Savaş ve Sürdürülebilirlik: Ekoloji Boyutu

Bugünlerde ana gündemimiz savaş. İktisadi temelleri olan ve siyasetin başka araçlarla devamı olan savaş! Savaşın bir de ekoloji boyutu var. Uluslararası yasalara göre silahlar, çevreye geri dönülemez zararlar vermemeli!BM'e göre çevre sorunlarının yüzde 34'ünün nedeni savaş ve silahlar!

24 Ağustos 2014 Pazar, 15:11
Abone Ol google-news

Dolaylı Etkiler

Savaş hazırlıkları bağlamında savaş araç ve gereçleri için ayrılan doğal kaynaklar, hazırlık için ayrılan insan gücü, hazırlık ve konuşlanma için ayrılan doğa parçaları vb. sayabiliriz.Savaş zamanındakilerse çekirdeksel(nükleer) tesisler, kimyasal tesisler, subilimsel tesisler ve yanabilir ağaçlık alanlar gibi hedeflere kasıtlı veya kaza sonucu yapılan saldırıların sonucunda ortaya çıkan etkilerdir.Tahrip edilmiş bir çekirdeksel tesis, yüzlerce hatta binlerce hektar ile ifade edilen bir arazinin İodine-131, Cesium-137, Stronium-90 ve diğer ışınımsal maddelerle bulaşık duruma gelmesine neden olabilecektir.Yapında (sanayide) kullanılan kimyasal maddeleri üreten tesislere bir saldırı olduğunda, ekolojik dizgeye patlayıcı veya zehirli madde yayılmasına neden olunacaktır. Örneğin, Balkanlar'daki savaş süresince NATO’nun, Belgrat çevresindeki kimi petro-kimya tesislerini bombalamasının ve bu sırada bir plastik fabrikasıyla ve bir amonyak üretim tesisinin tahribi sonucunda ortaya çıkan klorin, etilen diklorid, vinil klorid monomerleri gibi zehirleyicilerin atmosfere yayılarak, yalnızca akut yaşam işlevlerine yönelik değil, aynı zamanda çevrede kalıcı bir kirliliğe neden olduğu biliniyor

 Subilimsel tesislerin saldırıya uğraması halinde ise, su taşkınları ortaya çıkmakta bu da insan, hayvan ve hektarlarca ekilebilir arazi yitimine neden olmaktadır. Örnekler verelim: İkinci Çin-Japon Savaşı'nda (1937-1945) Çinliler'in Sarı Nehir üzerindeki bendi Japon saldırısını durdurmak için yıkmaları sonucunda milyonlarca hektar tarım arazisinin su altında kalmasıyla milyonlarca Çinlinin evsiz kalarak kenti boşaltması, ürünler ve yüzey toprağının tahrip olması; II. Dünya Savaşı'nda bağlaşık devletlerin Almanya'nın Ruhr vadisindeki barajları bombalamaları sonunda ortaya çıkan ekolojik zarar; ABD'nin Kore Savaşı'nda Kuzey Kore'nin subilimsel tesislerini hava bombardımanına tutması sonucu oluşan ekolojik zarar vb. Ağaçlık alanlar da savaş sırasında düşman güçlerin barınmasını ve gerilla savaşı taktiklerini uygulayabilmesini önlemek amacıyla yakarak veya kimyasallarla kirleterek tahrip edilebilmektedir. Örneğin Vietnam Savaşı sırasında ABD'nin geniş ölçekli bitki öldürücü kullanımı hem oradaki ekodizgeyi hem de uzun dönemli etkilerle insan sağlığını etkilemişti.Afganistan’da ise 20 yıldan fazla süren savaş ve ABD’nin bölgeye askersel karışması sonucu bir zamanlar verimli ovalar şimdi çıplak ve ıssız kalmıştır.

Dolaysız etkiler

Bu etkiler çeşitli patlayıcı mühimmatın a) parçalayıcı etkileri, b) basınç etkileri, c) yakıcı etkileridir. Çeşitli mühimmatlarda bu etkilerden biri veya birkaçı birden ortaya çıkabilmektedir. Patlayıcı mühimmat kullanımı, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana geometrik olarak artmaktadır.

Ağır bombardıman uçağından atılan bir bomba patladığında, yaklaşık 3 bin derece sıcaklık ortaya çıkıyor, tüm bitki ve hayvan varlıklarının yanısıra toprağın daha alt katmanlarının da kavrulmasına neden olabiliyor. Aynı toprağın yeniden işlenebilir hale gelmesi için 100-7400 yıl geçmesi gerekiyor.

Çekirdeksel savaş araç ve gereçlerinin gerek insan, gerek doğal varlıklar üzerinde geri dönülmez tahribatı ise, çarpma etkisi, termal etki, ve ışınımsal etki olarak üç boyutta somutlaşmaktadır.

Sonsöz

Savaşlara ait çevre hukuku ile siyasal bilimdeki çevresel güvenlik kavramı iyice disiplinlerarası bilimsel nitelik kazanmışlardır! Savaşlardaki yok edişler, bölgesel değil sınırsızdır, suyu, toprağı, havayı eşdeyişle tüm dünyanın doğal çevresini ve giderek kültürel-tarihi çevresini etkiler.