Osman Kavala'nın eşi: 'Artık yalan söyleme gayreti bile gösterilmiyor'

İş insanı Osman Kavala’nın eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra yeni iddianameye ilişkin “Casusluk suçlamasının bir insan ve ailesi üzerinde nasıl bir etki yaptığının düşünülmesini isterim. Ben çok şaşkınım ve öfkeliyim. Artık yalan söylemek gayreti bile gösterilmiyor” diye konuştu.

12 Ekim 2020 Pazartesi, 13:32
Osman Kavala'nın eşi: 'Artık yalan söyleme gayreti bile gösterilmiyor'
Abone Ol google-news

İş insanı Osman Kavala’nın avukatları müvekkillerinin 15 Temmuz darbe girişimiyle ilişkilendirilerek, ‘casusluk’ ve ‘anayasal düzeni değiştirme’ suçlamasıyla ilgili basın toplantısı düzenledi. Çevrimiçi olarak düzenlenen toplantıda Kavala’nın avukatları Köksal Bayraktar, Tolga Deniz Aytöre, İlkan Koyunca ve Kavala’nın eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra konuştu.

Avukat Aytöre, Kavala’nın beraat ettiği Gezi davasındaki delillerin yeni iddianameye tekrar konulduğunu vurgulayarak, iddianame savcısını kullandığı dili eleştirdi. Aytöre, “Suçlama için yeterli şüphe yoktu. İddianame ‘varsayılabileceği’, ‘manidar olduğu’ gibi söylemler bir insanı vatan hainliği gibi bir söylemle zan altında bırakıyordu. Bir insanı vatana ihanetle yargılıyorsanız, varsaymaktan başka bir şey söylemek zorundasınız” dedi.

İddianame savcısının Gezi dosyasındaki iddiaları tekrarladığını ancak dosyadaki beraat kararını ‘sakladığını’ söyleyen Aytöre, Gezi dosyasını hazırlayanların FETÖ ve PYD'den yargılanan kişiler olduğunu ifade ederek, “Gezi dosyasını hazırlayanlar FETÖ’den kaçmış kişilerdi. Gezi dosyasında delil toplayan kişilerle Kavala’nın bugünkü iddianamede darbe girişiminde bulunduğu iddia ediliyor” diye konuştu.

İddianamede somut deliller yer almadığına dikkat çeken Aytöre, sivil toplum kuruluşu faaliyetlerinin ‘casusluk’ olarak değerlendirildiğini ifade ederek, “Bu suçlamaların ile kolu bir hukuki bedeli olacak” diye ekledi.

‘BİR İNSAN BİR ŞEYLE BİR DEFA SUÇLANIR’

Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar, müvekkilinin daha önce suçlandığı bir olaydan bu sefer başka bir ceza maddesiyle suçlandığına vurgu yaparak, şu bilgileri paylaştı:

“Hukukta önemli kural, bir kişinin bir fiilden dolayı bir defa yargılanacağı kuralıdır. Eski ve yeni iddianamede aynı şeyleri görüyorsunuz. Deniliyor ki ‘Hayır yanlışlık yok, bu sefer madde ayrı’. Hukukta yine bir fiilin birden çok kanun maddesine girmesi halinde en ağır olan maddeden ceza verilir. Yapılan şey bir olaya bir tarafından bakıp 312, diğer tarafından bakıp 309’uncu madde ve bunula da yetinilmeyip 328 madde denilmesi.”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa Konseyi Bakanlar Konseyi Komitesi’nin Kavala’nın salıverilmesini istediğini hatırlatan Bayrakatar, Komite’nin Anayasa Mahkemesi’ne Kavala’nın tutukluluğu konusunda harekete geçmesi konusunda uyarıda bulunduğunu da ekledi. Bayraktar, Kavala hakkında yeni hazırlanan 68 sayfalık iddianameyi ise “İddialar var ama bu iddiaların delilleri yok. Oysa iddia makamı delilleri ortaya koymak zorundadır. Bu iddianamede hatalar zinciriyle karşı karşıyayız” diye yorumladı.

Kavala’nın eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra, başta AKP milletvekilleri olmak üzere bütün vekillere seslenerek, “Artık bağımsız bir yargı süreciyle karşı karşıya olduğumuza inanmam çok zor. Eşim, ben ve annesi işkenceyle karşı karşıyayız. Bu memleketin bir vatandaşı olarak sadece basın ve kamuoyunun duyarlılığına değil, milletin temsilcisi olan vekillere sesleniyorum. Benim ve eşimin annesinin durumunun bütün siyasi partilerdeki kadın temsilcileri ilgilendirmesi gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

‘ARTIK YALAN SÖYLEME GAYRETİ BİLE GÖSTERİLMİYOR’

Kavala’nın annesinin oğlunu bir daha göremeyeceğini düşünmeye başladığını aktaran Buğra, eşinin Gezi davasından beraat ettikten sonra yeniden tutuklanmasını ve hakkında ‘casusluk ve anayasal düzeni değiştirmekle suçlanmasını şöyle değerlendirdi:

“Anayasa Mahkemesi’nin başvuruyu tartışmayı ertelemeyi toplantının yapıldığı gün öğrenmenin nasıl bir şey olduğu düşünülmeli. Casusluk suçlamasının bir insan ve ailesi üzerinde nasıl bir etki yaptığının düşünülmesini isterim… Ben çok şaşkınım ve öfkeliyim. Artık yalan söylemek gayreti bile gösterilmiyor. Okuduğum iddianamede hukukla ilgili çok az şey var. Siyasi tahliller var. Makul şüphe oluşturacak deliller olmaması mazur gösterecek şeylermiş gibi gösteriliyor.”

NE OLMUŞTU?

Ekim 2017’den bu yana tutuklu bulunan Osman Kavala, ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılandığı Gezi davasından 18 Şubat’ta beraat etmiş, hakkında başka bir soruşturma olduğu gerekçe gösterilerek tekrar gözaltına alınmıştı. Kavala, 9 Mart’ta 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında ‘casusluk’ suçlamasıyla bir kez daha tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hasan Yılmaz’ın hazırladığı 64 sayfalık iddianamede, Kavala ve Ortadoğu uzmanı Henri Jak Barkey şüpheli sıfatıyla yer aldı. Kavala’nın Barkey’in Türkiye’deki ‘casusluk’ eylemlerine yardım ettiği ve birlikte faaliyet yürüttükleri ileri sürülerek, iki isim de TCK 309 maddesi kapsamındaki ‘cebir, şiddet kullanarak anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs’ ve TCK 328 maddesindeki ‘devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin etme suçları’ndan cezalandırılması istendi.