Sömürge zihniyetinin tablosu

Hayal ile gerçeği harmanlayarak alışılmış edebi kurguların dışına çıkan Bay Lumumba; emperyalist emeller uğruna katledilen, ülkesine bağımsızlığı getiren Kongo Ulusal Hareketi Lideri, siyasetçi Patrice Lumumba’nın tekrar hayata gelip büyüleyici, akıl almaz serüvenlere imza attığı ve semboller yoluyla da önemli eleştirilerle bezeli bir hikâye.

26 Kasım 2020 Perşembe, 00:26
Abone Ol google-news

Ayhan Ün’ün, YazarEvi Özel Koleksiyonu serisinden çıkan romanı Bay Lumumba’da, Akdeniz Tatil Köyü’nde yaşayan “dünyanın en vicdanlı” delisinin gözünden okuyoruz olayları. Bu öyle bir delilik ki hem bugünün küresel adaletsizlikleriyle boğuşuyor hem de geçmişe dönüp insanlığı bugünlere getiren olaylara müdahale ediyor.

Okuru sürrealist bir düzleme çeken “dünyanın en vicdanlı delisi” Bay Lumumba’da hayal ile gerçeği harmanlayarak alışılmış edebi kurgunun dışına çıkıyor yazar. Emperyalist emeller uğruna katledilen, ülkesine bağımsızlığı getiren Kongo Ulusal Hareketi Lideri, siyasetçi Patrice Lumumba’nın tekrar hayata gelip kimi büyüleyici ve akıl almaz serüvenlere imza atması, semboller yoluyla hiç de hafif sayılamayacak eleştirilerle bezeli bir hikâye.

Zaman ve mekân kavramlarının adeta yok sayılarak örüldüğü metin yerel edebiyatın sahip olduğu tabuları yıkmaya girişiyor sanki. Roman başkişisi Bay Lumumba ile sahile vuran ölü bir kız çocuğun sarsıcı karşılaşmasıyla sahne alan hikâye yine esrarengiz, mitolojik karakterlerin belirişi yanı sıra çelişkilerle bezeli.

Yaşamın sahnesi olarak sergilenen Akdeniz Tatil Köyü’nde patlak veren olaylarla kısıtlı değil Bay Lumumba’nın aykırılıkları. İnsanlığın elinden tutan gizemli, büyüleyici yolculuklar, zalim bir mazi ve insanlığın gerçekle yüzleşmesini zarif ama bir delinin üslubuyla sunuyor Ayhan Ün.

EVRENSEL SIKINTILAR, EVRENSEL KARAKTERLER

- İyilik yapma derdiyle yanıp tutuşan Bay Lumumba’nın Tatil Köyü sakinleriyle ilişkileri, çelişkilerle baş etme yöntemleri ve dillere destan serüveni… Alışılmışın dışında bir kurgu ördüğünüzü belirterek başlayalım söyleşimize. Yine yerel edebiyatın elini uzatmaya çekindiği yabancı karakterler kullanıyorsunuz romanda. Size bunu sağlatan unsurlar nedir?

Edebiyat estetik bir ifade etme sanatı değildir yalnızca; olay, his ve hayal dünyanızın bir harmanıdır. Kavrayışımı süsleyen ayrıntılardır zihnimde bu kurgunun doğuşunu sağlayan. Yazın dünyası ne yazıktır ki evrensel sorunlara değinmekten epey uzak artık. Haliyle mayalı sözlerin ticarete katık edildiği bir döneme tanıklık ediyoruz.

Popüler kültürün parçası olmaktansa doğru bildiklerimi, söylenmesi gerekenleri kaleme almayı seçiyorum daima ve beni buna zorlayansa içimdeki insandır, yayın programları değil asla. Evrensel sıkıntıları yine evrensel karakterler üzerinden yansıtmayı yerinde buldum bu romanımda.

İYİLİĞİN ÖLÜMSÜZLÜĞÜ!

- Patrice Lumumba’yı yeniden yaşamla buluşturmaktaki amacınız?

İyiliğin ölümsüzlüğüne atıfta bulunmak gibi bir amacım var. Şu an içerisinde yaşadığımız düzenin mimarları iyi niyetli benliklerdir diyemiyorum maalesef. Bir felç hâli tarafından zapt edilmiştir insanlık. Patrice Lumumba’nın yeniden bir deli olarak yaşama gözlerini açmasıyla insanlığın düştüğü durum resmediliyor hikâyede.

Romanda zaman kavramını dilediğince şekillendirebilen bir kahramanla karşı karşıyayız ve geçmişe dönüp büyük hataları düzeltme yetisine sahip. Ne yazık ki gerçekte öyle bir şansa sahip değilizdir ve insanlığın işlediği suçlar kalıcıdır. Geçmişte katledilmiş bir halk kahramanını yeniden yaşamla buluşturmanız durumunda dahi kozunu paylaşmak uğruna karanlık tarafa geçmiyor, kinci değil asla çünkü iyi bir insan ve iyi insanlar her zaman iyi niyet yaklaşımı sergilerler.

- Tabut Sanayisi göze çarpıyor, bu nasıl bir sanayidir?

Ticaret zehridir. Nasıl ki ticaret, kendine alet olmuş bir edebiyatın üslubunu başkalaştırma cüretini dahi gösterebiliyorsa, insan yaşamını dönüştürmeye de girişmiştir çoktan ve hatta başarmıştır da. İşte, ticaretin şekillendirdiği bir insanlığın tablosu da bu şekilde oluyor neticede.

MODERN IRKÇILIK!

- Hikâyeniz sayısız çelişkiler barındırıyor. Bu yaklaşımınızın kaynağında yatan nedir?

Lumumba’yla Venüs’ün Smetana’nın Moldau ezgisi eşliğinde, el yapımı bir denizaltıyla Vietnam Savaşı’na yol alması meselâ. İlk milliyetçi bestecilerden biri kabul edilen birisinin bestesi eşliğinde bir savaşı sonlandırmaya gidişi bir çelişkidir. İnsanlık zayıflarken odağından sapan toplantılar, balolar ve özel geceler… Göle vuran ölü bedenlere rağmen gündelik yaşamın sıkıntısız sürdürülebilmesi…

Günümüzde de artık doğal karşılanıyor, hatta kimse üzerinde durmuyor çelişkilerin. Kanıksanmıştır her tür çirkinlikler, tezatlar. Aileler arası çekişmeler, kulis, tahammülsüzlük, ayrımcılık ve kavga. Bir tür modern ırkçılıktır bu esasen. Son yüzyılda insanlığın en başarılı olduğu alanlardır bunlar ve görmezden gelinen sorunlar nihayetinde insanlığın sonunu getirecek görünüyor. Yaklaşımımın kaynağında bu var.

‘EDEBİYAT BİR AYNADIR’

- Hikâye örgüsüyle absürdizme bir atıfta bulunuyor gibi Bay Lumumba, bundan dolayı da aşk gibi kavramlara rastlayamıyoruz sanki...

Hümanizme… İnsan merkezciliğine… İyi, gerçek ve güzelden uzaklaşmış bir insanlığın aşkı da zaten inandırıcılıktan uzak doğrusu ama tüm bunlara karşın, o dipsiz uğultu içerisinde beliren iyiliğin yankısı işitilmektedir. İstanbul’u, cumbalı evleri, iyi yürekli teyzeleri anlatmanın, hele hele o kedilerini dile getirmenin zamanı değil artık bence…

Bir yazar söylenmesi gerekenleri dökmelidir kâğıda. Edebiyat bir aynadır ama son dönemde elime aldığım yeni nesil romanların çoğunda samimiyetsizlik var. Güllük gülistanlık ilişkiler, nostaljik motifler ve tertemiz aşklarla süslü romanlar. Başınızı kitaptan kaldırıp gerçeklerle yüzleşene dek kandırabiliyorsunuz kendinizi ancak…

Bay Lumumba / Ayhan Ün / Edebiyatist Yayınevi / 192 s.