Radi Dikici'den 'Müzeyyen Senar Efsanesi'

Daha önce “Cumhuriyet’in Divası” adıyla Müzeyyen Senar’ın biyografisini kaleme alan Radi Dikici’nin yeni kitabı “Müzeyyen Senar Efsanesi” okurla buluştu. Vefat ettiği tarihe kadar Müzeyyen Senar’la otuz beş yıllık bir dostluğu bulunan Dikici, bu anılar toplamıyla Senar’ın vasiyetini yerine getirirken tarihe de not düşüyor.

25 Şubat 2017 Cumartesi, 22:15
Abone Ol google-news

Müzeyyen Senar’dan Müzeyyen’e

Radi Dikici’yi Bizans üzerine kaleme aldığı kitaplarla tanıyoruz. Dikici’nin otuz beş yıllık dostu Müzeyyen Senar’ın 2005’te yayımlanan biyografisi ise 2011’de genişletilerek tekrar yayımlanmıştı.

Dikici bu kez, Müzeyyen Senar Efsanesi ile o biyografi çalışmasında yer veremediği anıları bir araya getirmiş. Dikici, biyografi çalışmasına koyamadığı bu anıları kitaplaştırıp Müzeyyen Senar’ın ölümünün ikinci yıldönümünde okura sunarak yakın dostunun vasiyetini yerine getirdiğini belirtiyor.

2001-2004 arasında kitap çalışmasına başladıklarında, Senar’ın anlattıklarını bizzat onun sesinden kaydetmeyi de ihmal etmemiş Radi Dikici. Böylelikle sanatçının kendi sesinden tarihî bir arşivi olduğunu öğreniyoruz.

Müzeyyen Senar’ın, sık sık “Ben keşke diğer hanımlar gibi Ayşe, Fatma ve sadece evimin kadını olsaydım” dediğini söylüyor Dikici. Buna karşın yazara göre, bir kere sahne tozu yutup o zehri ve tutkuyu kanına alan Senar’ın göğüs gerdiği tüm zorluklara rağmen sade bir insan olmayı seçemezdi...

Dikici, bir dönemde yaşananları anlatırken zaman zaman geçmişe dönüp hatırlatmalarda bulunuyor ya da doğrudan Senar’ın kendi izlenimleriyle o yıllara doğru bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Çalışmanın son kısmında yer alan renkli fotoğraf albümüyle de destekleniyor bu yolculuk... Özellikle Senar’ı sahnede görememiş genç kuşağa kelimenin tam anlamıyla bir “Müzeyyen Senar efsanesi”nden söz ediyor, çeyrek asrı aşkındır tanıdığı sanatçıyı anıları ve kişiliği bağlamında bir kez daha ölümsüzleştiriyor.

Yazar, bazen tebessümle, bazen hüzünle geçen o yılları yazmaya başlamış. İkilinin yaşadığı veya tanık olduğu olayları okurken farklı bir Müzeyyen Senar ile karşılaşıyoruz bir anlamda. “Cumhuriyetin Divası” olarak anılan Müzeyyen Senar’dan, yazarın deyimiyle hatalarıyla sevaplarıyla “insan” Müzeyyen Senar’ı tanımaya koyuluyoruz. Ayrıca Müzeyyen Senar’ı okurken, kitabın satır aralarına ülkenin yakın tarihine ilişkin anekdotlar da sızıyor aynı zamanda...

Osmanlı-Türk musikisinin yetmiş beş yılında önemli izler bırakan sanatçının yaşanmışlıklarının imbiğinden bütünüyle bireysel öyküler süzülemesi beklenemezdi elbette... Sanatçının doğumuyla okura açılan ve ölümünden beş yıl öncesine kadar uzanan kitap, bu yönüyle yine Radi Dikici’nin kaleme aldığı Müzeyyen Senar biyografisine benzese de bir yaşamöyküsünden farklı olarak subjektif öğelerle sıyrılıyor. Ancak yine de bu iki kitabı, birbirinin bütünleyicisi olarak niteleyebiliriz; alt metninde bir vefa borcunu da barındırıp ilkiyle kaynaşan bir devam kitabı olarak Cumhuriyet’in Divası’nın yaşamına açılan geniş bir parantez olarak da...

Müzeyyen Senar Efsanesi / Radi Dikici / Remzi Kitabevi / 224 s.