic notu: 69) 

DOĞANIN ÖĞRETTİKLERİ

Bir yılı aşkın bir süre boyunca Afrika kıtasının güneyindeki bir koyda her gün suya dalan belgesel yapımcısı Craig Foster burada yaşayan bir ahtapotu takip etmeye başlar ve onunla zaman içinde yakın bir ilişki kurmaya başlar. Karşılıklı bir güven oluşturmayı başaran Foster ahtapotun neredeyse tüm hayatını belgeler ve bu sayede kendi hayatının da yeni bir anlam bulduğunu fark eder. Teknik açıdan kusurusuz denecek kadar başarılı bir belgesel “My Octopus Teacher” (Ahtapottan Öğrendiklerim), öncelikle onu teslim edelim. En küçük ayrıntıyı bile son derece net bir şekilde resimleyen Pippa Ehrlich ve James Reed’in yönettiği filmin kimi sekansları büyüleyici bir düşsellik içeriyor. Denizlere, doğaya ve özellikle de ahtapotlara bakışınızı derinden etkileyecek bu filmi Netflix’te izleyebilirsiniz. (Metacritic notu: 76)

BİR CEZA YA DA ARMAĞAN

“Time” ilk bakışta zaman üzerine bir film. Bundan 20 yıl önce bir soyguna karışan ve 60 yıl hapis cezasına çarptırılan kocasının yokluğunda tek başına çocuklarını büyüten, zaman zaman yılsa da asla mücadele etmekten vazgeçmeyen ve bu süre zarfında aşkını bir şekilde hep canlı tutan bir kadının, Fox Rich’in hikâyesini izliyoruz filmde. İngilizcede hapis yatmak için de kullanılan bir sözcük “time” (“doing time” deniyor yani ceza çekmek anlamında). Bu açıdan bakarsak filmin adı ikili bir anlam da taşıyor ister istemez. Amazon Prime’de izleyebilirsiniz. (Metacritic notu: 91)