Podcast aleminin kraliçeleri: Şen Dullar

Özge ve Aslı… Yani Şen Dullar… Son aylarda popülerliği iyice yayılan podcast aleminin belki de en popülerleri onlar. Podcast’in yıldızları desek yeridir. Dijital platformlarda dinleyebileceğiniz podcast serileri Şen Dullar öyle hızla yayıldı ki Özge ile Aslı’yı bir yerde kıstırıp ağızlarından laf almak şart oldu. İşte Cumhuriyet Pazar’ın sizlere benzersiz hizmeti ve işte Şen Dullaaar…

19 Mart 2021 Cuma, 13:20
Podcast aleminin kraliçeleri: Şen Dullar
Abone Ol google-news

Ne yalan söyleyeyim Tolga Karaçelik’in sosyal medyada yaptığı paylaşım olmasa onlarla tanışmam daha da gecikebilirdi. Düşünün ki ben Şen Dullar’ı dinlemeye başladığımda onlar 13. bölüme gelmişlerdi bile. İnanmazsınız, son zamanlarda hiç bu kadar güldüğümü, eğlendiğimi hatırlamıyorum. Mizahın zekice de yapılabileceğini unutmuş muyum ne? O kadar iyi vakit geçirdim ki kendileriyle tanışmak, hasbıhal etmek, hatta arkadaş olmak istedim. Bunun için de ilk adımı attım ve gazeteci kartımı kullanarak hayatlarına bir şekilde sızdım. Onlar Vogue’a kapak olmadan ilk burada gördüğünüzü de unutmayın lütfen.

Ayıptır sorması, nereden çıktı bu Şen Dullar? Ve neden podcast?

Özge: Benim tarafımda hatırlanan; sıcak bir pandemi sabahı 8:30’da Aslı’nın bana attığı mesajla çıktığı. “Kız bir şey diyeceğim, biz seninle Adab-ı Muaşeret diye bir podcast yapalım mı? Millet başına gelenleri yazsın, Güzin Abla gibi öneri verelim. Ne dersin?” İsmimiz de Şen Dullar değilmiş bak şu an mesajı bulunca fark ettim.

Aslı: Pandemiyle birlikte ortaya çıkan ekstra zaman, hepimizde olduğu gibi bizde de yeni bir şeyler üretme isteği doğurdu. Boşluklara oturunca da zaten hep yaptığımız şeyleri kayıt altına alma fikri gelişti. Video çekmek istemediğimizden emindik, o yüzden bu işi yapsak yapsak podcast olarak yapabiliriz diye düşündük

Biraz kendinizi anlatsanız… Kimsiniz, nesiniz, geçmişte neler yaptınız ve tabii ki arkadaşlığınız nereye dayanıyor?

Özge: Aslı, 1988’de Adana’da dünyaya geldi. Sıcak havalara, serin sulara, gezmelere, güzel yemeklere ve sarkazma meraklı biri olarak doğduğuna bahse girebilirim. Aslı, ortaokuldan beri reklamcı olmak istediği için, bense bir kez daha ÖSS’ye girme stresini bünyem kaldırmayacağı için Kocaeli Üniversitesi Reklamcılık bölümüne girdik ve İngilizce sınavında birbirimizden 0.5 uç isteyerek tanıştık. Dört sene boyunca aynı sınıfı, aynı yurt odasını, birkaç kıyafeti ve büyüme sancılarını paylaştık, sonuncuyu hâlâ paylaşıyoruz.

Aslı: Özge sıcak ekmeği, tulum peynirini, kurutulmuş eti, gülmeyi çok sevdiği bir ortamda doğdu ve büyüdü. Anneannesi, sihirli bir şekilde masaya her an sıcak ekmek koyabilen biri. Okuma bayramında Tansu Çiller performansıyla göz doldurdu, hâlâ bu performansıyla hatırlanır. Oyuncu olacağı daha o yıllardan belliymiş geyiğine giriyor gibi olabilirim ama lütfen bir kere daha düşünün. Bendeniz değil, Sezen Aksu değil, Tansu Çiller… Bunu yapmak gerçek bir yetenek gerektirir. Psikolog olma umuduyla girdiği ÖSS’de Reklamcılık kazanma şoku ile yollarımız kesişti. Ve bilin bakalım ne oldu? Hem oyunculuk yapıyor, hem de yalancı psikologluk yapabileceği bir podcast hazırlıyor!

"İLERDE KEBAPÇI AÇMAK İSTİYORUZ"

Ben sizi sosyal medyada Tolga Karaçelik bahsettiğinde duydum ilk. Ama anladığım kadarıyla ünlülerden sizi takip eden çok kişi var. Siz de ünlüsünüz artık öte yandan. Şöhret sizi şımarttı mı bakalım?

Aslı: İlerde bir kebapçı açmak istiyoruz. Hayali kebapçımızın duvarlarını bizden bir kere bile yanlışlıkla bahsetmiş olan tüm ünlülerle yanak yanağa fotoğraflarımız A5 boyutlarında süsleyecek. Rabbim ağzımızdan duysun! Tolga Karaçelik, Tuğçe Altuğ, Tülin Özen, Tilbe Saran, Ceylan Özgün Özçelik, Hasibe Eren tam dürümü ısırırken göz göze geleceğiniz bir hizada yerlerini sağlamlaştırdılar.

Özge: Biz ünlü müyüz değil miyiz orası net değil ama tanınmaya başladığımız bir gerçek.

Aslı: Biz tam yaz dizilerindeki esas kızın 2. hatta 3. arkadaşı ünlülüğünde gibi bir yerdeyiz bence ya Özgem.

Özge: Ya da zengin dizilerindeki müştemilat tayfa. Şöhret bizi şu an için motive ediyor. Yıllardır kendi kendimize konuşup gülüyorduk, şimdi hem hiç tanımadığımız bir sürü insan da bizimle birlikte gülüyor hem de beğendiğimiz sevdiğimiz “ünlü”ler tarafından takip ediliyoruz ve bunun sonucunda daha da gaza geliyoruz. İnşallah şımardığımız günler de gelir bakalım, şöyle köpük banyolu, şampanya içmeli şımarmalar diliyorum kendimize.

Başka başka işleriniz var mı, nelerle meşgul oluyorsunuz hayatta?

Aslı: Ben reklam metin yazarlığı yapıyorum. Özge de oyunculuk ve komedyenlik yapıyor.

Özge, stand-up komedi kariyerin nasıl gidiyor? Gelecek var mı sence orada?

Özge: Stand-up kariyerim sürekli çok iyi gidiyormuş gibi yapıyor, sonra ortadan kayboluyor, lisede hoşlandığım çocuklara benziyor diyebilirim bu özellikleriyle. Başlayalı bir buçuk sene olmuş, bir senesi pandemide geçti ve çok tatsız şeyler yaşadı komedyen arkadaşlarımız, fakat ona rağmen ilerleyebildiğimizi düşünüyorum. Sürprizlerle dolu bir alan benim için stand-up, bir okulu yok öğretmeni yok yapan kişiden sadece kendine dürüst olmayı ve bir rolün, yazarın, yönetmenin arkasına saklanmadan bunu izleyiciyle paylaşmayı şart koşuyor. Bir de komik olman lazım bunları yaparken. Bu sancılı süreci TuzBiber'de diğer bir sürü komedyenle paylaşabildiğim için çok şanslı hissediyorum. Gün geliyor “Ne de güzel hep beraber güldük dün gece” diyoruz, gün geliyor “İnşallah linç gelmez, hakkımızda dava açılmaz” diye uyanıyoruz. Sürprizi hiç bitmiyor, dinç tutuyor insanı. Tüm bu dış etkenleri bir kenara bırakırsak, sonsuza kadar yapmak istediğim şeyi bulmuş gibi hissediyorum. Gelecek tabii ki var, her şeyde olduğu gibi, ancak ve ancak mükemmellik beklentisi kalktığında ve hata yapmaya ve farklı seslere tahammül arttığında.

"NE GÜLDÜRÜR, NE ÖLDÜRÜR"

Aşk meşk işleri ne alemde? Arada anlatıyorsunuz bir şeyler ama, son durumları bilmiyorum.

Özge: Çok şükür diyelim.

Aslı: Ne güldürür, ne öldürür diyebilir miyiz Özgem? (Gülüyorlar)

Özge: Şaka bir yana yaptığımız işlere, kişisel alanlarımıza saygı duyan, toplumsal cinsiyet normlarını elinin tersiyle iten, duygusal zekası yeterli seviyede insanlarla birlikteyiz.

Aslı: Erkek olmalarına rağmen süper insanlar. Şaşkınız. (Daha da çok gülüyorlar.)

Özge: Üstteki cümle sarkazm içermektedir.

Aslı: Ve şakadır.

Size gelen tüm soruları yanıtlıyor musunuz, yoksa seçme mi yapıyorsunuz?

Özge: Yakın zamana kadar tüm soruları yanıtlamaya çalışıyorduk; fakat bazı birbirine benzeyen soruları eleme kararı aldık, bayağı biriktiler çünkü.

Aslı: Aralarda görmemiş gibi yaptığımız sorular da oluyor.

"O OLMASA ÇOKTAN TERS KELEPÇEYDİK"

Aranızda bir iş bölümü var mı? Kim neyle daha çok ilgileniyor örneğin?

Aslı: Şen Dullar’ın sosyal medyadaki dili ve dinleyicilerle yarattığı etkileşim tamamen Özge’nin eseri. Bence orada takdire şayan bir iş başarıyor.

Özge: (Gözleri aşkla parlayarak Aslı’ya bakıyor. ) Program akışı, verdiğimiz cevaplar, abuk subuk bir şey söylediğimizde düzeltmek - yani genel olarak sağduyu Aslı’da. O olmasa belki de şimdiye çoktan ters kelepçeydik. Bunun dışında tüm kayıtlarımızı, dünyanın en iyi ve en kel sesçisine emanet ettik, burdan Hakan Atmaca’ya bizden birer selam.

Aslı: Bir de yine yeri gelmişken burdan Podfresh ekibine, Uraz, Aykut ve İlkan’a da selamlarımızı yolluyoruz. Bize güvendikleri ve hiç haberimiz olmayan podcast dünyasından haberlerle bizi besledikleri için.

Podcast’in ötesine geçmek gibi bir niyet, plan var mı? Bunun için rüyaya yattınız mı mesela?

Özge: Birlikte iş yapmak o kadar tatlı geldi ki, bin tane daha şey yapmak istiyoruz. Eğer şansımız yaver giderse başka başka formlarda da üretmeye devam edeceğiz. Yazmaya başladığımız bir dizi var, bakalım sonunu görür müyüz?

Aslı: Bu rüya favorilerde duruyor. Yıldızladık, bekliyoruz.

"TDK'YA KADAR GİDERİZ"

De’leri da’ları ayıramayan adamlarla nereye kadar gidersiniz?

Özge ve Aslı: TDK’ya kadar gideriz, kapısının önünde bırakır yolumuza bakarız.

Yorumladığınız en tuhaf, en ilginç, en bilinçaltı dolu rüya hangisiydi?

Özge ve Aslı: Okuduğumuz her rüyada bizi şaşırtan, güldüren bir sürü imge oluyor. Dinleyici kitlemizden o konuda sonsuz derecede razıyız. Bilim kurgu dalında en iyi kısa öykü adayı olur pek çoğu. Mahrem kabul ettiğimiz bilinç altlarını bize açmaları dünyanın en minnoş etkileşimi. Hepsine birer kalp.

Bugün Boğaziçi’ne rektör oldunuz deseler, ne yapardınız? Malum son haftalarda en büyük tartışma konularından biri bu…

Aslı ve Özge: Maskeyi takar hiç atanmamışız gibi çimenlerde herkesle beraber beklerdik ta ki herkes tarafından unutulana kadar. Bir de belki ÖSS’ye hazırlanırdık bakalım biri bizi atamadan da Boğaziçi’ne girebiliyor muyuz?

Pandemiyle aranız nasıl? Alışabildiniz mi mesafeli, maskeli hayata? Yeterince hijyen misiniz?

Aslı: Alışmak ne demek ben şimdiye kadar insanların üzerime nefes almasına nasıl izin vermişim hayret doluyum. Maske çok iyi oldu. İçerde şarkı mı söylüyorum, küfür mü ediyorum artık canım ne isterse. Hem çok yaklaşamıyor insanlar birbirine, kişisel alanlar da çizildi. Benim için rüya gibi bir şey.

Özge: Temiz, elit, gizliliğe önem veren insanlardık zaten. Pandemi de bahanesi oldu.

"ÖZGEM İÇİN SİLİVRİ’YE TİRAMİSU GÖTÜRMEK..."

Büyük resme bakalım biraz da? 5 ya da 10 yıl sonrası için hayalleriniz neler?

Aslı: Özgem için Silivri’ye tiramisu götürmek, çok sever... Çünkü kesinlikle bir şekilde şakalarından birine hapis istemi gelecek.

Özge: Benim iki hayalim var; ilki tiramisuyu Silivri'de yememek. İnsanların komik bulmadıkları şakalara sadece gülmeyerek tepki verdigi günleri görmek de denebilir. Şımarık hayalim de Aslım'la Vogue'a kapak olmak, torun torbaya gösteririz.