Sokak kedisi

Sokak kedisi bugün sokağa çıkmaya korkuyor! Neyse ki eski günlerde olduğu gibi kurbanlar, sokak köşelerinde, kaldırım üzerinde kesilmiyor, belediyeler, yardım kuruluşları kesme işini biraz düzene soktu ama nemelazım, İstanbul Boğazı’nın rengini ala döndüren kan görüntüleri daha dün gibi. Hatta kendini bilmez bir iki delinin buldukları bir ağaç altında yol kenarında koyun kesmeyeceği ne malum.

02 Ağustos 2020 Pazar, 06:00
Abone Ol google-news

Yok yok, koyun kuzu işi bitti galiba. Şimdi ucuza gelsin diye 7 kişi bir olup danaya giriyorlarmış! Maksat kan akıtmak ve eti paylaşmak olunca. Çocukluğunda kurban travması yaşamış olanlar bilir.

Rahmetli annem, gününden epey önce gidip alırdı kuzuyu, biraz beslensin diye. Evin küçük balkonuna bağlardı. Biz iki küçük kız, günlerce elimizle besler, sevip okşardık. Kedimiz gibi. Sonra o sabah, adamlar gelip alırdı kuzumuzu. Gözünü bağlar, kokular sürer, boynunu okşar, yere yatırır. Dualar senalar.

Evin arkasındaki arsada. O zamanlar evlerin arasında arsa var! Çocukların oyun oynadığı. Gözümüz yaşlı evde bekleriz biraz önce sevdiğimiz kuzunun tepsi tepsi et olarak geri dönmesini! Bir de komşulara dağıtması var. Bir de kavurması var! Yüzyılların pagan âdeti, İslamiyetin de şartı olmuş, 21. yüzyılda hâlâ şehir içinde hayvan pazarı kuruluyor, kurban kesiliyor. Metin Akpınar’ın önceki gün izlediğimiz belgeselinde, büyük ustanın zamanında oynadığı bir kurban parodisi var.

Tüylerim ürpererek izledim, bu kadar mı çarpıcı kara mizah yapılır? İnsanın ikiyüzlülüğünü öyle güzel anlatıyor ki. “Kurbanın gözünü bağlayacaksın, şefkatle davranacaksın, çenesinin altını okşayıp rahatlatacaksın, biraz sonra bıçağı dayayacağın. Kulağına duasını fısıldayacaksın. Kokular süreceksin.

Yere yatıracaksın.” Sonra? Neyse seyretmek lazım, o hayvanın uzun süre can çekişişini, bacağını tepişini bir oynuyor, sanırsın koyun! Evdeki kedisini, köpeğini seven insanın kuzuyu yere yatırıp kesmesi türcülük. TBMM’den bütün partilerin anlaştığı “Hayvana Şiddeti Önleme” yasasının da bunun için çıkmadığı yazılıyor. Besiciliğe zarar verirseymiş. İnsanlar hayvan yemekten kolay kolay vazgeçmeyecek.

Çin’de olsam beni de yerlerdi! Köpek Festivali yapıp, kesip yiyorlar. Ama hiç olmazsa bebekleri yemeseniz, kuzuyu, oğlağı? Mahallemizin kasabı Kasap Nuri, bütün sokak köpeklerini besler. Dün ona kurbanda kesim işlerine yardıma gidip gitmeyeceğini sordum. “Ben yapamam, dedi. O başka bir iş. Ben kesemem!” Kasap Nuri’yi daha çok sevdim!