Prof. Dr. Pazarcı’dan Doğu Akdeniz değerlendirmesi: ‘Türkiye hukuki açıdan haklı ama çözüm siyasi’

Türkiye’nin, NAVTEX (seyrüsefer bildirimi) yoluyla Oruç Reis gemisinin Akdeniz’de Türk kıta sahanlığının güneybatı bölgesinde sismik araştırmalara başlayacağını duyurmasının ardından Ankara-Atina hattında yaşanan gerilimi değerlendiren Prof. Dr. Hüseyin Pazarcı, Türkiye’nin hukuki açıdan elinin güçlü olduğunu ancak meselenin çözümünün siyasi olduğunu söyledi.

25 Temmuz 2020 Cumartesi, 06:00
Prof. Dr. Pazarcı’dan Doğu Akdeniz değerlendirmesi: ‘Türkiye hukuki açıdan haklı ama çözüm siyasi’
Abone Ol google-news

Pazarcı, “Doğu Akdeniz’deki siyasi ortama baktığımızda Türkiye, bölgede tüm devletlerle bozuşmuş durumdadır. Bu siyasi bozuşmanın Türkiye’ye bir bedeli var. Türkiye’nin bölgedeki yalnızlığı, siyasi açıdan olumsuz bir durum yaratıyor” dedi.

Türkiye’nin, Akdeniz’de yeni alanlarda arama yapacağı duyurusunun ardından yaşanan gelişmeleri Cumhuriyet’e değerlendiren emekli büyükelçi ve uluslararası hukuk uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Pazarcı, “Meis gibi çok küçük olan ve uluslararası deniz hukukunda ters taraf denilen yerde, yani Yunanistan’a uzak, Türkiye’ye yakın noktada bulunan adaların sahip olduğu deniz yetki alanı çok sınırlıdır. Burada Türkiye, uluslararası hukuk açısından haklı durumdadır. Meis Adası’nın güneyine inip bu sahalarda araştırma yapabilir. Bunun, uluslararası hukuk ve kıta sahanlığı açısından uygun olduğunun ifade edilmesi Türkiye açısından çok doğaldır. Bu bölgelerdeki aramayı yapmakta geç bile kalınmıştır, bu adım daha önce atılmalıydı” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin uluslararası hukuk açısından haklı olduğunu, ancak meselenin çözümünün uluslararası siyasetle yakından ilişkili olduğuna dikkati çekti. Pazarcı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de siyasi açıdan konumunu güçlendirmek için Mısır’la anlaşma yapmasının önemli olduğuna işaret ederek, “Bu bölge için özellikle Mısır’la anlaşma yapılabilmiş olsaydı Türkiye’nin eli çok daha güçlü olurdu. Fakat hükümetin Müslüman Kardeşler’i önceleyen yaklaşımı dolayısıyla anlaşma sağlanacak bir ortam yok. Diğer yandan Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, AB kartını da kullanıyor. ABD bölgede sorun yaşanmasını istemiyor. Tüm bunlardan Türkiye siyasi olarak olumsuz etkileniyor” dedi.

ATİNA-KAHİRE İŞBİRLİĞİ

Mısır ve Yunanistan’ın deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda anlaşma yapmak için müzakereleri sürdürdüğü haberlerini de değerlendiren Pazarcı, “Böyle bir anlaşmanın Türkiye’nin aleyhine olacağı açıktır. Mısır ve Yunanistan’ın yapacağı bir anlaşma, Türkiye’nin Libya’yla yaptığı anlaşmanın karşıtı olur ve bu anlaşmayla belirlenen sınırla kesişebilir. Bizim oradaki iddiamızı zayıflatmayı amaçlayan başka bir alan kurma yoluna gideceklerdir” diye konuştu.

Türkiye ve Yunanistan arasında sıcak çatışma yaşanması olasılığını da değerlendiren Pazarcı, “Uluslararası siyasi dengelere baktığımızda bu işin iki ülke arasında çatışmaya varması çok mümkün görünmüyor. İki taraf da buna muhakkak dikkat gösterecektir ama gelişmelere bağlı olarak riskli bir ortam doğabilir, böyle bir risk var” dedi. Türkiye ile Yunanistan arasındaki meselelerin uluslararası yargı yoluyla çözülmesinin çok zor olduğuna dikkat çeken Pazarcı, “Bu meselede adalet mutlaka uluslararası mahkemelerde sağlanacak diye bir zorunluluk da yok, her iki tarafın da makul anlayışla masaya oturması durumunda bir uzlaşı sağlanabilir. Mevcut tabloda bu iş bu kadar kolay görünmüyor, anlaşılan bu iş uzayacak ve Türkiye birtakım baskılara maruz kalacak” dedi.

YENİ ALANLARDA ARAMA KARARI

Türk Deniz Kuvvetleri Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi’ne bağlı Antalya Navtex İstasyonu, 21 Temmuz’da yayımladığı duyuruyla Oruç Reis ile Ataman ve Cengiz Han gemilerinin 2 Ağustos’a kadar Akdeniz’de sismik araştırma yapacağı koordinatları duyurdu. Bölgeden geçen gemilerin, 6 deniz mili açıktan geçmesi uyarısında bulundu. Oruç Reis’in araştırma yapacağı koordinatlar, Antalya Körfezi ile Yunanistan’a bağlı Rodos ve Meis adalarının güneyine uzanan Akdeniz’in ortasında Türkiye’nin daha önce ilan ettiği kıta sahanlığı sınırlarının güney ucunda bulunuyor. Bu alanlarda arama için Türkiye Petrolleri’ne 2012’de ruhsat verilmişti. Türkiye’nin bu duyurusuna Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tepki gösterdi ve bu alanların kendi kıta sahanlığı içinde olduğunu öne sürdü. AB ve ABD’den ise Türkiye’ye bölgede gerilimi artıracak adımlardan kaçınma çağrısı geldi.