Pencereniz deniz görsün!

Dağ ne kadar zorluğu, güçlüğü, çıkmazları simgeliyorsa şiirimizde, deniz de o kadar ferahlatır; umuda, yaşamaya çağırır. İçimizin mavi dalgaları hareket eder. Bazen lodoslar taşar dizelerden, bazen sabah serinliğinde kumsalda çıplak ayakla gezer… Boğulduğumuz da olur, kulaç kulaç yüzdüğümüz de… Deniz bu, şiiri dibe çeker.

28 Mayıs 2021 Cuma, 00:03
Abone Ol google-news

Fotoğraf: VEDAT ARIK 

“Bakakalırım giden geminin ardından;

atamam kendimi denize, dünya güzel;

serde erkeklik var, ağlayamam”

Orhan Veli Kanık

ÇAĞDAŞ ŞİİRİMİZDEN İMGELER; DENİZ!

“Denize dönmek istiyorum/ mavi aynasında suların/ boy verip görünmek istiyorum/ Denize dönmek istiyorum” diyen Nâzım Hikmet’te denizin özgürlük ve yurt özlemiyle sıkı bir bağı vardır. Bazen annesiyle vapura binen oğluna, bazen de “Çok yorgunum/ Beni bekleme kaptan/ Seyir defterini başkası yazsın” dizeleriyle kaptana seslenir… Karadeniz yurda dönmek için engeldir.

“Rûh-i mâsûmunu ey mâi deniz/ Ah, lâkin ne zarar/ Ben bu gözlerle mükedder, âciz/ Sana baktıkça teselli bulurum, aldanırım/ Mâi bir göz elem-i kalbime ağlar sanırım…” diyen Tevfik Fikret, baktıkça bir mavi gözü anarken; Yahya Kemal, Deniz Türküsü şiirinde “Dolu rüzgarla çıkıp ufka giden yelkenli/ Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli/ Ömrünün geçtiği sahilden uzaklaştıkça/ ve hayalinde doğan âleme yaklaştıkça/ Dalga kıvrımları ardında büyür tenhalık/ Başka bir çerçevedir, git gide dünya artık” dizeleriyle denizde yolculuğa çıkartır.

Ayrıca “Artık demir almak günü gelmişse zamandan” dizeleriyle başlayan Sessiz Gemi de çoğumuzun ezberindedir. Ahmet Haşim, “Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin/ Sen ve ben ve deniz/ ve akşamkilerle sessiz” diyerek çoğu şiirlerinde denizin akşamını anar.

“Bu akşam vakti deniz/ O bütün hasretimiz/ Sanki gelmiş de dile/ Nedametin sesiyle/ Çarparak kayalara/ Yetmez mi, diyor deniz/ Karada çektiğiniz” diyerek, denize başka açıdan bakar Cahit Sıtkı Tarancı.

Göller Denizler’de Cemal Süreya, “Denizler/ Tanrılar karıştırır durur denizleri…” derken, başka bir şiirde “Bir cigara atmışsak denize/ sabaha kadar yandı durdu” der.

Yahya Kemal, Nilay Özer, Orhan Veli

DALGALANAN İMGELER

“Denizden yeni mi çıkmıştı neydi/ saçları, dudakları/ Deniz koktu sabaha kadar/ Yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi/ Yoksuldu” dizelerinin şairi Orhan Veli, adeta denizle, balıkla, adalarla, balıkçılarla, yosun kokulu ağlarla bütünleşmiştir.

Sait Faik’le ikisi denizi çağırır, yakamozu, meltemi anımsatırlar. “Lodoslu İstanbul denizi ne baş döndürücü şeydir! Bir lodoslu günde vapura atlayıp her ipin, her madenin ıslık çaldığı bir vapurda Adalar’a gidip gelirim” diyen Sait Faik birçok öyküsünde denizi şiir tadında yazar.

Can Yücel’in “Akdeniz sana yaraşıyor kadınım” dediği gibi, kimi şiirlerde denizler adlarıyla anılırken; birçoğunda meltem, imbat, koy, körfez, gemi, vapur, şilep, yelken, alabora olmak, lodos, yakamoz, gemi bordası, demir almak-atmak, dalga, mavilik, martı, deniz kuşları, karabatak, mendirek, balık ve türleri, ağ atmak, yosun… imgeleri denizi yakınlaştırır.

Şiirimizde sık kullanılan imgeler çalışmasına başladığımda şunu fark ettim: Şairleri kullandıkları imgeler ve yaşadıkları yere bakarak ‘dağcılar- denizciler’ olarak ayırmak mümkün. Eserleri incelendiğinde, birçoğunda ya deniz öne çıkıyor ya da dağ.

Deniz Durukan, Sait Faik, Fatma Aras

DENİZ GEZMİŞ

“Silinmiş bir deniz/ Eğilip bakmam sulara/daha çok yüzüm olur” dizeleriyle Behçet Necatigil, yüz ve yansıma anlamlarını derinleştirirken, Ahmet Erhan’ın şiirlerinde deniz, oğlunu ve birçok şairin yazdığı gibi Deniz Gezmiş’i imler. Kitaplarından birinin adı bu nedenle Deniz, Unutma Adını’dır.

“Bütün güzel kadınlarını bu dünyanın/ Sevdim, diyebildiğim zaman/ Bütün kentlerini gezdim, denizlerine girdim” der.

Hilmi Yavuz’un, Sinan Cemgil ve Deniz Gezmiş üstüne yazdığı şiirler bilinir: “Susan yazdı, konuşan güz/usuldu, uzundu denizin boyu/ sanki tüy bacaklı bir tazı/ ya da kırmızı ve koyu bir masaldı.”

Nilgün Marmara, “Aşk küçük bir kilimdir/duvarlarıyla sayılan küçük bir deniz” dizelerini kullanırken; Didem Madak, “Büyük gemiler de yok artık bayım/ Büyük yelkenler de/ Büyük kâğıtlar yakmak istiyor şimdi canım/ İşte az önce bir karabatak daldı suya/ Bir süredir de kayıp/ Dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya/ Ölüm çok iri bir sözcük değil bayım” dizelerinde denizi seyreder.

Behçet Aysan, “Beyaz bir gemidir ölüm” derken; Son Kuşlar’da, “burda deniz bitiyor/ve gökyüzü başlıyor” der. Deniz ve gökyüzünü bir araya getiren Sabahattin Ali ise “Yukarıya çevir yüzü/ deniz gibidir gökyüzü/ aldırma gönül aldırma” dizeleriyle mapusluğa direnir.

KADINLARDA ‘DENİZ’ İMGESİ

Şair kadınlarda ‘deniz’ imgesi çoğu kez ferahlığı, özlemi, kaçışı gösterir. Deniz Durukan, “İşte! Sırrı sakladım şişeye/ attım denize” derken; Nilay Özer, “Sis bir deniz hayaletiydi/ evleri anıları zan altında bırakan” der.

“Uykusuz bir şilep var denizimde/ kırık kapılarla örttüğüm dünden/ sızıyor” diyen Aslıhan Tüylüoğlu tedirgin denizleri anarken; Fatma Aras, “Şimdi anılarda ne varsa sulara çiviledim/ Bir deniz genişleyip durdu içimde” der.

Dağa da denize de alışkınım. İkisi de dizelerimde sık geçer. “Bu meyhane seninle mi kalabalık ansızın/ sen mi getirdin denizi eski koylardan” derken; başka bir şiirde, “Adını/ içinden çıkmak istemediğim/ bir denizin adıyla andım” dizeleriyle aşka gönderme yaptım.

Pencereniz deniz görsün!